T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Vahşet, kim yaparsa yapsın vahşettir

Geçen hafta yabancı basından bizim gazete ve televizyonlara garip bir haber yansıdı. Habere göre, Suudi Arabistan'ın Mekke kentinde, 800 öğrencinin okuduğu bir kız okulunda, yangın çıkmış; 'mutavva' adı verilen 'din polisleri', kaçışan öğrencilerden kılık-kıyafetlerini 'uygun' bulmadıklarının dışarıya çıkmasına izin vermemiş. Bazı gazeteler, yangında hayatlarını kaybeden 15 kızın ölümünü bu müdahaleye bağlıyorlar...

Gerçekten insanı dehşete düşüren bir olay. Hürriyet başyazarı Oktay Ekşi, düştüğü dehşeti bir değil tam iki yazı konusu yaptı. "Hepsinin cinsi aynıdır" başlıklı ilk yazısında (17 Mart), olayın Türkiye ile irtibatını şu cümleyle kurdu: "ABD'de yaşanan 11 Eylül terörünü lânetlemeye dilleri varmayan yobazlarımızı o sırada sütunlarından ve beyanlarından izlemedinizse şimdi dikkat edin: // Bu fâciayı da görmek istemeyeceklerdir."

Oktay Ekşi, ikinci yazısında (19 Mart) ise, haberin doğruluğuna itiraz eden bir gazete haberinden hareketle, Türkiye'ye dönük tezini tekrarlamaktan geri durmadı. Şu satırlar ona ait: "Asıl önemlisi ve 17 Mart günü de CNN International'da 15 genç kızı yanmakta olan okul binasına hapsedip ölmelerine sebep olan zihniyetin bu kadrolar tarafından kınanıp kınanmayacağı idi. // O konuda tek kelime söylemiyorlar. // Çünkü kendileri eğer aynı olayda Suudi Arabistan devletinin Mutavva denilen Din Polisi sıfatıyla görev yapsalardı, Mekke'dekilerden farklı davranmayacaklarını biliyorlar."

Tartışmanın bu noktada kalması, kamuoyu tarafından, Hürriyet başyazarının Türkiye'deki İslâmi çevreler hakkında söylediklerinin 'doğru' olduğu biçiminde yorumlanabilir. Oysa, çok dışarıdakilerin hislerini bilemesek bile yakın çevremizin konuyla ilgili düşüncelerinden haberdarız. Kılık-kıyafete takılıp gençkızların ölümlerine yol açacak hastalıkta bir yasakçı kafa, Oktay Ekşi emin olsun, sadece ülkemizdeki inanan insanlarca değil dünyanın her tarafındaki Müslümanlarca da lânetlenir. Nitekim, bu olayın geçtiği Suudi Arabistan'da da, insanlar, önce gerçeği kabullenmekte zorlanmışlar, kuşkular büyüyünce, eleştiri oklarını, olaya yol açtığından kuşkulanılanların mensubu bulunduğu ve ülkede bir tür 'dokunulmazlığa' sahip 'Mutavva' örgütüne çevirmekten çekinmemişlerdir.

Bunu, yurtdışı seyahatim yüzünden biraz gecikmeli olarak üzerine eğilebildiğim konuyla ilgili haberlerin neredeyse bütününü gözden geçirdiğim için biliyorum. En son (18 Mart) İngiliz BBC televizyonunda yayımlanan haberde halkın büyük infial halinde olduğu özellikle belirtiliyor. Habere göre, çelişkili bilgiler söz konusuymuş; bazı görgü tanıkları eli sopalı birinin kızları geri döndürdüğünü söylerken, 'din polisi' de denen örgütün başı Jabir el-Hakmi, "Bizden kimse müdahalede bulunmadı" açıklamasını yapmış. Mekke emniyet müdürü Muhammed al-Harthy'nin "Bir din polisi çalışmamızı engellemeye çalıştı" şikâyetine karşılık, içişleri bakanı Prens Naif, "Din polisiyle ilgili iddialar temelsiz" demekteymiş...

Belli ki, kafa karışıklığına yol açacak bir olay yaşanmış. Suudi Arabistan devletinin, Mekke kentinde çıkan, 15 gençkızın hayatını kaybettiği yangın olayını ciddiyetle soruşturup ölümlere sebebiyet veren(ler) olmuşsa cezalandıracağına inanıyoruz. Ben de konunun arkasını bırakmak niyetinde değilim.

Konu elbette burada bitmiyor.

Çok satan bir gazetenin başyazarının, gerçekse 'hasta' sayılması gereken birinin sapkın bir eylemini kendi ülkesinin insanlarına yaygınlaştırmaya çalışmasını nasıl açıklamalı? Türkiye'de inançlı insanlar, Sivas/Madımak'tan Hizbullah vahşetine bir dizi kanlı olay yüzünden haksız yere suçlanıyorlar. 'Suçun şahsiliği' ilkesi hukukun en temel kurallarındadır. Eğer her sapkın eylem eylemciyle özdeşleştirilebilecek birilerine bulaştırılacaksa, bunca yolsuzluk ve devleti soyma olaylarını, gazetelerin üçüncü sayfalarından manşetlerine taşınan azgınlıklar ve Dallas görüntülerini, kıskançlık yüzünden işlenen bunca sosyete cinayetini mâl edecek birilerini bulmakta biz de zorlanmayız. Ancak, suçsuz insanları töhmet altında bırakmak da, en az 'kıyafetleri dince uygun değil' diye kızları ölüme göndermek kadar 'vahşi' bir davranış değil midir?

Oktay Ekşi'ye tavsiyem şu: Üniversitelerden ilâhiyat fakültelerine, oradan imam hatip liselerine kadar yaygınlaştırılan başörtüsü yasağı konusunda rahatsızlık duyan vicdanını (tabii rahatsızlık duyuyorsa) biraz olsun soğutmak için sağda-solda 'din sapığı' arayıp durmasın... Birbirine kuşkuyla bakan, yek diğerini bir karış suda boğmaya hazır nesillerle yüzyüze gelmemize az kaldı çünkü...

İnançlı veya inançsız olduklarına bakmadan herkesin hakkını savunup insanlarımızı barış içinde yaşatmalıyız. Yangında hayatlarını kaybeden Suudi Arabistan'lı başörtülü kızların haklarını savunması, Oktay Ekşi açısından, iyi bir başlangıç.


23 Mart 2002
Cumartesi
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED