|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye sanayiine büyük katkıları olan Selçuk Yaşar, ekonomimizin "aksak giden" yanları konusunda yıllarca "uyarıcı" çalışmalarda bulundu. Kitapçıklar yazarak ilgilileri "yazılı" şekilde uyardı, konuşmalar, toplantılar yaptı. Şimdi yine "haykırıyor", son yıllarda "Türk tarım ve hayvancılığının gerilediği" gerçeğini herkesin kafasına çakmak istiyor. Gelecekte "etsiz, sütsüz kalacağımızı" gözlere sokmak istiyor. Selçuk Yaşar'ın bütün bu çabalarına karşı onlar, yani "hayvancılığımızı ıslah edecek olanlar" ne yapıyorlar? Halkımız yemeğine katacağı "bir avuç kıymayı" neden bulamıyor? Bonfile, biftek gibi et ürünlerinin fiyatının alıp başını gittiğini göremeyenler, ülkemizin en önemli protein kaynağını nasıl kurutuyorlar? Yıllardır tanıdığım ve çok değer verdiğim Selçuk Yaşar bu kez "çığlıklarını" bana iletti. Böylece, Yaşar Holding Gıda Grubu Başkanı Ahmet Arsan'ın "Ülkemizin gıda üretim potansiyeli ve gıda güvenliğinin önemi" konulu bir konuşmasının kitapçığıyla birlikte, hayvancılıkla ilgili bir sürü rapor elime geçti. Ahmet Arsan'ın konuşma metninden çok değerli bilgiler edindim. Örneğin, "Ülkemiz, yarattığı değerin yüzde 15'ini tarımdan, yüzde 25'ini sanayiden, yüzde 60'ını hizmet sektöründen sağlıyor. Buna karşılık nüfusun yüzde 35'i tarımda istihdam edilmektedir. Kişi başına tarımda yılda 1400 dolarlık değer yaratılmaktadır. Ülkemizde toplam tüketilen gıda ve içeceklerin tutarı 60 milyar dolar seviyesindedir. Kişi başına tüketilen yıllık gıda ve içecek yılda 880 dolar olmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki tüketim ise bunun 4- 5 katıdır." İnsanın yeni bir şey öğrenmesi güzel, güzel ama "Türkiye'nin tarım gerçekleri" o kadar güzel değil.
Nüfusun yüzde 42'si 22 yaşın altındadır. Toplam nüfusun yüzde 47'si tarım ve tarıma dayalı sanayide çalışmaktadır. Tarım milli gelirimizin yüzde 16'sını sağlamaktadır. 2000 yılı sonu itibariyle, Kişi başına milli gelir: 2.950 dolar Tarım kesiminde: 1.100 dolar. Tarım ürünleri dış ticareti (sanayi ürünleri dahil) İhracat: 4.5 milyar dolar. (Toplam ihracatın yüzde 20.9'u) İthalat: 4.2 milyar dolar. (Toplam ithalatın yüzde 11.8'i) Türkiye'nin etrafında 120 milyar dolarlık bir ihracat pazarı mevcuttur. Çiğ süt ve et fiyatları artışı enflasyon oranının altında seyretmektedir. Ülkemizde üretilen sütün yüzde 49'u açık süt olarak hijyenik koşullardan uzak ortamlarda satılmaktadır. Mera ve çayırlar:
Türkiye 9.240 hektar
OECD ülkeleriyle Türkiye'yi karşılaştırdığımızda Türkiye OECD
Hayvancılığın tarım sektöründeki payı Yem bitkileri ekilen alanın toplam tarım alanına oranı Yüzde 3 Kişi başına yıllık kırmızı et tüketimi Yasal kesimlerin oranı Süt üretiminin tarım sektöründeki payı Sağmal inek ortalama yıllık süt verimi Modern tesislerde işlenen süt Gördüğünüz gibi "Türkiye'nin tarım gerçekleri" acı bir tablo halinde sıralanıyor. Oysa, yayla ve meraların çokluğu, son derece elverişli topraklara sahip 37 adet TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) Çiftliği'nin varlığı, hayvancılıkta tecrübeli ve ucuz işgücüne sahip olma avantajı bulunmasına rağmen "tarım gerçekleri" insanı acıtıyor. Selçuk Yaşar'ın "haykırışları" duyulup, tarıma biraz el atılsa, Genç nesil için gerekli proteinli gıda ihtiyacı sağlanır. Kırsal kesimde süt üreticiliğine devamlı gelir kaynağı sağlanır. Yüksek kazancı ve aldığı vakitle insan toprağa bağlanır. Kişi başına düşen milli gelirin yükselmesini sağlar. (1 aileye ilave 2 hayvan, 2.100 dolarlık ek gelir artışı demektir.) Dünya fiyatları ile tonu 150- 200 dolar olan bitkisel varlığın tonunun 1.500- 3.500 dolarlık ürünlere dönüştürülmesi suretiyle ekonomiye en az 5 misli değer kazandırır. Selçuk Yaşar "uyarmaya", yetkililer ise uyumaya devam ediyor...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |