T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Eken'e destek verenler, "herşey"i paylaşıyorlar mı?

Aralarında eski bir Genelkurmay Başkanı'nın da bulunduğu emekli generallerin ve bir eski İçişleri ve Adalet Bakanı'nın da bulunduğu politikacıların, "Susurluk Davası" sonunda mahkûm olan Korkut Eken'e verdikleri destek, elbet geniş tartışmalar yaratacaktır..

Bu destekler, Eken için kanun yollarını açar mı? Yani "İade-i muhakeme" imkanı doğar mı?

Bunun kararını Yargıtay verecek..

Ancak bir başka ihtimal de, savcıların yeni bir iddianame ile, mahkûmiyetle sonuçlanıp, kesinleşen bu davaya ilintili, 2'nci bir dava için dosya hazırlamaları olabilir..

Çünkü, Korkut Eken'i savunup destek veren emekli generaller, Eken'in fiillerini paylaştıklarını söylemekte, "bizden talimat aldı" demektedirler..

Belli ki emekli generaller, PKK'ya karşı verilen anti-terör mücadele dönemindeki harekatın sorumluluğunu ve verilen emirlere dayalı olarak yapılan harekatı ifade ediyorlar..

Herhalde bir "Komutan", Haluk Kırcı, Abdullah Çatlı, Tarık Ümit gibi isimlerin de içinde bulunduğu bir ilişkiler zinciri için, "Bizden talimat alındı" demez, diyemez..

İşin en ince yanı da bu zaten..

Yani herhangi bir ülkede, "kamusal yetki ile devlet gücünü ulusal egemenliğin gereği olarak" kullanan, ister sivil, ister asker fonksiyonerlerin, "hukukun üstünlüğü" ilkesini benimsemeleri gerekiyor..

Çünkü, "hukuksuz devlet, örgütlenmiş şiddet"ten başka birşey değildir..

Tamam.. Biz de casus romanlarını, James Bond filimlerini biliyoruz..

Ayrıca, "devleti için" kendini ortaya atıp, sonra başarısızlık ile ortaya sahipsiz atılan "kahramanlar"ın öykülerini de, yakın ve uzak tarihte çok okuduk..

Cezayir'in Fransa'dan ayrılmaması için darbeye teşebbüs eden "vatansever generaller"i de, Amerika'nın anti-komünist faaliyetini yasa-dışı yollardan finanse edip, mahkemeye düşen Albay North'ları da hatırlıyoruz..

Belli ki Korkut Eken de, pekçok arkadaşı da, PKK ile mücadelede "vatan için" gereken "herşey"i yapmışlar ve verilen bütün emirleri, sonuna kadar uygulamışlardır..

Ayrıca onlar, "vatan için" canlarını ortaya atan ilk görevliler değildir..

"Teşkilat-ı Mahsusa"dan bugüne uzanan dönemde, adlarını bildiğimiz ve bilmediğimiz nice fedailer, kimbilir ne tür emirleri uyguladılar..

Tabiî ki onları tümden kınamak, toptan karalamak mümkün değil..

Ama, tarihin çok dramatik bir şekilde değiştiği bu dönemde, bir temel tercih yapmamız gerekiyor..

Dünyada, uluslar-üstü bir hukuk düzeni oluşuyor.. Ulusal egemenlikler ve yerel hukuklar, sınır tanınmayan bir yargı yetkisi içinde, yargılanmaya başlandı..

Sizin en üst yargı dediğiniz Anayasa Mahkemeleri, Yargıtaylar, İnsan Hakları Mahkemeleri tarafından, kararları dolayısıyla yeniden yargılanıyor şimdi..

Yani vatan için ve üstlerin emirlerine dayalı olarak koyulan eylemler, milli yargıda aklansa bile, "İnsan Hakları Mahkemesi"nde veya "Savaş Suçluları Mahkemesi"nde, ele alınabiliyor artık..

Korkut Eken'i savunan, asker veya sivil silah arkadaşlarının vefası ve dayanışmaları, aşağılanmamalıdır..

Ama o vefayı gösterip, desteği verenler de, ağızlarını açıp konuşmadan önce uzun uzun düşünüp, bir "durum muhakemesi" yapmalıdırlar..

Gerçekten "herşeyin" sorumluluğunu paylaşıyorlar mı?

ŞAKA

Kaslar ve beyinler..

İngiltere'de Manchester Metropolitan Üniversitesi uzmanları, geri geri yürüyen insanların kas gruplarının, ileri doğru yürüyen insanlarınkinden daha fazla çalıştığını saptamışlar..

Biz, bizim sosyo-politik yaşamımızdan ötürü, bu konuda daha çok bilgiye sahibiz..

Geri geri yürüyen insan topluluklarının "kas grupları" gelişirken, "beyin grupları" durgunlaşıyor, geriliyor..

SPOR, SEVGİ İLE GELİŞİR

G.S'nin başarısı, İtalyan nefretine dönüşmesin!

Bir ulustan veya bir toplumdan nefret etmek, ne kadar kolay değil mi?

Roma takımının bir bölüm mensubunun ve stadyumdaki polislerin, Galatasaray oyuncularına ve yöneticilerine yaptıklarına bakıp, hemen şu yargıya varabiliriz..

- Zaten bu İtalyanlar böyledir!.

Diplomasinin kuramcısı Nicolson da, kitabında (Diplomasi) bu konuyu işler..

-Bir Alman meyhanesine giden bir avuç Fransız'ın kaba davranışı veya bir avuç Alman'ın Fransa'daki kabalıkları, o topluluklarda, ulusların birbirlerine düşman olması için yeterlidir, der..

Bakın işte.. Bir avuç Romalı fanatik İtalyan, hepimize Leonardo da Vinci'yi de, Verdi'yi de, Ferrari'yi de unutturdu..

"İtalyan" kelimesinin "İt"ini bile vurgulamayı denemeye başladık..

Hatırlayın bizde bıçaklanan İngiliz holiganları üzerinde, İngiliz basınındaki "Zaten Türkler böyledir" çizgili yorumları, başlıkları..

Bilmeliyiz ki, her toplumun iyileri de, kötüleri de vardır..

"Ulusların iyileri", dünyada hukuku, kaliteyi, saygıyı, uygarlığı, barışı, dostluğu egemen kılıyorlar..

Dileriz, Türkler'in de, İtalyanlar'ın da "iyiler"i, çoğunluktadır..


15 Mart 2002
Cuma
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED