T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Amerikan planı, Şaron vahşeti ve devlet terörü

Dünyanın belli başlı güç merkezlerinin onayıyla Filistin topraklarında 9 gündür işlenen insanlık suçları, Amerika'nın "İslam'la hesaplaşmak" için başlattığı küresel savaş için bir dönüm noktası olacaktır. Filistin'de, bütün dünyanın gözleri önünde sergilenen bu vahşet, Orta Afrika'dan Filipinler'e kadar Müslüman coğrafyayı işgal etmeye yönelik küresel savaşın arkasında yatan çirkin zihniyeti gözler önüne serdi.

Dünya Müslümanları kendilerine yönelen tehdidin arkasındaki "terör zihniyeti"ni net olarak görebiliyor artık. Mindanao Müslümanları'na yönelik cinayetlerle Afganistan'da binlerce sivilin öldürülmesinin, Filistin'de evlerine baskın yapılıp kurşuna dizilen yaşlı insanlarla, dünyanın ücra bölgelerine götürülüp işkence edilen, yargılamadan mahkum edilen, en temel insani haklardan mahrum bırakılan insanların maruz kaldığı şeddetin arkasında dehşetengiz bir köleleştirme projesinin bulunduğunu kavradılar. Mindanao'daki, Endonezya'daki bir Müslüman'la, Nijerya'daki, Tacikistan'daki bir Müslüman aynı düşünceleri, duyguları ve öfkeyi paylaşıyor. Amerika'nın yeni savaşına karşı "ortak cephe" hızla kendini yeniliyor.

Amerikan imparatorluğunun, en önemli müttefikleri baskıcı yönetimler, soykırım sabıkalısı katillar ve diktatörler olan küresel savaşı, insanlığı adalesizliğin, hukuksuzluğun, "devlet terörü"nün hakim olduğu bir çağa sürüklüyor. İsrail bu çağa en hızlı uyum sağlayan ülkelerin başında. Filistin'e yönelen ve insanlık adına utanç duyduğumuz teröre, savaş ve petrol lordlarının hakim olduğu Beyaz Saray'da karar verildi. Dolayısıyla İsrail'e yönelen sözde kınamaların hiçbir anlamı ve yaptırı gücü yok.

Cenk Kalesi'nden Nablus katliamına

ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin İsrail ziyaretinde ve Şaron'la ABD Başkanı George Bush'un Washington'daki görüşmelerde planlanan bu vahşi işgal, bir İsrail-Filistin savaşı değil, ABD'nin "küresel Haçlı Savaşı'nın Ortadoğu cephesi"dir. Bölgede ABD'ye karşı muhalif bir politika belirlemeye çalışan Avrupa Birliği'nin geri çekilmesinin nedeni de bu. AB, işgalin "Amerikan operasyonu" olduğunu bildiği için geri adım attı.

"Amerika-İngiltere-İsrail üçlüsü"nün dünyayı kaosa sürükleyen ve İslam coğrafyasını ateşe veren istila hareketinin Ortadoğu cephesi Irak'tan önce Filistin'de açıldı. Kuzey Irak'ta, Ürdün'de ve Körfez ülkelerinde, 11 Eylül saldırıları ve sonrası gelişmelerle hiçbir ilgisi olmayan Irak'a saldırı hazırlıkları sürerken, Filistin'de açılan bu cephe ile Müslümanlar'ın direniş ve özgürlük ruhuna karşı vahşi bir saldırı başlatıldı. ABD ve İngiliz askerlerinin Raşit Dostum'la birlikte Cenk Kalesi'nde yüzlerce Özbek gencine yönelik katliamı ile Filistin'de masum insanların kurşuna dizilmesi, binlerce gencin temerküz kamplarında toplanması arasında çok güclü bir illiyet bağı mavcut. Küresel 0istila ve yağma harekatı başlatanlar ve bunu "terörizme karşı savaş" olarak yutturanlar, aslında terörizmin kaynağının kendileri olduğunu gözler önüne seriyor, en yalın insan değer yargılarını ve ortak insani/hukuki birikimleri yerle bir ederek insanlığı şimdiye kadar tanık olmadığı bir "terör çağı"na sürüklüyorlar.

ABD ve İsrail'in hedefi ne?

Sanıldığı gibi hedef sadece Yaser Arafat değil. Arafat tecrit edilerek Filistin yönetimi bütün kurumlarıyla ortadan kaldırılacak. Böylece, Filistin'in içeride ve uluslararası alanda siyasi temsil yetkisi yok edilmiş olacak. Ardından da Hamas, İslami Cihad ve Filistinli diğer direniş örgütleri ortadan kaldırılacak. Böylece, ABD'nin küresel savaşına yönelik muhalefet ve direniş ruhunun en önemli kaynağı kurutulacak, Filistin Devleti umudu ortadan kaldırılacak. Bağımsızlık ruhuna darbe vurulacak. Filistin'deki İslami unsurlar tasfiye edilecek. İsrail İçişleri Bakanı Eli Yişai'nin "Amerikalılar'ın Afganistan'da kaldığı süreden daha kısa süre Filistin topraklarında kalacağımızı garanti edebilirim. Bu çok benzer bir hareket" sözleri de bunu kanıtlıyor. Toplu infazların ve binlerce gencin gözleri bağlanıp bilinmeyen bölgelere götürülmesinin amacı bu. Amerika'nın El Kaide'ye yönelik politikası şimdi Filistinliler'e uygulanıyor.

Artık İsrail askeri çekilse de amaç hasıl olmuştur. Filistin'in ve Müslümanlar'ın güç merkezleri dağıtılmış, binlerce mensupu esir alınmıştır. Muhtemelen de öyle olacak. ABD araya girecek, İsrail geri çekileek. ABD, Filistin kozunu tekrar oynuyor. Tansiyonu düşürecek. Arap dünyasında Müslümanlar'a yönelik küresel savaşa ve Arap liderlerinin acizliğine karşı büyüyen öfke dizginlenecek. Arap liderler de bu arada iş yapmış olacaklar ve iktidarlarını güvenceye alacaklar. Küresel savaşta ABD ile dayanışmaları devam edecek, istenen her tavizi verecekler. Bu yemi bakalım bu sefer kim yutacak?

Sırada Lübnan, Suriye, Irak var

Ortadoğu cephesi Filistin'le son bulmayacak. Ardından bir başka silahlı güç olan Hizbullah hedef alınacak. Bütün bunlar teröre karşı mücadele adı altında yapılacak. Filistin, Lübnan, Suriye, Irak ve İran'ı içine alan kuşak ABD'nin kontrol edemediği, İsrail'in güvenliği için tehdit olarak görülen, ABD'nin küresel savaşına karşı yükselecek muhalefeti harekete geçirme potansiyeli taşıyan bir bölge. Amerika ve İsrail, bu bölgedeki muhalefetin hem Basra Körfezi'nde hem de Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını tehdit ettiğini düşünüyor. Ayrıca bu bölgedeki muhalif söylem dalga dalga bütün İslam dünyasına yayılıyor. Dolayısıyla bu bölge küresel savaşın en önemli hedeflerinden biri. Filistin'den sonra Hizbullah'ın tasfiyesi gerekçesiyle Lübnan'a ve Suriye'ye sıçrama ihtimali büyük savaşta Filistin, Lübnan, Suriye, Irak ve İran bir anda kendilerini ortak bir cephede bulabilirler.

İsrail'in savunma kalkanı olan iki önemli bölge ülkesi Türkiye ve Mısır'ın, ABD-İsrail-Türkiye ekseni ve bu eksendeki Ürdün'ün Filistin için bir şey yapması mümkün değil. Dolayısıyla Ankara'nın kınamasının, Mısır'ın "ilişkileri askıya aldık" açıklamasının, Ürdün'ün "biz de askıya alırız" tehdidinin, Suudi Arabistan'ın ve birçok Körfez ülkesinin ikili politikalarının Filistin halkına hiçbir faydası yok. Bush'un "İsrail çekilsin" açıklamasındaki ikiyüzlülük gibi, bütün bu tepkilerin tek bir adresi var: Müslüman kamuoyu. Şiddetini artıran öfkeyi kontrol altına almak...

Afganistan saldırısını, Cenk Kalesi katliamını, ABD'nin Filipinler'e, Gürcistan'a, Kenya'ya, Somali'ye, İslam dünyasını çevreleyen sulara, Yemen'e neden asker gönderdiğini, Endonezya'ya neden asker göndermek istediğini anlamayanlar, Filistin'de yaşananları İsrail-Filistin anlaşmazlığına endekslemeye devam edecekler. Filistin'deki cinayetlerin bir Amerikan operasyonu olduğunu anlamayanlar, bundan sonra Borneo adasına, Açe'ye, Orta Afrika'ya, Lübnan'a, Irak'a neden asker gönderildiğini, neden yeni cepheler açıldığını anlamayacaklar. ABD'nin küresel hegemonyası "terör hegemonyası"na dönüşüyor. Dünya nüfusunun dörtte üçü bu şiddetin hedefi. Ve dünya Müslümanları görülmemiş bir muhalefet dalgasına hazırlanıyor.


6 Nisan 2002
Cumartesi
 
İBRAHİM KARAGÜL


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED