T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Yüzyıllık çıban!

Tarih boyunca işlediği cinayetlerden dolayı kendisine yöneltilebilecek eleştirileri ustaca bertaraf eden, asılsız yaygara ve gerçek dışı iddialarla her türlü "illüzyonu" yaratabilen tılsımlı bir güç var karşımızda.

Ki, bütün elit-entelektüel-seçkin zümrenin desteğine sahip.

Bütün dünya sanayii ona çalışıyor.
Bütün enformasyona kanalları.
Bütün mali piyasalar.
Bütün Hollywood.
Bütün yayın kuruluşları.
Bütün "academic" getolar.
Bütün ödül, derecelendirme ve taltif mekanizmaları.

İzlediğimiz her film bize "manipülasyon" olarak geri dönüyor, satın aldığımız her mamul "terör" ve "dehşet"ten başka bir şey üretmiyor.

Şehirlerimizde, kasabalarımızda, köylerimizde, sokaklarımızda bu büyük "manipülasyon merkezi"nin ürettiği haberler ve görüntüler...

Evlerimizde, odalarımızda, işyerlerimizde onlar...

Televizyonda karşılaştığımız her program "cinayetler çağı"nı kutsayan görüntülerle dolu.

Okuduğumuz her kitap.
İzlediğimiz her film.
Katıldığımız her etkinlik.
Her türlü mevkute, envanter, basılı kağıt....

Biz ikinci büyük savaşta gaz odalarında telef edilmiş mağdurlara ağlarken, Ortadoğu'da savaşın dehşeti çocukları yakıyor.

Otadoğu'da kan döken varolma savaşı veren "mazlum", "mağdur" ve "sıkışmış" bir halk değil, "siyonizm"in yüzyıllık düşlerini ihya için silaha sarılan katiller ordusu...

Dünya, siyonist azgınlığın elinde rehin, yeni savaşlara sürükleniyor.

Nuray Mert'in de altını çizdiği gibi, "Tarih boyunca dinler tüm iddialarına rağmen barbarlığın önüne geçemediler, insanlık birbirini boğazlayıp durdu.

"Batı dünyasında aydınlanma hareketi ve modernleşme dinleri batıl ilan etti, onların iddialarını üstlendi, ama, aydınlanmanın yolu kanlı devrimler ve iki büyük dünya savaşıyla baştan gölgelendi.

"21. yüzyılın başında bu yol yeni bir karanlığın eşiğine varmış durumda...

"Uluslararası ilişkilerde tek kural güçlünün isktediğini yapacağı anlayışı, iç politikada ise güvenliğin sözkonusu olduğu yerde özgürlüklerden bahsedilemeyeceği ilkesi etrafında belirlendi."

Yirmibirinci yüzyıl, insan haklarını sınırlayan düzenlemelerin ya da ihlal eden uygulamaların "ulus", "toplum", "kamu" gibi kolektif yapıların menfaatlerine atıfla meşrulaştırıldığı bir Amerikan ve İsrail yüzyılı olacak.

Sadece terör ve gözyaşı üretecek.
Ankara sert çıkmış.
"Sert çıkmak" İsrail azgınlığını durdurmaya yetmiyor.
Bir şeyler yapmak lazım.
Somut bir şeyler...
İsrail, çünkü, sadece Ortadoğu'yu değil, tüm dünyayı tehdit ediyor.
Tüm dünya barışını...
Türkiye, yaptırım gücü olan bir ülke.

Gücünü kullanmak ve "tank ihalesi"nden 28 Şubat sürecinde imzalanmış "askeri stratejik" anlaşmalara, GAP bölgesindeki imtiyazlardan İsrail vatandaşlarına yönelik "vize serbestisi"ne, tüm anlaşma ve kararları yeniden gözden geçirmek zorunda.

Arz-ı mev'ud belasıyla uğraşmadan bu topraklarda rahat ve huzur içinde yaşamak istiyorsak bunu yapmalı, Ankara'yı bu tedbirleri almaya zorlamalıyız.


3 Nisan 2002
Çarşamba
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED