|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dış borçların nedeni olan cari işlemlerdeki açık büyük oranda dış ticaretteki açıktan kaynaklanmaktadır. Bazı yıllarda 20 milyar doları aşan dış ticaret açığı, görünmeyen kalem gelirleriyle kapatılamamakta ve dış borçla finanse edilmesi gereken açık ortaya çıkmaktadır. Sıcak para politikası yoluyla gelen kısa vadeli yabancı sermaye, cari işlemler açığına geçici rahatlama sağlamakta, yüksek reel faiz nedeniyle orta vadede açığı daha da büyütmektedir. Yıllık ithalat rakamları GSMH'nın üçte birine tekabül etmektedir. Bütçe büyüklüğünün ise % 67'sini aşmaktadır. İhracatımız ise ortalama olarak ithalatın yarısı kadardır. İthalatın büyüklüğü, ithalat işi ile uğraşan kesime önemli bir gücü kullanma imkanı sağlamaktadır. Bir başka açıdan bakıldığında ise ihracatçıların gücü ithalatçıların yarısı kadardır. Zira, ithalat rakamları ihracat rakamlarının yaklaşık olarak iki katıdır. Daha büyük işlem hacmi daha büyük güç demektir. İthalatçıları ihracatçılara göre güçlü kılan bir başka faktör de ithalatçıların sayılarının az ve daha derli-toplu olmalarıdır. İthalat firmalarının ortalama sermaye ve ortalama istihdam ettikleri çalışan sayısı, ihracat firmalarının ortalamalarından yüksektir. Diğer taraftan, ithalatçılar iyi organize olmuşlardır ve siyasi iktidarlara ihracatçılardan daha yakındır. İhracatçılar ise sayıları fazla, dağınık bir organizasyon içindedirler. Siyasi iktidarları etkileme güçleri ithalatçılardan daha küçüktür. Bu noktada, ithalatçıların bir kısmının aynı zamanda ihracatçı oldukları ve ihracattaki ithal girdi kullanım oranının % 50 olduğu ileri sürülerek, kesin çizgilerle ayrılmış bir yapıdan söz edilemeyeceği iddia edilebilir. Bu görüş gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü, ithal girdi kullanması ihracatçıya ithalatçı özelliği kazandırmadığı gibi, ithalat hacmi ihracatının üzerinde olan ithalatçıya da ihracatçı vasfı kazandırmaz. Dövizdeki artışın ithal mallarına olan iç talebi azalttığı tartışmasız bir gerçektir. Bir başka anlatımla dövizdeki artış ithalatçıların işlem hacimlerini ve kârlarını azaltmakta, varolan güçlerini kırmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, ithalatçıların sürekli olarak dövizin düşük tutulmasını talep etmeleri son derece doğaldır. Hatta, ithalatçının dövizle mal satın aldığı ve borçlandığı hususu da dikkate alındığında, dövizin yükselmesi ithalatçının menfaatini doğrudan tehdit etmektedir. Dövizdeki düşüşler ise ithalatçıya ayrıca cazip ve olağandışı kazanç imkanları sunmaktadır. Tıpkı bugün olduğu gibi
Ekim ayının sonunda, dolar cinsinden 6 ay vade ile borçlanarak mal ithal eden ve ithal ettiği malı ithal tarihindeki kurdan, örneğin 1.610.000 liradan, TL'ye dönüştürerek, vade farkını da ilave ederek 5 ya da 6 ay vade ile iç piyasaya satan ithalatçının elde edeceği kazanç inanılmaz oranlara yükselecektir. Eğer ithalatçı, dövizin fiyatının seyri konusunda özel bir bilgiye sahipse çok kısa sürelerde çok yüksek kârlar elde etmesi imkan dahilindedir. Buna mukabil aynı durumdaki ihracatçı ise çok büyük zarara uğrayacaktır. Yukarıdaki örneği ihracatçı için tersine çevirdiğinizde, ihracatçının karşı karşıya kalacağı zararın büyüklüğünü görürsünüz. Şubat ayında ihracattaki % 6,9 oranındaki azalmanın tek nedeni dövizdeki düşüştür. Bugün, dövizdeki düşüşün belirleyici nedenlerinden birisi devlete borç vermiş olan kısa vadeli yabancı sermayeye, vadesi gelen kamu kağıdı dolayısıyla eline geçen TL'yi düşük fiyattan dolara çevirme imkanı sağlamak ise önemli bir faktör de ithalatçıların baskısıdır. İthalatçıların en büyük destekçileri ise, ülkemize mal satan yabancı firmalar ve onların devletleridir. Yani ABD ve G-7 ülkeleri. Yani İMF'yi yöneten ve yönlendiren ülkeler. Yani İMF. İhracatın can çekişmesi ve sürekli kan kaybetmesi kimsenin umurunda değil. Mevcut makro ekonomik dengeler göz önünde bulundurulduğunda, ihracat demek üretim ve istihdam demektir, ithalat ise bize mal satan ülkelerde üretim ve istihdam artışı anlamına gelir. Bir sonraki aşama ise muhtemelen iç talebin artırılması olacaktır. Artan talebin önemli bir bölümü, düşük döviz nedeniyle ithal mallara yönelecektir. İthalat artacak, cari işlemler açığı büyüyecek, dış borçlanma gereği artacak. Bir de utanmadan GSMH'nın hedefe uygun olarak arttığını söyleyecekler. GSYİH'daki azalmayı hiç gündeme getirmeyecekler. Ülkenin geleceği için ithalat lobisinin belinin kırılması gerekir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |