T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Doğuda Kadın Olmak ya da Sîyabestâ

Akçay acı dolu anaların, göçe zorlanmış insanların, şeker dağıtan ermiş dedelerin kısacası doğuya özgü acıların, öyküsünü yazıyor.

Ahmet Sait Akçay'ın ilk öykü kitabı S"yabestâ iki bölümden oluşuyor. Sevgi, ayrılık, acı, evlilik temaları üzerinden anlattığı doğu yöresinde geçen öyküler kitabın ilk bölümünü oluşturuyor. İkinci bölüm de ise şehirdeki insanın yaşamı ve daha çok aşk temaısını konu alınıyor. Akçay, öykülerinde Doğu coğrafyasına ilişkin özellikleri hem bireysel hem toplumsal düzeyde çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

Politik içeriğine karşın, politik söylemin dışında edebiyattan alınacak zevk gözardı edilmeden yazılmış bu öykülerden ilki olan ve kitaba da adını veren S"yabestâ, ilk önce babası sonra oğlunun ortadan kaybolmasıyla çaresizliğe mahkum olan, mutsuz bir kadınla, annesinin acılarına sesizce tanıklık eden küçük kızının öyküsü. Hemen ardından gelen öykü "Kadın çoluk çocuk demeden toparlanmıştık kendimizi unutmuştuk kadınlar ve çocuklar dirençli olmamızı sağlayan iki güçtü." Diye başlayan hikaye Meçhul Bir Hikâye. Göçe zorlanmış insanların çektikleri acıları konu alıyor. Yaşamak Gibi adlı öykü de, maaş kuyruğunda ölmüş bir babanın "insan yaşadığıyla vardır" diyerek oğluna hayatı öğretmeye çalışmasını ve oğluyla kader arkadaşlığını anlatıyor.

Xaltiye Roji'de Rojda babasının ölümünden sonra evine kapanan sonra amcasının onun için uygun gördüğü biriyle evlendirilen ve sonunda delirip, "Bir ağacın altında ince uzun sopası papuçlarının berisinde öylece durarak" sadece delilere özgü bir bilgelikle/duyarlılıkla, ona bakanlar gülerek "kendi haline bakmıyor" diyen bir kızın dramatik öyküsü. Trajik bir karakter olarak çiziliyor.

Akçay'ın öykü kitabında yukarda kısaca değindiğim öykülerin yanı sıra acı dolu analar, göçe zorlanmış insanlar, çocuklara şeker dağıtan ermiş dedeler kısacası doğuya özgü acıların, inceliklerin, her şeyden önemlisi gerçekliklerin bir kurgu içinde çarpıcı anlatımı var.

İkinci bölümün ilk öyküsü, Kadının Gözyaşları'nda ise, şehir kadınının günlük hayatta sık sık karşılaştığımız türden heyecanları, içsıkıntıları, hayal kırıklıkları konu ediliyor. İkinci öykü olan Mayıskuşu'nda ise üniversite kampüsündeki bir kovalamaca ve bütün çabalara rağmen karşılıksız kalan bir aşkın lirik anlatımını görüyoruz.

Akçay, okuru adeta doğunun engebeli coğrafyasında dolaştırıp her köşesinde yaşananları, güzeliyle çirkiniyle gösteriyor. Dilin sade ve açık kullanımı, öykülerdeki doğa tasvirlerinin karakterlerin ruh halleriyle paralel gitmesi capcanlı bir anlatım yaratıyor.



26 Nisan 2002
Cuma
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED