T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Le Pen'in başarısı bizde kimleri sevindirdi?

Fransa'daki başkanlık seçiminin ilk turundan ırkçı Le Pen'in, sosyalist Jospin'i eleyerek çıkması, "Avrupa Kavramı"nı karıştırdı..

AB Komisyonu üyesi Neil Kinnock, "Fransız seçim sonucu, Avrupa havuzuna kirli bir kayanın atılmasıdır" demiş..

AB Komisyonu sözcüsü Jonathan Faull da, "Le Pen'in programı, AB ilke ve kuralları ile uyumsuzdur" diye konuşmuş..

Gelelim bizim tarafın yorumlarına..

Le Pen, temelde neler diyor?

-Yabancılar, Fransa için tehlikedir..
-Fransa, Avrupa Birliği'nden çıkmalıdır..
-İdam cezası yeniden uygulanmalıdır..
-Hitler'in Yahudi soykırımı, o kadar abartılacak birşey değildir..

-Afrika'nın, Asya'nın yoksullarının göçü engellenmelidir.. Onları yerlerinde tutmak için, gerekli ekonomik ve polisiye tedbirler alınmalıdır..

Le Pen'in seçimde gösterdiği başarı, herhalde Avusturya'da Heidar'ı, Rusya'da Jirinovsky'i mutlu etmiştir..

Irkçılığa kayan aşırı-sağı, eylemci milliyetçiliği ve yabancı düşmanlığını benimseyen tanınmış isimler, bunlar..

Peki bizde, yani Türkiye'de kimler, hangi siyasal görüşler, Le Pen'in başarısına bakıp, "Bizim gibi biri Fransa'da sıçrama yaptı" diyerek mutluluk hissetmiştir..

Bizde milliyetçiliği, yabancılara ve farklı olanlara karşı bir eyleme dönüştüren siyasi hareketler var mı?

Bizde de, Avrupa Birliği'nin, ulusal egemenliğe tecavüz anlamına geldiğini düşünenler var mı?

Bizde de, "idam cezası olmadan kamu düzeni sağlanamaz" diyenler var mı?

Bizde de, İsrail'in Filistin'de yaptıklarını vesile ederek, Yahudi Düşmanlığı'nı ırkçı söylemler içinde seslendirenler ve "Hitler haklıymış" diyenler var mı?

Bizde de, "Köylüler köylü kalmalı.. Kente göçleri engellenmeli" diyenler var mı?

Kendileri gibi olmayan her rengi, her inancı, her görüşü "zararlı", "tehlikeli", "tehdit" biçiminde görüp, yasaklamayı veya yok etmeyi planlayanlar var mı?

İşte bu tablonun değerlendirilmesi sonunda, Türkiye'de kimlerin Le Pen'in başarısından mutluluk duydukları ortaya çıkabilir..

Aslında herkesin, her bireyin içinde bir Le Pen vardır..

Ama uygarlık, bu Le Pen'lerin bastırılmasından geçer..

İnsan Hak ve Özgürlükleri, Hukukun Üstünlüğü, Serbest Rekabet ve İnsan Sevgisi, Le Pen'leri hep azınlıkta, marjinal çizgide bırakır..

İçimizdeki Le Pen'ler, bazan başı örtülüleri, bazan başı açık olanları düşman olarak görür.. Bazan içkiyi yasak edenler, bazan içki içenlerdir Le Pen'ler..

Aksanı bozuk bir taşralıya karşı düzgün aksanlı biri, veya görgüsüz bir magandaya karşı görgülü bir beyzadedir Le Pen sırasında..

Bunları siyaset sahnesinde parlatan ise, Fransa'da "Poujadizm" de denilen "Ucuz Populizm"dir..

1950'lerde "Tüm vergileri kaldıracağım" diye politikaya atılan bisiklet tamircisi Poujade Le Pen'in ustasıdır..

Le Pen, ustasının populizmine, ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını ekleyerek zenginleştirmiştir..

Siz hiçbir seçim kampanyasını, "İdam" üzerinde götürerek sandıktan başarı ile çıkan parti gördünüz mü?

Veya "militarizm"i, demokrasiye alternatif olarak sunan görüşler dinlediniz mi?

Bir gözlemleyin Türk siyaset ve düşünce sahnesini..

Acaba Le Pen'in başarısından, Türkiye'de kimler mutluluk duymuştur?

ŞAKA

Üzgünüm Leyla!.

Türkiye'de ne kadar "Militan Demokrat" varsa, Fransa'da Le Pen başarılı oldu diye, neredeyse ağıt yakacaklar..

"Faşizm", "Militarizm", "Yabancı Düşmanlığı", "Avrupa karşıtlığı", galiba uzak bir ülkede olunca, sevimsiz görünüyor..

Üzgünüm Leyla..

Biz burada pek aynaya bakmayı sevmeyiz..

"İdam yanlısı" olmak, sadece Fransa'da kötüdür yani..

TUFAN TÜRENÇ

Ah bu soruların gözü kör olsun!.

Hürriyet'te Tufan Türenç, Tayyip Erdoğan'ın ünlü kaseti konusunda söylediği sözleri değerlendirmiş..

AK Parti lideri, "Bu kaset montaj" demiş son olarak..

Tufan Türenç de, sözü bana getirerek sormuş,

-Ateş Hattı'nda Tayyip Erdoğan'ı aslanlar gibi savunabilen Mehmet Barlas'ın, bu konudaki değerlendirmesi nedir?

Birinci mesele şu..

Ben özgür, özerk ve bağımsız bir gazeteci olarak, Tayyip Erdoğan'ı değil, "yasaksız, çok sesli, serbest rekabete dayalı demokrasi"yi savunuyorum..

Ben "Liberal Düşünce"yi savunuyorum.. Sadece Tayyip Erdoğan'ın ve AK Parti'nin değil, HADEP'in de yok edilmesine karşıyım..

Ben zorla başı kapatılanların karşısında, başı açık olanların özgürlüğünü de savunurum. İran'ı ve Suudi Arabistan'ı eleştiririm..

"Tekelci Sermaye"ye karşı "Serbest Rekabet"i savunurum..

Dilerim birgün Tayyip Erdoğan da, benim savunduğum her kavramı savunmak gereğini hisseder..

İkinci mesele de şöyle..

Bir kişinin başkalarını sorgulaması kolaydır..

Önemli olan, insanın kendini ve içinde bulunduğu kurumu sorgulayabilmesidir..

Tufan Türenç, "Basın ve Düşünce Özgürlüğü" kavramını çiğneyen, "Tekelleşme"yi teşvik eden ve "İnterneti katleden", "RTÜK Kanunu"nu sorgulayabiliyor mu?

Yazı İşleri Müdürü olarak, RTÜK konusunda dut yemiş bülbüle dönen Hürriyet gazetesinin bu tutumunu, sorgulayabiliyor mu?

Diyorum ki..

Bir "gazeteci" için, şu anda gündemde olan RTÜK Kanunu, turnusol kağıdı gibidir..

Tufan Türenç, RTÜK Kanunu'nu savunuyor mu? Doğru buluyor mu?

Ben Tayyip Erdoğan'ı eleştiriyorum da..

Tufan Türenç RTÜK konusunda ne diyor?


23 Nisan 2002
Salı
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED