|
|
|
|
Yabancı oyuncu fazlalığının kendileri için önemli bir engel olduğunu belirten Milli Takımlar Teknik Direktörü Şenol Güneş, bu konuda en büyük sıkıntıyı kalede yaşadıklarını söyledi. Rüştü ve Ömer'in yanına bir çok isim düşündüğünü, ama henüz karar veremediği açıklayan Güneş, Okan'ın hazır ve iyi olduğunu, Alpay'ın da Kore'ye yetişeceğini, ama Sergen'in son durumunun umutsuz olduğunu söyledi. Vazgeçemeyeceği tek futbolcunun Hakan Şükür olduğunu da ifade eden Milli Takımlar Patronu, başta Tümer olmak üzere yeni adayların kadroyu zorladığını ancak mevcutları geçecek duruma henüz gelmediklerini belirtti.Geçen Cuma, İstanbul'dan Antalya'ya doğru hareket ettim, Altuğ İstanbulluoğlu ve Ahmet Bilici ile beraberdik. Kesin şekilde (dünyanın en mükemmel kenti) Antalya'ya ulaştığımızda tabir yerinde ise "şapkamı önüme koyup düşünmek zorunda" kaldım. Yollarda in-cin adeta top oynuyordu, ticari tek araç, tek TIR görmedim desem ki yeridir! Şu güzelim ülke, anamızın-babamızın, ırzımızın, namusumuzun bulunduğu Türkiyemiz ne hale gelmiş! Değerli meslekdaşlarım Altuğ'la Ahmed de aynı duyguları belirttiler. Karamsarlık ve pişmanlık kişilere birşey kazandırmıyor, manevi açıdan bünyesiyi harab edip, teşebbüs yeteneğini yitirtiyor. O halde ülke ekonomisini uzmanlarına bırakıp spora dönelim: Antalya merkezden Varsak'a geldiğimizde davul-zurna ekibi pehlivan havaları vuruyordu. Baba'nın maddi katkılarıyla yaptırılan ve henüz tamamlanmamış olan Varsak Stadı'nda en azından beş bin güreş meraklısı gördük. Osmanlı İmparatorluğu döneminde davullar üç kez vurursa ordu toplanır, zurna çalınırsa durulurmuş. Bu bir ruh, bir hayat tarzı. Koca Balkanlar'a, Avrupa'nın bir bölümüne, Afrika'ya, Asya'ya kanat geren Osmanlı İmparatorluğu tarihi misyonunu tamamladıktan sonra bu bölgelerde kan gövdeyi götürdü ve götürüyor. Artık sayıları yirmibeşi aşan ülkenin vasisi yok! 640 yıldan bu yana düzenlenmekte olan Kırkpınar'a pehlivanlar geçmiş dönemlerde yuvarlana-yuvarlana gelirlerdi. Varsak kapışmaları da çook eski dönemlerden kalma alışkanlıklarımızdandır. Orada Orta-Doğu ve Balkanlar'ın hatta tüm cihanın en değerli yağlı güreşçisi Ahmed Taşçı'yı, Cengiz Elbeye'yi, Hasan Tuna'yı, Abdullah Ersoy'u, Bülent Gürbüz'ü, Gökhan Darıcı'yı, Nizamettin Akbaş'ı, Mehmed Sicim ve diğerlerini gördüm. Taşçı, çetin maçlar attı ve sonunda Cengiz'e maçı bıraktı. Hasan Tuna, maçlardan önceki favorimdi ve görüşümü arkadaşlarıma söylemiştim. Dediğim gibi de oldu ve Hasan, finalde Cengiz'i yenerek birinciliği aldı. Hasan'ın soyadı Tuna ama Balkanlar'la bir ilgisi yok. Eski Başpehlivanlardan Abdullah Ersoy, O'nu çalıştırıyor, Kumluca Belediyesi de pehlivanlarına yardımcı oluyor. Gelmiş geçmiş en yapılı başpehlivanlardan gülmekten güreş atamayan Eyüp Ünlü ile Kumanova doğumlu Hasan Gündoğdu henüz formda değillerdi. Sedat Muratlı'nın çalıştırdığı Mustafa K.Karaboğa, Salih Dorun'la unutulmaz bir mücadele yaptı. Bu iki sporcuyla birlikte Recep Çakar, geleceğin başpehlivanlıklarına aday olduklarını gösterdiler. Meşhur Antalyalı Recep Gürbüz'ün, genç yaşta hayata veda eden bu değerli sporcunun oğlu da güreşti, finale kadar çıktı. En azından on saat hiç yerinden kımıldamadan kapışmaları izleyen ve Geleneksel Sporlar Vakfı'na cebinden bir milyar lira bağışta bulunan Güreş Federasyonu Başkanı Osman Şansal, güreşler sona erdiğinde (siperliği, şapkası olmadığından) adeta "istakoz" gibi kızarmış, yanmıştı! Antalya, dünyanın en güzel kenti ve bu şehirde dayanılmaz bir güreş sevgisi var. Oraya gittiğime hiç pişman olmadım... KIRKPINAR AĞASI
Ortalarda yok. Varsak'a da gelmedi. Edirne Belediyesi Ağalık Altın Kemeri'ni emanet olarak O'na verdi ama, güreşlerde Ağa'yı göremiyoruz. O halde neden Ağa oldu, doğrusu anlamak mümkün değil. Bu kadar gönülsüz Ağa'lık yapan, aktivitesi olmayan birini bugüne kadar görmedim desem ki doğrudur. Şunun şurasında Kırkpınar'a 3 ay kaldı (28 Haziran), bari bundan sonra biraz gayrete gelse. ÖĞRETMENEVİ
Antalya'da bir gece Öğretmenevi'nde kaldım. Kahvaltı dahil 6.5 milyon lira idi. Dünyada bu kadar beleş otel yok! Tramvay sürücüleri, işsizlik parası alan Almanlar, dünyanın en güzel bu kentine gelip 10 marka geceliyor, ondan sonra da ülkemize turist geldi diye seviniyoruz. Kim kimi aldatıyor? Geçen yıl Almanya'da gecesi 300 ve en nihayet "Oktabır Fest" yüzünden gecesi 700 DM olan otellerde konaklamak zorunda kalmıştım. Deniz mevsiminden önce satışa çıkartılan yüzlerce otelin fiyatlarının da Öğretmenevi'nden farkı yok. Osmanlı'da herşey vardı, ekonomik kafa yoktu, genetik olarak hala aynı durum sürüyor demek! EYÜP ÜNLÜ
Tıpkı Yakup Topuz gibi, şakadan anlıyor. Başpehlivanların nazar boncuğu da Eyüp Ünlü. Hem çayırlarda hem gece kulüplerinde birer yıldız olduğunu söylüyorlar. Yıllardır bana "Bir kulübe gidelim" der, durur, dilinden kurtulamadım birgün O'nu kulübe götürdüm. Burası Fatih Güreş Kulübü'ydü! Eyüp, gece kuşu ya, gece kulübü yerine güreş kulübüne geldiğini anlayınca mosmor oldu. Zaten benden kendisini kulübün daha değişiğine götüreceğimi beklememeliydi.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |