|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Analiz bitti… Analizin hiçbir işe yaramadığı noktadayız. İnsanlığın geleceği Ramallah'a gömüldü. ABD'yi "yöneten akıl" tek bir şeye inandığını açıkça gösteriyor: 11 Eylül'de İkiz Kuleler'de hayatlarını kaybeden masum insanlara saygı gösteren bir inancı yok. Eğer o masum insanlara saygı göstermenin zerresi olsaydı, Filistin'de yaşanan vahşete kol kanat germezdi. Gerçek bir insanlık hesaplaşmasıyla karşı karşıyayız. Gerçekten insanlık denen bir değer varsa, Arafat'ın şahsında aşağılanan herşeyin, insanlığın "onur"u ve "namus"u olduğunu ilan eden bir çığlık dünyanın her yerinden yükselmek zorundadır. Evet, Filistin halkının onuru, insanlığın onurudur, evet, Filistin halkının namusu, tüm insanlığın namusudur. ABD, 11 Eylül'de kendi insanlarına karşı girişilen vahşet karşısında, meşru müdafaa hakkı adına elde ettiği tüm mevzileri ve bu arada uluslararası alandaki siyasi meşruiyetini kaybetmiştir. ABD, Arafat'ın kuşatılmasına ve aşağılanmasına göz yumarak, insanlık değerlerinin saldırıya uğradığı 11 Eylül gününün tüm anlamlarını "Beyrut kasabı" Şaron'a ihale etmiştir. Dünyada varolan tüm güçlerin, insanlığın saldırıya uğradığı Filistin karşısında utanç verici bir teslimiyetçilik içine girmesi, dünyaya hakim olan güçlerle, insanlık değerleri arasındaki kesin ve keskin kopuşu işaret ediyor. Kitleleri temsil edenler ile insanlık değerleri arasındaki temas, daha bir haftası dolmamış olaylar nedeniyle sıfırlanmıştır. Bugünler, herkes için, her insan teki ve her güç odağı için, teker teker verilen bir insanlık sınavının günleridir. Bilin ki, bu sınavı nasıl verirseniz, hayatınızın bundan sonrasını bununla tanımlayacaksınız. Bu saatten sonra, Arafat'a "terörü niye durdurmuyorsun" demek, en az terör kadar suçtur. Ne yapabilir ki Arafat? Eli kolu bağlanmış, korumaları öldürülmüş, karargahı yıkılmış, yiyeceksiz ve elektriksiz bırakılmış bir "direniş sembolü", kime, hangi güçle ve neden, şunu yap ya da bunu yapma, diyebilir. Şu andan itibaren onurlarını korumak için, hiçbir örgütten emir almadan, sadece "ben insanım ve benim asla tartışılmaz bir onurum var" demek için ölüme giden çocuklara, "terörist" muamelesi yapmak, gerçek teröristleri aklamaktır. Yok edilmeye çalışılan, yok edilmekten öte bir zulümle aşağılanan insanlara, hangi seçeneği bırakıyor, dünyanın efendileri? Ve Türkiye… İçindeki herkesin Filistinli çocuklar için acı duyduğu bu ülke, vatanımız... İsrail'e tank modernizasyonu için para vermeyi asla taşıyamaz, asla taşımamalıdır. Şu anda Şaron'a haddini bildirmekte çekimser davranmak, bu ülkedeki insanları bir ve beraber yapan herşeyi zedelemektir. Derhal, o anlaşma iptal edilmeldir. Böyle bir anlaşmayı iptal edilemeyecek bir şekilde yapmış olanlar varsa, bu Hükümet derhal istifa etmelidir. Filistin'de olup bitenler, tarihte gördüklerimizin en acılarından. Bu derece ağır, bu derece vahim ve bu derece utanç verici bir saldırıya çok az uğradı insanlık. Elimizdeki tüm değerler, şu anda Ramallah'ta aynaya bakıp bakamama seçeneği ile karşı karşıya. Bugünler ne yaparsak, „yarınların kaderi"ni tayin etmiş olacağız. Analiz bitti... Eğer, hemen bugün Arafat'ın karargahı etrafındaki kuşatma sona ermezse ve hemen ertesi gün Şaron için insanlığa karşı cürüm işlemekten dava açılmazsa ve Şaron insanlık suçu işlemekten mahkum olmayacaksa, tüm insanlık için de Ramallah'tan öteye yol yoktur. Analiz bitti, direniş sürüyor...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |