|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
28 Şubat post-modern darbesi ve bunun Türkiye'ye kaybettirdikleri, kazandırdıkları üzerinde soğukkanlı değerlendirmelere ihtiyaç var. Olayın sıcaklığından uzaklaşıldıkça bu değerlendirmelerin daha isabetle yapılma ihtimali doğuyor. Ancak benim en çok beklediğim 28 Şubat'ın içinde yer almış kimselerin yapmaları gereken değerlendirmeler, bir anlamda nefis muhasebeleri. Katılmadığım kimi yönleri olmakla birlikte eski Çalışma Bakanı Necati Çelik'in konuşması bu açıdan önemli. Refah Partisi camiasında sınırlı da olsa bu tür nefis muhasebelerine zaman zaman rastlanıyor. Bu öz eleştirilerin artarak ve tam bir açık yüreklilikle yapılması gerek. Ancak nedense sadece Refah Partililer'den öz eleştiri yapmaları bekleniyor. Nefis muhasebesi yapması gerekenler sadece Refah Partililer mi? Eğer 28 Şubat'tan ileriye dönük dersler çıkaracaksak en az dört kesimin şapkalarını önlerine koyup samimi bir öz eleştiri yapmaları gerekiyor. Bunların başında tabiatıyla Milli Nizam-Milli Selamet-Refah-Fazilet çizgisinde siyaset yapanlar geliyor. Onlar nerede hata yaptık sorusunu kendilerine mutlaka sormalılar. Partilerinin sürekli kapatılmasının sorumluluğunu kapatanlara atarak işin içinden çıkamazlar. Ne var ki Refah Partililer'le beraber, durumdan vazife çıkarıp 28 Şubat'ta baş rolü oynayanlar da nefis muhasebesi yapmalılar. Ve şu soruyu sormalılar: Bu post-modern darbe ülkeyi aydınlığa çıkarmada ne gibi bir rolü oynadı? Her şeyden önce ülke aydınlığa çıktı mı? Çıkmadıysa bu müdahale kimlere yaradı? Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizde devlet imkanlarının hortumlanmasının önemli bir rolü olduğu herkes tarafından biliniyor. Öyle ki IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşlar dahi hortuma karşı doğrudan tedbir alma lüzumunu hissediyorlar. Bu hortumlamada 28 Şubat hareketinin bir rolü nedir? Batan kimi banka ve şirketlerin üst kademelerinde emekli bir generalin bulunması tesadüf mü? Tabiatıyla burada kendilerine şu soruları sormalılar: Birtakım hassasiyetlerimiz böyle bir neticenin elde edilmesi için tahrik edildi de biz gözümüzün önünde yanan kibrit sebebiyle ufuktaki orman yangınını görmedik mi? Milletin inançlarına yönelik tavırların bizim arkamıza sığınılarak yapılmasından biz kârlı mı çıkıyoruz, zararlı mı? Üçüncü olarak TBMM üyeleri nefis muhasebesi yapmalılar. Parti değiştirirken konjonktürel olarak yapılan değerlendirmelerden bahsetmiyorum, samimi olarak yapılması gerekenlerden söz ediyorum. Mesela "Böyle bir darbe millet iradesini rafa kaldırırken biz ne yaptık?" demeliler. "Konuyu Meclis'e bile getirmekten çekinerek demokrasinin işleyişine ne gibi bir katkıda bulunduk?" diye sormalılar. Doğrusu hep merak etmişimdir: Çıkarılan kanunların zaman zaman milletvekillerinin özgün iradelerinin eseri olmayışı onların ruh dünyalarında ne gibi bir etki yapıyor? Sürekli olarak ya genel başkanlarının ya Avrupa Birliği'nin yahut da derin devletin kanun çıkarma talepleriyle karşı karşıya geliyorlar. Buna karşı doğru bir tavır alıp almadıklarını sorgulamalılar. Nefis muhasebesi yapması gereken sonuncu grup, Refah Partililer'e sürekli günah çıkarma davetinde bulunan medya mensupları olmalı. Bu post-modern darbede oynadıkları meşum rolu sorgulamalılar ve "Biz olmasaydık bu darbe başarılı olabilir miydi?", "Bu destekle ülkeye ne kazandırdık?" sorularını sormalılar. Hasılı nefis muhasebesi yapması gerekenler sadece Refah Partililer değil. Onlarla beraber bu olayda rol alan bütün etkili aktörler kendilerine verilen veya kendilerinin kaptığı rolü bir öz eleştiriye tâbi tutmalılar. Ve bunu açıktan yapmalılar ki geleceğe ışık tutsun.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |