T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Orta kahvelere şiirli yolculuk

İçtenlikli ve derinlikli bir sesi var Mehmet Öğütcü'nün ve acılı. Arayışta ama şaşkın değil. Hüküm vermekten kaçınıyor, daha çok tesbitlerde bulunuyor. Şiirlerinde yargılayan olmamaya gayret gösteriyor, onun güttüğü tanıma ve anlama çabası...

Şair Mehmet Öğütcü'nün ilk şiir kitabı olan 'Orta Kahvelere Yolculuk' Şule Yayınları Merdiven Kitapları serisinden çıktı. Son dönemin dikkat çeken şairlerinden birisi olan Mehmet Öğütcü için şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz ki, o, kendisiyle aynı dönemde şiire başlayanlar arasında sıyrılmış bir isim. Edebiyat dünyası onu Dergah, Merdiven ve Kırklar dergilerinde yayınladığı şiirlerden tanıdı. İşte şair, iki bölümden oluşan bu ilk kitabında dergilerde yayınladığı 25 şiirine yer vermiş. Kambur, Morg, Yüzük, Dilemma kitabın öne çıkan şiirleri arasında. çocuğun hesabına kalsaydık abaküste/leylayı şimdiye dek elli kere görmüştük (Kırık abaküs), kar inince dalların günahları kirlenir/kar ki tevellütle bir, kar ki kardeş ölümle (Dilemma), allık sürmeseydiniz de yanağınıza/beğenen olurdu elmalar sizi (Elmanın fethi),... dizeleri bana göre kitabı sırtlayabilecek nitelikte olan dizeler. Beni cezbeden Yüzük şiirinin ilk dizeleri ise tam bir usta işi: ben bir yüzükçü idim gümüşten yüzük yapan/ben bir yüzükçü idim güneşe yüzük yapan güneşin parmakları büyüdükçe büyüdü/ve bir yüzük yaptım ki güneşin parmakları ve bir yüzük yaptım ki içinde küçük kaldı (Yüzük)

Bu dizeler, ayrıca, şairin kelime oyunlarına bir örneklik de teşkil ediyor. Benzer kelime oyunlarına kitabın muhtelif yerlerinde de rastlamak mümkün: zamanla atılırdık altına trenlerin/zamanı sürüklerdik trenlerin altına (Birinci elma seferi) gibi... Huyu gibi üslubu da yumuşaktır şairimizin. Kimseyi incitmemeye çalışır. Yasaları, sicilleri, cellat ve giyotini bile kendi yumuşak üslubu içinde eritir. Ayrıca bu kavramları onun hukukçu kimliğine de verebiliriz. Çünkü şair Mehmet Öğütcü aynı zamanda bir avukat (ya da avukat Mehmet Öğütcü aynı zamanda bir şair, ama sizi temin ederim ki suratı mahkeme duvarına benzemiyor.)

Mısralarında doğal olaylara bolca atıf var. Tufan, sel, kar, yel esmesi, saba rüzgarı, ırmağın akışı vs. Tahta kabza, kovan, mermi, intihar, bomba, ağzından vurmak, bıçak, bıçaklamak, giyotin gibi kelimeleri bile çok sevimli bir hale getiriyor. Morg şiirinin başında tabuttan, ölümden sözederken bir ürküntü duyulur gibi olur ama sonunda şu dizelerle meseleyi anlaşılır ve insani bir zemine oturtmayı başarıyor: mümkün olmuyor kızmak aşka ve sevgiliye/ilk bakış anı kaldı çünkü lanete değer çünkü aşk dilimizin dönmediği bir yerde (Morg)




15 Mart 2002
Cuma
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED