T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İsrail'in kırılan gururunu nasıl tamir edeceğiz?

Bakalım nerede su koyverecekler diye bekliyordum; önce utangaç ve mütereddit itirazlar, sonra "Araplar bizi arkadan hançerlemişti, Yahudi lobisi Türkiye'ye destek çıkmıştı, Filistinliler terör uygulamaktan vazgeçmelidirler" türünden hilaf-ı hakikat sözler.

"Makul çoğunluk" adına konuştuğunu söyleyen sahtekar, daha ilk günden tavrını koymuş, Türk kamuoyunun Filistin meselesine gösterdiği duyarlığı anlayamadığını, bu duyarlığın bizi "geri"den, "ilkel"den, "canlı bombalar"dan yana olmaya götürmemesi gerektiğini yazmıştı.

Zaten İsrail'den yana olmak "uygarlıktan yana olmak"tı.

Satıraralarına giydirilmiş ifadesiyle, "çağdaş yönelimimiz ve ulusal çıkarlarımız" İsrail'le müttefik olmayı gerektiriyordu.

21. yüzyıl, globalizmin şekillendireceği daha "yaşanabilir" bir yüzyıl olacaktı.

Değişmenin dinamiği Amerika Birleşik Devletleri'nin terör odaklarına karşı yürüttüğü mücadelede gizliydi.

Dolayısıyla, ABD'nin ve elbette İsrail'in "teröre karşı savaşı"nı anlamalı, desteklemeli, hatta Türkiye olarak elimizden geleni yapmalıydık.

Böyle böyle başladılar, başlangıçta manşetten verdikleri katliam haberlerini önce sayfa diplerine, sonra da iç sayfalara attılar.

Ama İsrail aleyhinde oluşmuş havayı dağıtamadılar.

Çünkü kamuoyunun tepkisi büyüktü.

Kıbrıs'taki Enosis cinayetleri bile bu ölçüde galeyana getirmemişti Türk halkını.

Bütün partiler, örgütler, dernekler, vakıflar, odalar, sendikalar, barolar, yani tüm sivil toplum kuruluşları İsrail'in Filistin'de yürüttüğü katliamı kınadı.

Başbakan bile, sonradan geri adım atsa da, yapılanları "soykırım" olarak niteledi.

Birşeyler yapmalıydı.

Bu havayı kıracak, İsrail'i yeniden "dost" ve "müttefik" kılacak birşeyler.

Aranan kan bulundu:

Necmettin Erbakan.

Erbakan, Hamas, Hizbullah ve Müslüman Kardeşler gibi radikal İslamcı örgütlerin Filistin için cihad edilmesini isteyen bildirinin altına imza atmış.

Haberi veren bir yabancı ajans.

Derleştirip, bir bölüğü 28 Şubat sürecinde formüle edilmiş kavramlarla servise koyan ve manşetlere taşıyan da Türk gazeteleri.

Erbakan'ın bu bildirinin altına imza atmış olması elbette "haber"dir.

Doğruluğu-yanlışlığı, hangi güç merkezlerinin manipülasyonu olduğu bir tarafa, haberdeki dil oldukça problemli.

Bunun iktidardan düşürülmüş, partisi kapatılmış, siyasî hakları elinden alınmış ve muhtemelen "yasaklılığını" ömrünün sonuna kadar sürdürecek olan Erbakan'ı yıpratmaya, hele gözden düşürmeye yönelik bir "derleştirme" girişimi olmadığı açık.

Bildiri, Arapları Filistin'e ihanet etmekle suçluyor, intihar saldırılarında bulunanları ise "Siyonizme karşı vücutlarını canlı kalkan olarak kullanıp Müslümanlar için savaşanlar" sözleriyle taltif ediyor.

Haberde, bildiriye imza atan örgütlerin ABD tarafından "terörist" ilan edildiği de belirtiliyor.

Sadece ABD'nin değil, İsrail'in de "terörist" ilan ettiği örgütler bunlar ve kartel medyasının "örgüt" diye geçiştirmesine bakmayın, bir bölümü siyasî parti hüviyetinde faaliyet gösteren, hatta bulundukları ülkede parlamentoya üye sokabilen "legal" kuruluşlar bunlar.

Ortak hedefleri ise siyonim.

Elbette TÜSİAD üyesi genel yayın yönetmeni bunu "28 Şubat sürecinin meşruiyet belgesi" ilan edip kendi kıt aklına pay çıkaracak, ama böyle bir zamanda böyle bir haberin daha derin anlamları olmalı.


12 Nisan 2002
Cuma
 
MEHMET E. YAVUZ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED