T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Güzel bir iş...

Zaman zaman sporumuzu yönetenlere eleştirilerimiz oluyor. Bundan sonra da olacak..

Bu doğal karşılanmalı.

Zira, eleştirilerimizin altında "art" niyetin olmadığının bilinmesi gerekir. İşler iyi gittiğinde her Türk gibi, ben de mutlu olurum.

Dediğim gibi, elbetteki eleştiri olacak.

Bu eleştirilere bakıp, yetkililerin daha iyisini yapması gerekir. Bu düşüncede olduğumuz süre içinde, ülkemizin sporu özlediğimiz çağdaş düzeye ulaşır. Bunu ne ben, ne de başkası tek başına yapabilir. İyi görüntü vermeyen mevcut Türk sporunu çağdaş düzeye çıkarmak, hepimizin boynunun borcudur.

Şimdi, bugünkü yazımı, bir güzelliğin devam etmesi ve hayata geçirilmesi için, gündemime aldım.

Efendim bilindiği gibi, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünde 8 bine yakın personel var. İddia ediyorum, bu personelin yüzde 80'i sporu sevmeyen veya spordan anlamayanların sayısı çoğunlukta.. Bu gerçeği kimse göz ardı edemez.

Ama..

Bakan Fikret Ünlü'nün çabası ile, 500 spor adamı, bünyeye katıldı.

"Bu gençler kimdir" diye sorduğunuzda da cevabını hemen vereyim.

Türkiye'deki 56'yı bulan Beden Eğitimi ve Spor bölümü mezunları artık Türk sporunun geleceğine sahip çıkmak için, kolları sıvadılar. Bu gençler, sözleşmeli de olsa, Türk sporunun emrine girdiler.

Teşkilatın son yıllarda gerçekleştirdiği en olumlu kararı bu idi.

Bu gençler, yurdun çeşitli bölümlerine dağıldı ve mevcut durumu saptamak için çalışıp, duruyorlar.

500 gencimiz geçenlerde Ankara'da biraraya geldi ve bir yıllık çalışmalarda elde ettikleri düşünceleri açıkladılar. Hem de, Bakan ile Genel Müdür'ün huzurunda.

Sporumuzu teslim edeceğimiz bu gençlerin eleştirileri, tek tek not edildi. Aksaklıklar dile getirilirken, konuşmalar kesilmedi. Yani, klasik amir-memur ilişkisi yaşanmadı.

Tespit edilen aksaklıklar önümüzdeki günlerde hayata geçirileceği sözü verildi.

Bu görüntüyü sergileyenlere teşekkür borçluyuz.

Bizler, her zaman eleştiri yapacağız. Bundan bazıları sıkıntı duyacak. Ancak, düşüncelerimizi sadece "eleştiri" üzerine oturtmamayı da bileceğiz.

İşin önemli tarafı, eleştirilerde samimi olup, olunmadığıdır..

Bunun ayırımını yaptığımızda, çorbada tuzumuzun bulunması, bizleri sadece ve sadece mutlu eder.


31 Mayıs 2002
Cuma
 
GÜRAY SOYSAL


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED