T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Benim köyüm, yolum, halim!..

Haberi, "Hürriyet" verdi. Okuyunca, gerçekten duygulandım. Zira; 11 Eylül'den beri, doruğa çıkan ve 28 Şubat'tan sonra da bir "karabasan" gibi üstümüze çöken bir "kişilik soyutlaması"nın üzerine bir bardak yayla suyu gibi geldi.

Los Angeles Lackers'in pivotu Shaquille O'Neal'in bir lokantada gördüğü "bizim" Hidayet Türkoğlu'ya: "Benim Müslüman kardeşim Los Angeles'a geliyor ve beni aramıyorsun. Çok darıldım!" diyor!..

İşte "Müslüman kardeşliği" budur! Renk, ırk, dil ve lehçe farkı gözetmeden, "kardeşlik üzere" bir dünya için kitaları, okyanus ve deryaları aşıyor!..

Bu derin mana taşıyan "Basket" muhabbeti, bir de şu MGK ile Avrupa Birliği meselesinde, askerler kadar sivilleri de çokça düşündürmelidir!..

Doğu ve Güney Doğu'da bir "ana dil sorunu" varsa, bu "ana dil" için yaşayıp gelen kültür ve medeniyet kadar, sosyal ve ailevî hayatın izleri şimdiye kadar niçin irdelenip, bilimsel kaynağa oturtulmadı?

Bunu herkesin sorması ve etkili-yetkili kimselerin de gereken "üniter cevabı" vermesi gerekir!..

Herkes, köyünü, beldesini ve baba ocağını tüttürür, özler ve anılarını oralarda tazelemek ister!..

Bizim Karadeniz de öyledir!.. Bizde bir lâf vardır: Kürtler, Lâzlar'ın deniz görmemişidir!.. Veya, Lâzlar, Kürtler'in deniz görmüşüdür!.. Vs. gibi...

Şimdi, aynı "ortak kültür" değerlerin ne gibi bir "yöresel zenginlik" kazandığını "Çaykara Kültür ve İktisat Derneği"nin dergisinde (10/15, Haziran 2001, sh: 39-40) yer alan Orhan Ersoy ile Aynur Demir'in şiirleri ile bir nebze irdeleyelim:

"YOL DERDİ"

"Micibil'den Yende'ye yolsuz köy mü kalmıştır?

Yolun gittiği yere medeniyet gelmiştir,
Rahata kavuşmuştur ve de yüzü gülmüştür
Vallahi züldür bana yolu görmeden ölmek
Şerah'a asfalt gitti, yolsuz kalmak ne demek?
Holalılar kınadı, bundan büyük zül olmaz
Umarım ki bizim köy bunun altında kalmaz,
Yolumuzu yaparsak el-alem bize gülmez,
Bu yolu yapmak için sarf etmeliyiz emek
Alem aya giderken, yolsuz kalmak ne demek?
Anlamak mümkün değil bugün yolsuz kalmayı
İnsan olana ayıp, bırak Müslüman olmayı,
Vazife bilmeliyiz yola çare bulmayı,
Tabii ki hakkıdır, görene, bize gülmek
Haranikas halkına yolsuz kalmak ne demek?
Yollar geçer Holo'dan Mesoraş'dan ileri
Kalmak yakışıyor mu: Holalılardan geri?
Mutlaka yol gelmeli Kurşumas'lardan beri.
Gözümüzü yıldırmaz gerekse dağı delmek,
Yirminci asır bitti, yolsuz kalmak ne demek?"
18.01.2001: Orhan ERSOY

KÖYÜME

"Sultan Murat yaylasına
Sarıkaya kambosuna
Kukulis taşına, kereste kayasına
Kurban köyüme oy
Çaykaram çayı karam
Bahtı karam sana kurban oy!

Oksodısi, Tahtosuna
Alçak köprü, kamarasına.
Derelerine, dağlarına kurban oy!
Çaykaram, çayı karam.
Bahtı karam, sana kurban oy!

Meşesine, ormanına
Çiçek açan dallarına
Gelin gibi baharına
Kara ağacına, sarı çamına
Kurban köyüme oy!
Çaykaram çayı karam
Bahtı karam, sana kurban oy!

Güneşine, rüzgarına!
Çisesine, yağmuruna.
Fırtınasına, karına
Kurban köyüme oy!
Çaykaram çayı karam
Bahtı karam, sana kurban oy!

Karenesin çayırına!
Çelisine, tarlasına
Felisine, lahanasına
Kurban köyüme oy!
Çaykaram çayı karam
Bahtı karam sana kurban oy!
Ziziline, lazuduna
Zibiline, kuymağına
Mısır ekmeği, kolivasına
Köyüme kurban oy!
Çaykaram çayı karam
Bahtı karam, sana kurban oy!

Türküsüne, atışmasına
Kemençesine, kaydasına
Kavalına, vaybarasına
Sana kurban köyüm oy!
Çaykaram çayı karam
Bahtı karam sana kurban oy!

Pazenine, kaytanına!
Libadesine, fistanına
Peştemali, kuşağına
Sana kurban köyüm oy
Çaykaram, çayı karam
Bahtı karam, sana kurban oy!

Seyirine, ırgatına
Keşanına, sarı yazmasına
Kızlarına, uşaklarına
Taşlarına, topraklarına
Sana kurban, köyüm oy
Çaykaram, çayı karam
Bahtı karam, sana kurban oy!"
Aynur DEMİR

"Bahtı kara" insanların bugün, yolu da var, suyu da!.. Gidiniz oralarda, tozup dolaşınız! Rakı kokusundan kaçanlar, Uzungöl'de, Sultan Murat'ta, Kop ve Kaçkarlar'ın eteklerinde "tezek kokuları" içinde, "Bezerkenaşi/Bezirgan-aşı" yiyip, "yağı göllü" Kuymağı tahta kaşıkla kazırken, "Müslüman olmanın" bilinciyle, hayat sürüp gelenleri görüp "nostalji"lerini tazelesinler!..

Ve "unutulmaz portreler"in senaryoları derlense, bakınız, kim kimin "rolü"nü alırdı:

Muhaye/Unika'yı (Ceymis Stevart), Şurlu Rahmi'yi (Harrison Ford), Zenolu Kazim'i (Antonio Banderas), Holaysalı Kordeç Mehmet'i (Bud Spenser), Kösemeroğlu Niyazi'yi (Jak Nikolson), Liman Ahmet ve Mangır İbrahim'i (Lorel-Hardi çifti), Şerahli Salih Makat'ı (Yul Bryner) ve Kadahorlu Sikomit'i (Spenser Tresi) ancak oynayabilirdi!..

İşte böyle bir kültür ve folklor zenginliği içinde, bir toplum şehrayini ortaya koyarsak hiçbir zaman Charles Aznavur gibi birileri çıkıp, "Ararat'ı bize verin, ne işinize yarıyor ki?" diyemez!..

Anlatabildim mi?... "Kuskus" yamakları!?...


www.sadikalbayrak.com

31 Mayıs 2002
Cuma
 
SADIK ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED