T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Başöğretmen böyle yaparsa...

Milli eğitim bakanı Metin Bostancıoğlu Meclis'te bulamadığı güveni medyada arıyor. Hakkında verilen soruşturma önergesinin, koalisyon ortağı partilerden milletvekillerinin de katılımıyla, Meclis tarafından kabul edilmesi bakanın siyasi hayatını bitirecek bir gelişme; Bostancıoğlu buna direniyor...

Bakan soruşturma önergesini Ak Parti'nin vermesinden yararlanma çabasında. Kendisi, imam hatip liselerinde uygulattığı 'türban yasağı' yüzünden hedef seçildiğini söylüyor; savunanları da, önergeyi destekleyenlerin 'lâik Cumhuriyet karşıtları' olduğunu ileri sürüyorlar. Konu, biraz da Başbakan Bülent Ecevit'in dün yaptığı açıklamayla, birdenbire bir 'lâiklik-lâiklik karşıtları' çatışmasına dönüverdi. Ecevit-Bostancıoğlu ikilisine göre, soruşturma lehinde oy kullanan 230 milletvekili, 'rejimle sorunlu' insanlar...

Milli eğitim bakanlığının, hiç gereği yokken, imam hatip okullarını polis kordonuna aldırdığı, saç muayenesini zorunlu kıldığı doğru. Bu yüzden, yüzlerce okulun önünde karakol kuruldu, binlerce öğrenci devamsızlıktan sınıfta kaldı. Görevi çocuklarımıza iyi bir eğitim vermek olan bir bakanlığın, öğrencileri okula sokmamayı mârifet sayması, Türkiye'nin (ve tabii bu uygulamayı başlatanların) büyük ayıbı. Bazı iktidar milletvekillerinin bakanı koltuğundan edecek sürece bu yüzden destek vermiş olmaları mümkündür.

Ancak, Meclis, Metin Bostancıoğlu ile ilgili önergeyi, iddia edildiği gibi, imam hatip liselerindeki yanlış uygulamalara bakarak kabul etmedi. Ak Parti milletvekili Prof. İrfan Gündüz'ün hazırladığı önergede ve önerge sahibinin Meclis konuşmasında o konu tek satırla bile geçmiş değil. Bostancıoğlu'na yönelik güven bunalımı, döneminde, bakanlığın partizanca yönetildiği, Türk eğitim sisteminin kötüye gittiği iddialarından kaynaklanıyor. Bakanın, başında bulunduğu bakanlığı 'millî' özelliğinden uzaklaştıracak biçimde yönettiği iddiası ise MHP'liler tarafından sıkça dile getiriliyordu.

Bu iddiaların ne kadar doğru olduğunu bilemiyoruz. İddialar, bir süredir daha da yoğunlaşan biçimde dillendiriliyor ve bakanlık örgütünde ciddi çalkalanmalara sebep oluyordu. Son gelişme, bakanlık müsteşarı Bener Cordan'ın anlaşılmayan bir sebeple yerinden edilmesiydi. Meclis'ten çıkan irade iddiaların soruşturulmasına yönelik. Bundan sonra bir komisyon kurulacak ve komisyon, tanıkları dinleyerek, belgeleri gözden geçirerek her iddiayı değerlendirecek.

Başbakan Bülent Ecevit'in kendisine arka çıkmasını anlayamasak bile, bakan Bostancıoğlu'nun koltuğunu koruma gayretlerini anlayışla karşılamak gerek. Siyasi sorumluluk taşıyanların yetkileri geniş olduğu için, hakkında soruşturma açılan bakanların görevlerine devam etmemesi gibi bir gelenek oluşmuş bulunuyor. Bu da doğal; çünkü soruşturulan kişinin görevine devamı delillerin karartılmasına yol açabileceği gibi, soruşturulan kişi, makamını, soruşturmayı akamete uğratmak amacıyla kullanabilir de. Meclis'in, kendisine güvenmediğini soruşturma açılması yönünde oy kullanarak belli etmesinden sonra, Metin Bostancıoğlu'nun koltuğunu terk etmesi gerekiyor. Aksi halde, esas bu, koalisyon ortakları arasında huzursuzluğa sebep olacak büyük bir sıkıntıya yol açabilir.

Bugüne kadar, Meclis'in güvensizlik izhar ettiği bakanlar, soruşturmanın selâmeti bakımından, gecikmeden görevden ayrıldılar. Doğru olan budur. Medyadaki dostlarının ortalığa saldığı sis bombası himayesinde, Bostancıoğlu, koltuğuna sarılıyor. Tartışmaların esas ekseninden saptırılıp 'lâiklik-lâiklik karşıtlığı' biçimine sokulması –belki– Bostancıoğlu'nu bazıları gözünde bir 'lâiklik azizi' haline getirebilir; ancak, olayın bu biçimde takdimi Türk milli eğitim sistemini yaralamaktan başka bir sonuç vermez. Soruşturulan bakan o sis bombası sayesinde koltuğunda oturmaya devam ederse, sisteme olan inanç bütünüyle yok olabilir.

Başbakan Ecevit şu gerçeği anlamalı: Demokrasi, lâiklik, hukuk gibi kavramlar, soruşturmaya muhatap kişilere siper teşkil edecek birer bahane olarak kullanılamaz; o kavramlara değer katan, sistemin çalışmasına yaptıkları katkılardır. Metin Bostancıoğlu konusunu ilgilendiren kavram 'lâiklik' değil, 'hukuk' kavramıdır. Türk milli eğitiminin başındaki kişi, hukuka direnmek yerine, gelişmeleri yakından izleyen öğrenciler ve velilerine, hukukun üstünlüğü karşısında herkesin boynunun kıldan ince olduğu dersini bizzat vermelidir. Ecevit bunu sağlamalı.

Milli eğitim bakanlığı başöğretmenlik makamı değil midir?


12 Nisan 2002
Cuma
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED