T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ecevit susunca çok etkili oluyor!..

Ecevit'in işi ne kadar zor.. Bu yaştan sonra, hâlâ, ağzından çıkacak her sözün, önceden hesabını yapmak zorunda..

Önceki hafta, İstanbul Forumu'nda konuşurken, "Özerk üst kurullar"dan yakındı.. Bunların, siyasetin alanını daralttığından şikayet etti.. "Ekonominin cıvataları gevşetilmeli artık" dedi..

Anında, Washington'dan, İMF'den tepki geldi..

İMF yetkilileri, Derviş kanalıyla "Türkiye İMF'nin programını terk mi etmek istiyor" diye sordular..

Bunun üzerine Ecevit, Ankaralı gazetecileri akşam akşam, "özel açıklama" yapmaya çağırdı. "Ben öyle demek istemedim" benzeri sözler söyledi..

Derviş de ertesi sabah kahvaltısına çağırdığı gazetecilere, "Washington bizi 24 saat gözetliyor" diye durumu anlattı.. Ve Ecevit'in sözleri üzerine patlama noktasına gelen "İMF-Türkiye krizini önledim" müjdesini verdi..

Önceki gün de, Ecevit, Ortadoğu'daki krizi yorumlamak üzere, DSP grup toplantısında kürsüye çıktı..

İsrail'in Filistinliler'e yaptıklarını "soykırım" kavramı içinde ifade etti..

Vay efendim, sen misin bunu söyleyen!..

Washington'daki Yahudi Lobisi'nin sözcüleri, hemen açıklama yapmaya başladılar..

Önemli bir Amerikalı Yahudi, "İsrail'in düşmanı konumundaki Arap ülkeleri bile soykırım sözcüğünü kullanmazken, dost ve müttefik Türkiye'den bu sözün gelmesi bizi çok üzdü" diye konuştu..

Bir başka Amerikalı Yahudi de, her yıl yeniden 24 Nisan'da gündeme getirilen "Ermeni Tehcirini Kınama" girişimlerini hatırlatıp, şöyle dedi..

-Soykırım sözcüğü, Türkiye'ye karşı Ermeniler'in yönelttiği bir ifadedir.. Şimdi Ecevit bu sözcüğü İsrail için kullanarak, Amerika'daki Yahudi lobisini de, Ermeniler'in yanına mı itmek istiyor.

Bütün bunların üzerine, aynı akşam yine Ecevit'ten basın açıklaması geldi..

Başbakanlık Basın Merkezi'nce yayınlanan açıklamada, Ecevit şöyle dedi:

-Grup konuşmamda yer alan "soykırım" sözcüğünün, bazı çevrelerde benim maksadımı aşan yorumlara neden olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuşmamda ben, Ortadoğu'daki olayların yol açacağı vahim sonuçlara değindim. Sözlerim, son gelişmelerden ülkemizde ve bölgemizde duyulan kavgaları yansıtmaktadır.

Durum böyle..

Yani Amerika'yı, İsrail'i, İMF'yi falan ilgilendiren konularda, Ecevit konuşmadığı zaman, konuştuğu zamanlardakinden daha etkili, daha yararlı oluyor..

Demek Ecevit'in iç politikadaki "sert ve kararlı çıkışlar"ını, dış politikaya taşımaktan kaçınması şart..

Başörtülü milletvekili Merve Kavakçı'yı gösterip, TBMM kürsüsünden "Bu hanımın haddini bildirin" demek kolay yani..

Kavakçı'nın arkasında, ne İMF, ne İsrail var neticede..

Baksanıza son "The Economist"in yorum-haberine..

Etkili İngiliz dergisi, şöyle diyor son sayısındaki yorum-haberde:

-Türkiye İsrail'e ancak sınırlı ölçüde bir tepki gösterebilir. Çünkü İsrail, Batılı demokratik ülkelerin insan hakları kaygıları ile silah satmayı reddettikleri Türkiye'ye çok kaliteli silahlar satabilen bir ülke. Daha da ötesi, İsrail ile dostluk, Amerika'daki güçlü Yahudi lobisinin desteğini almak anlamına gelir ki, bu da çok önemli bir ödüldür..

Gerçekler böyle işte..

Demek ki, Türkiye'de dar sokakta yapılan siyasetin, hareket alanı belli.

En doğrusu, Ortadoğu konusu gündeme gelince, "Zaten bu Araplar da, bizi 1'inci Dünya Savaşı'nda İngilizler'e satıp, arkadan vurmuşlardı" diye konuşmak..

ŞAKA

İki ucu da pis..

Bu bankacılık açısından, "28 Şubat Dönemi" daha mı az tehlikeliydi acaba.

O dönemde post-modern biçimde, "içeriden" soyulurdu bankalar..

Şimdi yine, "dışarıdan" ve "konvansiyonel" soygunlar başladı.

Bakın.. Dünkü İncirlik-Vakıfbank şube soygunu, bir ayda 5'inci benzer olaydı..

DIŞ POLİTİKADA VİRAJLAR

Jeo-stratejik önem, ustaca pazarlanır!..

Şu "Coğrafyamızı değerlendirmek" veya "Jeo-stratejik önemimizi pazarlamak" benzeri söylemler var ya..

Galiba, bunu "sessiz ve derinden" yapmak daha doğru..

Ölçüyü kaçırınca, ya Amerika, ya İsrail, ya da başkası, gerçekleri hatırlatıyor..

Bakın Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in, Konya Milletvekili (S.P) Lütfi Yalman'ın soru önergesine verdiği cevaba..

-..Hiçbir üçüncü ülkeye karşı olmadığı defaatle dile getirilen İsrail'le ikili ilişkilerimiz ile, kendine özgü dinamikleri olan Ortadoğu sorununu birbirinden ayrı tutmak yerinde olacaktır.. Türkiye hem İsrail'in, hem de Filistin'in güvenini kazanmış, belki de tek ülkedir. İsrail'e karşı yaptırım uygulanmasının, sorunun çözümüne katkısı olacağını düşünmüyoruz..

Gerçekler böyle işte..

Neticede Erbakan da Başbakan'ken, İsrail'le andlaşmalar imzalanmamış mıydı?

Bu bakımdan İsmail Cem'in, Galatasaray-Roma maçı dolayısıyla İtalyan polisini "Mussolini'nin polisi gibi" diye eleştirmesi mümkündür..

Ama, Batı Şeria'yı ezip geçen Şaron'un tanklarını, "Hitler'in panzerleri gibi" şeklinde yorumlaması yanlış olur..

"Jeo-stratejik önem", Amerika ile ittifak var oldukça bir anlam taşıyor galiba..


6 Nisan 2002
Cumartesi
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED