|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dünkü yazımda bir tesbitimi dile getirmiş ve "Seçimin şimdi ufukta görünmemesinin sebebi, AK Parti, DYP ve CHP'nin haricinde diğer partilerin barajın altında kalmasıdır. Özellikle AK Parti'yi dengeleyecek bir alternatif oluşturmadan sandık ortaya çıkmayacak" demiştim. Sürpriz lider
Dünkü Hürriyet ise sanki benim bu tesbitime manşetten cevap veriyordu: "Merkez sağa sürpriz lider: Mehmet Ali Bayar" Ertuğrul Özkök de Bayar'ı uzun uzun övmüş. Özkök, Bayar'ın hedefini "makul çoğunluk" şeklinde açıklarken, onun, "azgın azınlığın panzehiri" olacağının da altını çiziyor. Bu manşet ve böyle bir izahat, çiçeği burnunda politikacı Mehmet Ali Bayar'ı daha ilk hamlede bitirir. Türkiye'de "Merkez Sağ" hep darbelere karşı tavır almıştır. Oysa Özkök, darbelere karşı çıkan, 12 Eylül ve 28 Şubat'ı eleştiren demokrat kişileri "azgın azınlık" diye nitelendiriyor. Ve Mehmet Ali Bayar'ın bu azgın azınlığa karşı çıkacağını söylüyor. Demek, Bayar, siyasetin üzerindeki vesayeti, "hikmet-i hükûmet" adına kabul edecek. Özgürlüklerin üzerine şal örtülmesini besimseyecek, hatta teşvik edecek. İkincisi, Türkiye'de Merkez Sağ, kurulu düzeni değiştirme hedefini gütmüştür daima. Serbest Fırka, Demokrat Parti, Adalet Partisi ve DYP, bürokratik, seçkinci oligarjik yapının hâkimiyetini millet adına kırmaya taliptir. Bunu başarmıştır veya başaramamıştır. O başka. Ama daima, "cahil oy çoğunluğu" denilen kitlelere sahip çıkmaya çalışmıştır. "Çevreyi" temsil etme iddiasını taşır. CHP
CHP, devleti kuran partidir. Daha sonra "ortanın solu" sloganıyla düzenden şikâyeti olanları etrafına toplama gayretine girmiş, bir değişim ve dönüşüm geçirmiştir. Ama İsmet Paşa, partinin başından ayrılana kadar "çaresizlerin çaresi, kimsesizlerin kimsesi" olacağına kimseyi inandıramamıştır. Ancak, "Karaoğlan Ecevit"in döneminde, CHP, Kemalist çizgisini terketmiş, statükoculuktan kopmuş, sermayeye ve "ABD emperializmine" karşı bir tavrı benimsemiştir. Ecevit'in TÜSİAD'la münasebetini, haşhaş ekimine ilişkin restini hatırlayınız. Ve alt yapı devrimlerini savunurken "Gardrop devrimciliğini" küçümseyişini... Gene o tarihte CHP, özgürlüklerin genişletilmesini istiyor; askerî vesayeti kabul etmediğini göstermek için Ecevit, 27 Mayıs'ın bir hata olduğunu itiraf ediyordu. CHP sadece o tarihte, gerçek anlamda sol bir parti oldu. Erdoğan ve "cahil oy çoğunluğu"
Bugünkü DSP ve CHP, halktaki değişim arzusuna cevap veremedikleri gibi, daha ziyade seçkinlerin ve güçlülerin yanında yer aldıkları izlenimini yaratıyorlar. "Cahil oy çoğunluğu" Tayyip Erdoğan'a kaldı! Seçkinlerin "İmam Hatipli" diye küçümsediği, hatta "cahil" diye burun kıvırdığı "Kasımpaşalı" diye hor gördüğü Tayyip Erdoğan'a... Şimdi ona karşı Tevfik Fikret Lisesi mezunu, New York Eyalet Üniversitesi'nde ekonomi okuyan, aynı üniversitede uluslararası finans alanında master yapan Mehmet Ali Bayar'ı politikaya sürüyorlar. Bayar, halen İsmet Sezgin'in Genel Başkanlığı'nı yürüttüğü Demokrat Türkiye Partisi'nin Genel Başkanı olacak. Gökten zembille inen bir lidere acaba halk kuşkuyla bakmaz mı? Hele bu zembil Hürriyet gazetesi ise. Hürriyet'in haberi aynen şöyle: "Merkez sağ, yeni bir lider ve yeni bir oluşum çıkardı. Hareketin lideri, merkez sağda çok iyi tanınan Mehmet Ali Bayar; sloganı da makul çoğunluk" Kim tanıyor Mehmet Ali Bayar'ı? Hiç kimse... Ama, Ertuğrul Özkök'e göre merkez sağda çok iyi tanınıyormuş Mehmet Ali Bayar. Evet, dedesi Kemal Aygün veyahut babası Nuri Bayar, Demokrat Parti ve Adalet Partisi camiasında tanınır; aynı zamanda sevilir de. Acaba ailevi referans, halkta kabul görmesi için yeterli mi? Keşke Demirel 1991'de, o büyük mücadelenin ertesinde, ödünç oyları alarak işbaşına geldiğinde, böyle gençleri partisine alarak, davayı emanet edecek bir siyasi kadroyu oluşturmaya çalışsaydı. O zaman DYP, mazisinden kopmadan, davasına hizmet etmiş olanlarla çelişkiye düşmeden, onları tasfiye etmeden, büyüyerek yoluna devam edebilirdi. Bence Bayar'ın yurt dışından ithal edilmesi, Kemal Derviş modeline veyahut Afganistan'daki "Karzai" modeline benziyor. Üzerinde hem Amerikan onayı var, hem de sermaye çevrelerinin damgası. Hürriyet'in desteği
Bir zamanlar Hürriyet'in siyasetçiye desteği artı puan getirirdi. O zaman Erol Simavi'nin popüler, halktan yana olan Hürriyet'i söz konusuydu. Nitekim, Hürriyet, Saadettin Bilgiç'e karşı, Adalet Partisi Genel Başkanlığı için Süleyman Demirel'i desteklemişti. Demirel kazandı. DYP liderlik savaşında "Leydi'nin topuk sesleri" manşeti de, Çiller'in zaferinde önemli bir rol oynamıştı. Ama köprülerin altından çok sular aktı. 28 Şubat'tan sonra Türkiye büyük bir kutuplaşmanın içinde buldu kendini. Hürriyet artık o popüler, o halkın sevdiği ve kendisiyle özdeşleştirdiği gazete değil. Bir tarafta statükodan beslenen, devleti kemirerek semiren bürokratik bir yapı; bu yapıyı destekleyen ve büyük sermaye ile iç içe girmiş, el ele vermiş Kartel medyası var. Bunlara göre Türkiye hem irtica, hem de bölünme tehdidi ile karşı karşıya. Dolayısıyla özel şartlara sahip; bu yüzden ancak sınırlı bir demokrasi ile yönetilebilir. "Kızını dövmeyen dizini döver; kızı başı boş bırakırsan ya davulcuya, ya zurnacıya kaçar" misâli, otoriter bir düzeni, kontrollü bir demokrasiyi savunur bu grup. Meselâ en büyük korkuları, milletin başı boş bırakılırsa, Tayyip Erdoğan'a kaçmasıdır. Çünkü o zaman gerçekten düzen değişecektir. Milleti, askerle korkuturlar. "Tayyip Erdoğan gelirse darbe olur; zaten ona iktidarı vermezler" derler. Bunu söylerken hiç de utanmazlar. Bir tarafta bunlar var. Diğer tarafta da "Bu düzen değişsin, millet kaderine sahip çıksın. Egemenlik bir avuç seçkinin değil halkın olsun" diyenler duruyor. Yazık oluyor
Ne yazık ki Mehmet Ali Bayar'ı Hürriyet takdim ediyor Türkiye'ye. Belli ki, Tayyip Erdoğan'a karşı bir alternatif oluşturma çabasındalar. Yazık oluyor Bayar'a. Eğer gerçekten bir yıldız ise, bu yıldızı parlamadan söndürüyorlar. Hem de 28 Şubat'ta, askeri vesayetle bütünleşen DTP'nin başına geçecekmiş. Mehmet Ali Bayar'a Demokrat Parti kökenli ve aşağı yukarı aynı maziye sahip biri olarak bir tavsiye yapmak isterim. DTP'nin başına geçeceğine, AK Parti'de, Tayyip Erdoğan'ın yanına gitsin. AK Parti kanalıyla millete hizmet etmeye talip olsun. Tayyip Erdoğan ile el ele, bir uzlaşma zemini yaratmaya gayret etsin. Cem Boynerin Yeni Demokrasi Hareketi hem güzel kadrolara sahipti; hem de medyada görülmemiş bir desteği vardı. Üstelik o tarihte basın bu çapta yıpranmamıştı. Desteklediği kişiye kuşku ile bakılmıyordu. Boyner, kendisi parti kuracağına, DYP'ye girebilirdi; (Demirel onu davet etmişti) DYP'yi dönüştürebilirdi. Ama o, eski kadrolarla değişim gerçekleşmez saplantısı yüzünden, sonunda siyasetten çekilmek zorunda kaldı. Yazık oldu. DYP'ye girseydi, Tansu Çiller yerine, büyük ihtimalle Boyner genel başkan seçilirdi... O tarihte, Boyner'e Atatürk örneğini vermiş, Atatürk'ün Osmanlı'dan devraldığı kadrolarla devrimleri gerçekleştirdiğini söylemiştik. Mehmet Ali Bayar'ın DTP Genel Başkanı olarak gireceği seçimlerde hiç başarı şansı yok. Olsa olsa, DYP ve Anap'ı vurur; onların biraz daha zayıflamasına yol açar.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |