|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ömrüme çok şey kattı
İki yaşındaki oğlu Acar Batu'nun hastalığı karşısında ona en iyi şekilde annelik vazifesini yerine getirmek için çalışan Tepe, doktorların "yaşar ama ne olacağı belli değil" dedikleri bebeğiyle umutlu olmayı öğreniyor. Havva Işık Tepe, büyük bir umutla dünyaya getirdiği hasta bebeğine layık bir anne olmak için gece gündüz çaba sarfediyor. İki yaşındaki oğlu Acar Batu'nun hastalığı karşısında ona en iyi şekilde annelik vazifesini yerine getirmek için çalışan Tepe, doktorların "yaşar ama ne olacağı belli değil" dedikleri bebeğiyle umutlu olmayı öğreniyor. İki yıl boyunca bebeğinden çok şey öğrendiğini söyleyen Tepe yaşadıklarını şu sözlerle ifade ediyor: "Bebekler kalpleri yumuşatıyor. Merhameti, şefkati bizlere öğretiyor. Yıllar sonra bebeğime sana ömrümü verdim demeyeceğim. Senden çok şey öğrendim diyeceğim." Evlilik sonrası ikinci bir üniversite eğitimi ve yurt dışına çıkmak için hazırlıklar yaparken hamile olduğunu öğrendiğini söyleyen Tepe, 9 ay sonra sağlıklı bir bebek beklerken aylarca kucağına alamadığı bebeği için onun uzağında anne hayallerini kurduğunu ifade ediyor. "Anneliğin de kadınların içinde taşıdığı özel bir duygu olduğuna inanmıyorum" diyen Tepe, "Ancak evlendikten bir ay sonra hamile olduğumu öğrendim. Eşimle gelecek üzerine yaptığımız bütün planlar bir anda alt üst oldu. Ancak o zaman anladım ki insan değil, Yaratıcı insanların geleceğe yönelik planlarını yapıyor. Çocuk istemediğim için ilk önce onun varlığına kendimi hazırlamaya çalıştım. Beş buçuk aylık oluncaya kadar aileme söylemedim. Herşey bana hayal gibi geliyordu" sözleriyle o günleri anlatıyor.
"Çocuğumun yanında bir Sinderalla'yım"
Evlilik öncesi hayatında bir prenses olduğunu ifade eden anne Tepe evliliğin ardından bebekle birlikte hayatında neler değiştiğini ise şu cümlelerle özetliyor: "Evlilik ve Acar Batu hayatımı yüzde doksan değiştirdi. Artık çocuğumun yanında bir Sinderella'ydım. Çünkü kimse hayatını yönlendirmiyor. Her şey ilahi bir senaryo." Bebeğiyle ilk kez ultrasona girdiğinde tanıştığını, varlığını ilk o zaman hissettiğini söyleyen Tepe, "O günden sonra bebeğimi kabullenmeye ve sevmeye başladım. Çocukların 5 aylıktan itibaren duyduğunu söylediler. Bu yüzden 5 aylık olunca ona yüksek sesle siyer ve Kur'an-ı Kerim okumaya başladım. Aynı şeyi sesini duysun diye babası da tekrarladı. Ancak bebeğim bir buçuk yaşına geldikten sonra duymadığını doktorlar söyledi. Hemen aklıma o hamilelik günleri geldi. Ama ben Allah rızasıyla yapılan hiçbir şeyin boşa gitmeyeceğine inanıyorum" diyor.
"O benim karlar prensim"
Doğum yapıncaya kadar çocuğunun hastalığı hakkında bilgi sahibi olmadığını ifade eden Tepe, o günleri ise şöyle anlatıyor: "Doktorlar normal doğum yapamayacağımı söyledi. Hastanede bir operasyonun ardından bebeğim dünyaya geldi. Doğumun ardından bebeğimi getirdiler ve sapsarı saçlarından sadece 'karlar prensim' deyip öptüm. Çok sıcak bir duyguydu. Yanımda yatacak zannettim. Ama hayal ettiğim gibi olmadı. Bir daha da yanıma getirmediler. Yirmi gün küvözde yaşadı. Anne rahminde sıkıştığı için yüzünde bir görüntü bozukluğu vardı. Ayrıca kalp hastası ve tiroit fonksiyonlarında eksiklik tespit edildi. Bir süre sonra da idrar torbasında iki tane delik olduğu ve bunun da böbrekleri etkilediği, sonuçta idrar yolu enfeksiyonu yaşadığı ortaya çıktı. Yine gözlerinde ve kulaklarında da duyu eksikliği olduğu tespit edildi. Doktorlar bebeğin yaşama şansı olduğunu ama ne olacağı konusunda umutlu olmadıklarını ifade ettiler."
AYLARCA ONA UZAKTAN BAKTIM
Hastalığın ortaya çıkmasının ardından hastaneden çıktıktan sonra İstanbul Tıp Fatültesi'nde 47 gün kaldıklarını söyleyen Tepe, "Hastaneden çıktıktan sonra dışarda bir hayat olduğunu unutmuştum. Anneliği herşeyiyle hastanede öğrendim ama hasta yavrumla tam anlamıyla yaşayamadım" diyor. Bebeğini hiç emziremediğini, çocuğunun aylarca yalnızca suntaj yardımıyla beslendiğini dile getiren Tepe, "Aylarca oğluma yalnızca uzaktan baktım" diye o günlerde yaşadıklarını anlatıyor. İki yıl boyunca hep Allah'a sığındığını hiç umutsuzluğa düşmediğini ifade eden Tepe'yi en çok yaralayan şey ne olacağını bilmemesi... "Ne olacağını bilmek isterdim. Bana oğlumun ses vermesini isterdim. Ancak ne yazık ki bugüne kadar hastalığıyla ilgili bir tanı bile konulamadı. Ama ben Allah'tan umudumu kesmiyorum" diyor. Bu güne kadar oğlunun hastalığı ile çok yorulduğunu ama özverili bir anne olmayı öğrendiğini söyleyen Tepe, "O insan aciz ve sen o insanı koruyorsun. Oysa bugüne kadar bireysel sorunlarımızın içinde kaybolup gittiğimiz anladım" diye kazandığı tecrübeleri anlatıyor. Bebeğinin hastalıkları yüzünden 12 branş doktorla birlikte çalıştıkları söyleyen Tepe, önemüzdeki günlerde Türkiye'de çocuk hastanesi olmadığı için ABD'ye gidecek. Yaşadıklarını ise Tepe şöyle anlatıyor: "Türkiye'de çocuk hastanesi olmadığı için tam olarak tedavisi yapılmıyor. İstanbul'un dört bir yanındaki hastanelere gidiyor çok sayıda doktordan aldığımız raporları bir diğerine götürüyoruz. Doktorlar arasında iletişim yok. Bu iletişimi bizim götürdüğümüz raporlar sayesinde kuruyoruz. Bir hastane tamamen çocuk hastanesi olsa böyle bir sorun olmaz."
Yaşam size çok şey öğretiyor
Acar Batu doğmadan önce iyi bir evlat olmak için çaba sarfettiğini söyleyen Tepe, "Bugüne kadar anne ve babama karşı iyi bir evlat olmak için uğraştım. Şimdi yeni bir sayfa açıldı. Şimdi de iyi bir anne olmak için uğraşıyorum. Bugüne kadar iyi bir evlat nasıl olur diye sürekli Kur'an okudum. Şimdi aynı hassasiyetle iyi bir anne nasıl olur diye yine Kur'an'ı okuyorum" diyor. Bebeğinin hayatına çok şey kattığını da ifade eden Tepe, "Oğlumun kafasında yeni renkler, siteler açmaya çalışıyorum. Onun için ne yapılması gerekiyorsa onu yapıyorum. Yıllar sonra oğluma sana ömrümü verdim demeyeceğim çünkü benim ömrüme oğlum iki yılda çok şey ekledi" diyor.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |