|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Demek, malum sürecin dur durak bilmez yayılmacılığı beşinci sene-i devriyesinde bazılarımızın zihinlerine kadar ulaşacaktı. Gizlenmesi ve örtülmesi gereken bu ayıbı işleyenler kaçacak delik arayacaklarına tam tersine; ucu görünmeyen bir özeleştiri sicimi mağdur ama haklı olanları sarıp sarmalıyor. Bazıları, yüzlerini saklayacakları yerde; sanki hepimiz aptalmışız gibi, sanki nihayet birer cunta artığı değillermiş gibi ve sanki yaptıkları şey dünyanın en haklı işiymiş gibi secaatlerini arzetmekte sakınca görmüyorlar. Haklı olanlar, göğsünü gererek gezebilecekler ise ne kendilerine ne de topluma "nerede hata yaptık"tan başta bir soru soramıyorlar. Gazete sütunlarını dolduran özürleri, televizyon ekranlarından taşan ezilip büzülmeyi gördükçe hafızamla savaşıyorum. Hikayenin böyle olmadığını çok iyi hatırlıyorum ve böyle bitmemesi gerektiğini biliyorum. Geçen her günün daha fazla haklı çıkardığı insanlar neden, "sizin saçma sapan korkularınız ve cehaletiniz bu ülkeyi tarihinin en büyük ekonomik ve sosyal buhranına duçar etti" deyip hesap sorabilecekken özür diliyorlar. Neden, "sizin laiklik endişeniz hırsız hortumcu takımına 80 milyar Dolar kazandırdı" demek varken sıkıntıyla el oğuşturuyorlar. Yıllardır doğru bilinenden bu kuşku, psikolojik savaşa bu boyun eğiş neden? Oysa, 28 Şubat'ın bayraklaştırdığı, "bazıları bu devletin hassasiyetlerini bilmiyordu" vecizesindeki "hassasiyet"ten ne kastettiklerini dün olduğu gibi bugün de anlıyoruz. "İktidar pastasını millet ile asla paylaşmamak" hassasiyetini ve o pastada ülkedeki bütün dar kafalı, ufuksuz, vizyonsuz, despot, hırsız ve yolsuz unsurların tartışılmaz payları olduğunu biliyoruz. Ülkenin değerini artıracak her siyasal, kültürel ve ekonomik zenginliği kendi iktidarlarına karşı saldırı sayanların hassasiyetlerini tabii ki, dün olduğu gibi bugün de umursamıyoruz. 28 Şubat'çılar bu ülke insanının bugününü ve yarınını çaldılar ve üstelik bunu muhafaza da edemediler. Ankara'da, iki politikacıyı yasaklayıp üç partinin üzerinde Demokles Kılıcı sallandırdıklarına bakmayın, Türkiye şimdi onların da denetiminden çıktı. Halkın iradesinden cebren ve hile ile çaldıkları ülkeyi beceriksizlikleri, ufuksuzlukları ve iş bilmezlikleri yüzünden, yolda kaybettiler. Sözümona ülkenin en "millici" en "ulusalcı" güçleri bu ülkenin evlatları ile paylaşmaktan imtina ettikleri ülkenin tankıyla, tüfeğiyle, hazinesiyle, bankasıyla ve nihayet Meclisiyle götürülüp IMF'ye ve ABD'ye teslim edilişini eli kolu bağlı izlediler. Ne olduğunu bile anlayamadılar. Zeka ve becerilerinin ürünü zannettikleri darbenin asıl sahipleri ortaya çıkıp, faturayı tahsil etmeye başlayınca gerçekle yüzleştiler. Şimdi, başörtüsü zulmünde yaş sınırını üniversiteden ortaokula indirmeleri, kızmaları, öfkelenmeleri işte bu gerçekle yüzleşmelerinin sonucudur. 28 Şubat'ın 5 yıllık bilançosu, "bu vatanın sahipleri" pozisyonunu cebren ele geçiren kurum ve kişilerle onların resmi ve sivil uzantılarının bu vatana sahiplik yapma ehliyetleri olmadığının ilanıdır. Bu vatanın, yani, üçüncü milenyumun başındaki Türkiye'nin idaresi, asker-sivil bürokrasi ile onunla sadece çıkar ittifakı kurmayı alışkanlık haline getirmiş iş dünyası, medya ve yarı-resmi sivil toplum örgütlerinin ittifakının daraltıcı, içe kapanmacı ve tektipleştirici vizyonuna bırakılamayacağı artık anlaşılmıştır. Bu zihniyetin ülkenin değerini ne kadar yükseltebileceği, çağdaşlığı kaymakamlara fötr taktırıp, frak giydirerek koruyabileceğine inanmasından bellidir. Türkiye, 28 Şubat'ta halkına uzak ve yabancı olan bir zümrenin korkularından üreyen illüzyona mağlup oldu. Bu mağlubiyet de bu ülkenin ekonomik ve siyasal dengelerinin belki bir daha düzeltilemeyecek şekilde tahrip olmasına yol açtı. "İslamcılar", "demokratlar", şucular, bucular değil herkes aynı anda yenildi. Fakirleştik, borçlandık ve huzurumuzu yitirdik. Şimdi siz; hiç olmazsa istihza ile bakacak yerde, bu tablonun sorumlularından özür mü diliyorsunuz? Peki, onlar kimden, hangi yüzle özür dileyecekler? 28 Şubat'ta bir tek hata yapıldı, o da 28 Şubat'ın bizatihi kendisidir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |