|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye'nin yüzünü Batı'ya döndürüşünün 200, AB perspektifinin ise 50 yıllık bir tarihi bulunuyor. Doğumunu borçlu olduğu İstiklal Savaşı'nda, hepsi de Batı câmiasınin parçası olan "Yedi düvele karşı" ölüm-kalım mücadelesi vermişti Türkiye Cumhuriyeti; buna rağmen 'Batıcı' olma özelliğini korumayı tercih etti. İkinci Dünya Savaşı sonrasında 'Batı bloku' içinde yer alıp Batılı kurumlara üye olduğunda, ülke içinden pek az kişi, yapılanın doğruluğunu sorgulamıştı. Şimdi durum epey farklı. 50 yıllık AB serüveninin üyelik müzâkerelerinin açılmasıyla nihâî evresine girme ihtimali büyüdükçe, bazı çevrelerde, AB tedirginliği de artıyor. Sadece AB'nin Türkiye'den talepleri değil tedirginliğin sebebi; AB karşıtları, AB üyeliğinin ülkenin bölünmez bütünlüğünü zedeleyeceği, hatta bölünmeyi kaçınılmaz kılacağı endişesindeler. Önceleri mahçup ifadelerle dile getirilen bu görüşler, son zamanlarda daha keskin sözcüler bulmaya başladı. Konunun bütün açıklığıyla tartışılmasını zorlaştıran bir çok yönü var: Türkiye'deki sistemin özellikleri yüzünden, karşıt çevreler kendilerini bildik kimlikleriyle dışa vuramıyorlar; bu da tartışmayı karından konuşmaya döndürüyor. "Batı bizi bölmek istiyor" tezini savunanlar, "O halde 200 yıllık Batılılaşma mâcerası yanlıştı" doğal sonucunu kabullenmedikleri ve akılcı alternatifler sunamadıkları için de sorun ayrıca büyüyor... Türkiye için AB üyeliği bir 'kader' değil elbette; AB üyesi olmadığı halde dirlik ve düzenini kurmuş, vatandaşlarına refah sağlamış nice ülke var. İsviçre Avrupa'da, ama AB üyesi değil sözgelimi. Her ülkenin vatandaşları "AB üyesi olalım" diye can atmadıkları gibi, bu yılbaşında başlayan 'tek para birimi' uygulamasına katılmayan, "Acaba üye olmakla yanlış mı yaptık?" diye kara kara düşünen AB üyesi ülkeler de var. Türkiye AB üyesi olamadı diye kıyamet kopacak değil. Ancak, AB üyesi olamamış Türkiye'nin önünde fazla seçenek de bulunmuyor. "Rusya ve İran" gibi ülkelerle ittifak kısa vâdede yaraya merhem olamaz. "ABD-İsrail-Türkiye" ekseni ise, özellikle 11 Eylül sonrası dengeleri altüst olmuş bugünün dünyasında, Türkiye'nin bütünlüğü için ciddi tehditlere gebe. Yalnız başına kalmış bir Türkiye ise, siyasal, sosyal ve ekonomik alanlardaki tıkanıklıklarını aşamaz, temel sorunlarını çözemez. Bugün, "Bölünmeyle sonuçlanabilir" endişesiyle kaçınılan demokratik düzenlemeler, yalnız başına kalmış Türkiye'nin nefesini keser, önünü tıkar; Allah korusun, bütünlüğünü kazaya uğratır... Korkunun ecele faydası yok. Türkiye'nin dengeleri, en azından son 50 yılda, Batı câmiası içinde oluştu; oradan geri dönüş, bugünün karmaşık dünyasında, Türkiye'yi başıbozuk hale düşürebilir. En doğru yöntem, AB üyeliği yönünde sağlam adımlar atarken, o perspektifin tıkanması durumunda başvurulacak alternatifleri el altında bulundurmaktır. Helsinki Zirvesi'nden beri 'aday adayı ülke satatüsü' elde etmiş olan Türkiye, Bulgaristan ve Romanya gibi komşularının gerisinde kalmayı göze alamaz. Korkulan ne? Başlarda tereddüt geçirseler bile bir çok ülkenin zamanında yaptıkları demokratik iyileştirmelerin Türkiye'de de gerçekleştirilmesi... Lozan'la azınlıklara tanınmış olan bir dizi hakkın, kendini 'farklı' hisseden çoğunluk mensuplarına da yaygınlaştırılması... Zaten uygulanmayan idam cezasını kaldıran, 'dil yasağı' gibi 'çağdışı' uygulamalara son veren bir Türkiye, AB üyesi olamaması durumda dahi, vatandaşlarının mutluluğunu sağlayacaktır... Daha fazla demokrasinin böldüğü, parçaladığı bir ülke örneği bulunmuyor günümüz dünyasında. Her ülkenin temel hedefi, refahı tabana yaymak, insanlarını mutlu etmektir. Bugüne kadar, bu hedefin yerine 'güvenlik' endişesini koydu Türkiye ve geldiği nokta hiç de iç açıcı değil. Bir defalığına vites değiştirse ve kendisinden beklenmeyeni yaparak demokrasiyi ilk hedef haline getirse ya! Batı'nın, Türkiye'ye hâlâ 'Şark Meselesi' dar ekseninden bakıp bakmadığını ancak bu sayede anlayabiliriz. Öyle bir durumda, herkes tarafından uyarlanabilecek evrensel değerlerle kuşanmış Türkiye, Batı'nın -varsa- hesaplarını daha kolay boşa çıkartabilecektir. Yakın tarihinde hep oyuna gelen, hiçbir oyunu boşa çıkartamayan bir ülke Türkiye; bâri bu defa akıllı davransa.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |