|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kötülük, kabadır efendiler, evcilleştirilemez. Küçük çocuk gülümsemeleri bile ayıramaz onu, düştüğü tiksindirici, pis yollardan. Vicdan taşımaz o. Vicdan iyiliğe dairdir çünkü. Ve insanı, insan olanı, 'sadece acıktığında kötüleşen hayvan'dan ayıran tek şeydir vicdan bilir misiniz? 'Moon'cuların güzel ülkem üstündeki kötü emelleri'nden, 'toplumun üzerine bir lanet gibi çöken BBG evinde olup bitenler'den, 'evlilik ve kıskançlık üzerine, tadına doyulmaz bir iştihayla yapılan avam dedikodular'dan, 'Sezer'in evine aldığı bilmem hangi eşya'ların sayısını tutan görüşler'den ibaret 'medya gündemi' konfetiler gibi kafalara yağdırılırken, atlanan, gözden kaçan bir şeyden bahsediyorum, kötülükten. Anahaber editörlerinin lütfuyla yer verilen 5-10 dakikalık haberlerden, esmer tenli küçük çocukların taptaze etlerinin sağa sola saçıldığı bir dünya ülkesinden, asırlık kan arenası Filistin'den. Çocuklarını ellerinden tutarak götürdükleri sirk gösterisi sırasında, sıkılmış gibi uyuşuk uyuşuk esneyen dünyanın, çıldırtıcı bir kayıtsızlıkla bakan bu garabet dünyanın, suratına fırlatılması gereken vahşetten. Ve İsrail'den... Ve Şaron'dan... İyi beslenmiş insanlara has yayvan gülümsemelerle televizyonlardan magazin konfetileri arasındaki acıtıcı taşlar gibi dökülürken, "onlar da bize zarar vermeye çalıştı" türünden vahşet tatlandırıcılarıyla, kadim rüyası için çocuklara karşı silah kuşandığını beceriksiz hareketlerle mazurlaştırmaya çalışan, kötü bir Hitler kopyası olan Şaron'dan... Gün be gün mail kutunuza düşen de, -düşmez olsaymış- diye bakılan, kan deryası içinde, parça parça olmuş minicik kollar, bacaklar gördünüz mü siz, yüreğinizin bir yerlerinden insanlığa dair bütün umutlar, geçtiği yolları yırtarak bir bir kayıp giderken? Bakışlarınız, 'Ey insanlık, utan kendinden' der gibi bakakalmış, ölü gözlerle karşılaştı mı?.. Kötülük evcilleştirilemez, efendiler... Her durumda gücün ve kaçınılmaz olarak da zalimin yanındaki sükseli yaver misali, gerçeği "adam sen de"lerle geçiştirilebilecek bir garnitüre tevdi etmeye çalışan medyanın acı hafifleticileri de yetmez buna. Kötülüğe, kötülere değildi bu yazı aslında. Bu zor, zor olduğu kadar biçare yazı, dünyanın kör bakışları önünde, gönlü çektiğinde, hem de iyiden iyiye üslup kesbederek Filistin'i kana bulayanlara karşı, hakkı yenmiş, çizmelerle üstünden geçilmiş çocuklar içindi. Annesinin ölüsü başında minicik kalbi gurbete düşmüş gibi ürküntüyle çırpınan, şansı yaver gitmiş de, hayatta kalabilmiş küçük kız çocuğuna, "tüm dünya, tüm insanlık sersemdir ama, sen yine de kötülüğe karşı bedeninden büyük gülümsemeni kullan, küçümse onları" diye yazacaktım. Yazmış oldum.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |