|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
BARCELONA (İspanya)- Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığı yapan ülkelerin bugüne kadar izlediği geleneğe İspanya da uysaydı, 'aday' statüsündeki ülkelerin liderlerini çağırmayacak, Başbakan Bülent Ecevit de 'aile fotoğrafı' içerisinde yer almak üzere buraya gelmeyecekti. Ecevit iyi ki burada. Çünkü, yıllarca ETA terörüyle baş etmeye çalışan İspanya özellikle şu sıralar, Türkiye için önemli mesajlar içeriyor. İddialı konuşmak istemem, ama Barcelona'daki zirveye aday ülkelerin bütünü Türkiye hatırına çağrılmış bile olabilir. "AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer" sözü elbette çok iddialıydı; İspanya'nın AB'ye terör sınavından geçerek ulaştığına ise hiç kuşku yok... Türkiye'nin gündeminde iki konu var bugün: Sonrasında olaylar çıkan İtalya'daki Galatasaray-Roma maçı ve bazı generallerin cezaevine düşen Korkut Eken'i devlet adına üstlenme girişimleri... Bu iki konu bile buradaki gelişmelerle paralellik arzediyor... Beni havaalanından otele götüren yaşlı taksi şoförü Galatasaray konusunda benden daha bilgiliydi. Ardından olaylar çıkan maçın o gece oynanacağını, Galatasaraylı oyuncuların adlarını ezbere sayan şoförden öğrendim; Barcelona ile İngiliz Liverpool'un burada karşılaşacağını da... Barcelona sokakları, AB liderlerini protesto etmek için akın etmesi beklenen Avrupalı 'sol' muhaliflerden çok Liverpool taraftarları İngilizler ile dolu. Protestocu İspanyol sendikacıları da, futbol konusunda, İngiliz omuzdaşları gibi düşünmediklerini, hiç değilse gözleriyle belli ediyorlar. İspanya, çok uzun yıllar ayrılıkçı ETA terörüyle baş etmek zorunda kaldı. Örgütün hala bütünüyle yok edildiği söylenemiyor. Şu anda kuş uçurtulmayan kentte alınan olağanüstü güvenlik tedbirlerinin sebebi, ETA'ya mensup teröristlerin konuk devlet adamlarına suikast düzenleyebileceği endişesi... Tedbiri elden bırakmasa bile, İspanya, terör dönemini büyük çapta geride bırakmış bulunuyor. Bunda, 1986'dan beri üyesi bulunduğu AB'nin ciddi yönlendirmeleri söz konusu. AB üyesi İspanya, sadece yerel talepleri bütünüyle gözardı etmeyerek değil, ayrılıkçı militanlarla mücadele sırasında oluşmuş 'yasadışı' örgütlenmeleri devlet sisteminden tasfiye ederek de Avrupa'nın cesaret sınavından geçti. İspanya, bu bakımdan, Türkiye'nin dikkatini üzerinde yoğunlaştırması gereken bir örnek teşkil ediyor. Şimdilerde 'Kürtçe yayın ve eğitim' için tercih edilen model Korsika'daki uygulamaları sebebiyle Fransa olsa bile, PKK terörünü bitirmeyi kafaya koyduğu izlenimi veren dönemin başbakanı Tansu Çiller'in kendisinden söz etmesiyle, bir ara, 'Bask modeli' ve dolayısiyle İspanya gündemi işgal etmişti. Türkiye Korsika'da mı kalacak, yoksa yolu Barcelona'ya da ulaşacak mı, bunu, tedbirlerin nasıl uygulanacağı belli edecek... Devlet içindeki 'kirli yapılanma' konusunda en cesur çıkışı yapan ülke de İspanya. Şimdilerde, Türkiye'de, Susurluk irtibatlı bir davadan dolayı cezalandırılan Korkut Eken'e destek veren generaller gazete manşetlerini işgal ediyorlar ya, 1999 yılı boyunca, İspanya da benzer olaylarla çalkalanmıştı. 1980'li yıllarda 'devlet adına' giriştikleri yasadışı eylemler yüzünden, polisleri, askerleri, politikacıları yargıladı İspanya. 1999 haziran ayında, Yüce Divan, eski içişleri bakanı Jose Barrionueva ile eski Emniyet genel müdürü Rafael Vera'yı on yıl hapis cezasına çarptırdı. Onlarla birlikte yargılanan sivil-asker 10 devlet görevlisi de, 2 ila 10 yıl arasında cezalar aldılar... Barcelona'dayım, AB Zirvesi'ni izliyorum, ama aklım Türkiye'deki tartışma konularında... Esasen o konuların neredeyse hepsi, bir biçimde, AB ile irtibatlanıyor...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |