T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Cinnet ve şiddet toplumu

Filistinliler'le İsrailliler arasındaki sıcak ve soğuk savaşın ulaştığı boyutları kavrayabilmek için, bölgeyi baştan sona gezip görmek gerekir. İsrail'i gidip görmeyen, onun asıl bir cinnet toplumu olduğunu, gazete sayfalarına ve televizyon ekranlarına bakarak anlayamaz.

Bir ülkede, bir kesimin kendi kusursuzluğuna, başka bir kesimin de aşağılanmayı hak ettiğine inanması kadar dehşet verici bir bölünme olamaz. Ortadoğu'ya İsrailliler'in gözüyle bakan Amerika'nın, Sharon'un Hitler'i aratan cinayetleri karşısında sessiz kalması, Filistin bölgesini kan gölüne çevirdi.

Filistin'deki son gelişmelere Bush yönetimi, haklı Sharon, haksız Arafat'a hak ettiği şekilde davranıyor, diye bakıyor. Araplar ile Yahudiler arasındaki çatışma, tarihsel boyuttan soyutlanırsa, sorun barış yanlısı Yahudiler ile kavgacı, terörist Araplar'ın savaşı olarak görülür. Çıbanbaşı, çözümü barışta değil de, savaşta arayan İsrail'in "politikacı generalleri"dir.

Sharon başta olmak üzere, İsrail'in general politikacıları dünyanın en güçlü ordularından birine sahip oldukları için, kendilerinde tanklarla Arafat'ın yönetim merkezine kadar gitme hakkı görüyorlar. Ellerinde silah olanlar, kendilerinin kusursuz olduklarına inanırlarsa, başkalarının hakkını çiğnemede hiçbir sınır tanımazlar.

Tarih boyunca ezilen Yahudiler, ellerine silah geçirince Filistinliler'i, kendilerini ezenleri aratmayacak bir biçimde eziyorlar.

Avrupa Parlamento'su üyeleriyle yakınlarda İsrail'de Yahudi ve Filistin bölgelerini dolaşan Doç. Dr. Abdullah Gül, Dr. Alaattin Büyükkaya, Dr. Erkan Topal ve Muharrem Karslı'nın da bulunduğu bir sohbette, çatışmaların doruk noktasına ulaştığı bölgeye ilişkin izlenimlerini anlattı.

Gül, "Filistinliler'in çevresindeki tank kuşatması, BM, AB, İKÖ ve Amerika'nın aktif katılımıyla en kısa zamanda kaldırılmazsa, bütün Ortadoğu yeni bir savaşa sürüklenebilir" dedi. Gül, ayrıca, "Türkiye'nin milyonlarca dolarlık tank yenileme ihalesini, böylesine kritik bir dönemde İsrail'e vermesinin büyük bir hata olduğunu" da vurguladı.

Yahudiler ve Araplar yüzyıllarca birarada yaşamış, aynı soydan gelen toplumlardır. Türk toplumu gibi, Yahudi ve Arap toplumu da, özellikle son iki yüzyılda Batı ülkelerinin baskı ve şiddetini hep birlikte yaşadıkları için, aşağılanmanın acısını herkesten çok daha iyi bilirler.

Yahudiler'in yüzyıllarca süren çalışma sonunda, Filistin bölgesinde, milyonlarca insanın mülteci olması pahasına kurdukları elli yıllık devletin uzun ömürlü olabilmesi için önlerinde yalnızca iki alternatif var. Ya Osmanlı ve Endüüs zamanında olduğu gibi, Araplar'la uzlaşarak barış içinde birarada yaşayacaklar. Ya da general politikacıların yönetimde "ordu millet" olarak, silah gücüyle varlıklarını korumaya çalışacaklar. İsrail'in üçüncü bir alternatifi yok.

İsrail bugüne kadar barışçı yolu hep dinamitledi. Arafat'la ilk barış anlaşmasını yapan Rabin fanatik Yahudiler tarafından öldürüldü. İsrail'de barış yanlıları azınlıkta kaldı. Sharon'la şiddet yanlısı güçler, çatışmayı zirve noktasına ulaştırdılar. Sharon, Filistinli'e gözdağı vermeye çalışırken, barışçı Yahudiler'e de en büyük zararı verdi. Sharon şiddeti küreselleştirdi. İsrail bir "cinnet toplumu" oldu.

Bugüne kadar yapılan dehşet verici savaşlar, İsrail'in bölgedeki varlığının bir güvencesi olmadığı gibi, şiddeti yaygınlaştırdı. Artık üç Filistinli'ye karşı mutlaka bir İsrailli de ölüyor.

Terörü devlet politikası haline getiren ülkeler, teröre hedef olmaktan kurtulamazlar.


3 Nisan 2002
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED