T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

T E L E V İ Z Y O N

Artık o da bir Filistinli

Filistin'de yayınlanan bir dergide, taş attığı İsrail tankının altında ezilen Filistinli bir çocukla bu olayı izleyen Amerikalı gazeteci Keti'nin, Filistinli çocuğun ruhuyla avucundaki taşları İsrail askerlerine attığı günün içli hikayesi yayınlanmıştı yaklaşık bir ay önce. Çocuğun dramı ve Keti'nin ruh halinin duygusal bir şekilde anlatıldığı bu yazı, diğer çocuklarla birlikte büyük bir öfkeyle İsrail askerlerine taş atan Amerikalı gazeteci için "O bir Filistinli olmuştu... O da artık bir Filistinliydi..." diye sonlandırılmıştı. İsrail askerlerine taş atmasalar da, orada yaşananları izleyen, insanî duyarlılığı olan bir çok gazeteci için aynı şey söylenebilir. Ortadoğu'da yaşadıklarını "Bizim Filistin" adıyla kitaplaştıran Star muhabiri Mete Çubukçu için söylenebileceği gibi.

Yıllardır dünyanın değişik çatışma bölgelerinden haber geçen Mete Çubukçu'yu, Ramallah işgalinde zihinlerimize kazınan görüntüler ve haberleriyle tanıdık. İşgal sırasında yaşanacak olayları aktarabilmek için diğer Türk gazetecilerle birlikte kelle koltukta girdiği Ramallah'ta korku dolu saatler yaşadı. Hatta bir ara işgalci İsrail askerleri tarafından canlı kalkan olarak kullanıldı. Hücreye atıldı. Türkiye'nin girişimleriyle serbest bırakılınca da haber geçmeye kaldığı yerden devam etti.

Yüreğim Filistin'den yana

Filistin'de yaşananların kendisini etkilediğini belirten Çubukçu, gazetecilikte katı bir objektiflik iddiasına inanmadığını, böyle bir şeyin de olamayacağını söylüyor.

Filistin'de yıllardır ezilen bir halkın ve eşit olmayan bir savaşın olduğuna dikkat çeken Çubukçu, kendisinin de duygu olarak Filistinlilerden yana olduğunu kaydediyor:

"Gazetecisiniz orada bir şey oluyor ve siz de olanları aktarmak durumundasınız. Bir objektiflik çizgisi var, sonuçta onun üzerinde durmaya çalışıyorsunuz ama ayak bir tarafa kayıyor. Kaydığı yer ise biraz yürekten yana oluyor.

Yüreğinin ve haberinin kaydığı yer de mazlumdan yana oluyor. Kaybedenlerin, ezilenlerin sesini duyurmaya çalışıyorsun."

Cenin yeni bombacılara gebe

Kısa vadede kazananı varmış gibi görünen savaşlarda aslında hiçbir zaman kazanan taraf olmadığını söyleyen Çubukçu, insanların ruhlarına intikam ve nefret tohumları ekildiği için uzun vadede herkesin kaybettiğini söylüyor.

Çubukçu şöyle devam ediyor: "Ekilen nefret tohumları yeni nesillerde yeşererek başka savaşlara yol açıyor. Son 10 yıldaki barış sürecinde, düşmanlıklar biraz törpülenmişken, şimdi her şey sıfırlandı. Nefret, eskiye göre çok fazla. Gelinen noktada 2002 kuşağı, Cenin kuşağı oluştu. Ve çok daha büyük bir kinle büyüyecek olan yeni intihar bombacıları bu nesilden yetişecek."

Mete Çubukçu'ya göre intihar eylemlerinin olumlanacak bir yanı yok ancak, bölge bunu doğuruyor. İsrail bu şekilde davranmaya devam ettiği sürece de, Filistinliler kendini patlatmaya devam edecek:

"Eskiden Hamas ve İslami Cihad gibi dini kökenli örgütlerden çıkıyordu intihar komandoları. Şimdi El-Fetih'ten çıkıyor, Halk Cephesi'nden çıkıyor, kadınlardan çıkıyor. Cenin'dekiler, buradan yüzlerce intihar bombacısının çıkacağını söylüyorlar". İsrail'in Filistinliler için yaptığı terörist tanımlamasının da yanlış olduğunu kaydeden Çubukçu, "Kadını, çocuğuyla bir ulus nasıl terörist olabilir ki?" diyor.

Baba ölüyormuşsun doğru mu?

Sürekli çatışma bölgelerine giden Mete Çubukçu, ailesinin bu duruma alıştığını ancak son olaylardan etkilendiklerini anlatıyor. "Ramallah'ta yaşadığım olayları oğluma izletmemişler. Ancak okulda arkadaşları, "Baban dün gece ölüyordu" dediklerinde, o da bana e-mail attı, "Baba ölüyormuşsun, doğru mu?" diye...

Oğlum her halde TV'den izliyor ki telefonda, "Baba İsrail geri çekiliyormuş doğru mu?" diye soruyor. Bu onun için şu anlama geliyor: İsrail çekiliyor sen de döneceksin."

KAYBEDENLER DİYARI FİLİSTİN

TV gazeteciliğine 1992'de Kanal 6'da başlayan Mete Çubukçu, Bosna, Kosova, Afganistan, ve Çeçenistan başta olmak üzere bir çok savaş bölgesinde görev yaptı. "Benim için çok özel bir yere sahip" dediği Filistin'e ise 1994'ten itibaren defalarca gidip geldi. Haksızlığa uğrayanların, aşağılananların toprakları olarak gördüğü Filistin'de yaşananlar onu etkiledi. Metis Yayınları Siyahbeyaz Dizisi yöneticisi Ruşen Çakır'dan bu konuda bir kitap yazması için teklif aldığında da şimdiye dek yaşadıkları, edindiği bilgileri ve röportajlarını toparlayarak, Bizim Filistin'i kaleme aldı. Çubukçu, El- Aksa intifadası ve tanık olduğu olayların yer aldığı kitabında, iki intifadayı, çocukları, Oslo barış sürecini ve Hamas'ı anlattığını söylüyor.


SEYRİ ŞAHANE Seyri Şahane
Yeni kahramanımız hayırlı olsun
Kahramanlara ihtiyaç duyan bir toplumuz. Bu da bizim acziyetimiz. Toplumun bu acziyetini kullanmayı çok iyi bilen medya her zaman yeni kahramanlar pazarlama çabasında. Örnek: Cem Boyner ve Kemal Derviş. Derviş, bir kurtarıcı gibi sunulmuştu topluma. Türkiye'yi içinde bulunduğu krizden çıkaracak tek adamdı o. Derviş aşağı... Derviş yukarı... Olmadı, Derviş yeni kurulacak partinin başına falan derken, şimdilerde Derviş'in durumu malum. Bir başka hastalığımız daha var çünkü bizim, bizim ve bizim medyanın... Önce mitleştirir, sonra yok ederiz. Önceki gün yeni bir kurtarıcı daha sunuldu topluma. Washington Büyükelçilik Müsteşarlığı'ndan istifa ederek Türkiye'ye merkez sağda siyaset yapmak için gelen Mehmet Ali Bayar, Atatürk Havalimanı'nda bir yıldız gibi karşılandı. Bayar, kendinden çok emin bir hava içinde, Türkiye'nin geleceğinin daha parlak ve huzurlu olabilmesi için yeni bir siyaset anlayışıyla "uzun ince" bir yürüyüşe başladığını söylüyordu kameraların önünde. Daha önce edindiğimiz tecrübelerden hareketle, bu yürüyüşün "ince" olacağını söylemek mümkün de, "uzun yürüyüş"e inanmak biraz safdillik gibi geliyor, ne dersiniz?

 
RTÜK tartışması
Ahmet Hakan Coşkun'un hazırlayıp sunduğu İskele Sancak'ta bu hafta RTÜK Yasa Tasarısı tartışılıyor. Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilen RTÜK Yasa Tasarısı'nın üzerinde hiç bir değişiklik yapılmadan tekrar Meclis'e getirilişiyle başlayan tartışmalara programda... RTÜK Başkanı Nuri Kayış, RATEM Başkanı Dursun Güleryüz, gazeteciler, radyo ve televizyon sahipleri, aydınlar ve iletişim uzmanlarının katılacağı programda bu tasarının neden Meclis'ten geçirilmek istendiği tartışılıyor.
Programda, "Tasarının, yürürlükteki RTÜK Yasasından ne gibi farkları var?", "Yasa tasarısı kabul edilirse öncelikli olarak medya-iktidar ilişkisi nasıl olacak?", "Medya ipotek altına mı alınıyor, yoksa özgür medya susturulmak mı isteniyor?", "İnternetin de yasa kapsamına alınmasıyla ne hedefleniyor?", "Tasarı tüm medyayı ilgilendiren bir konu olmasına rağmen neden gündeme gelmiyor?" gibi soruların cevaplarının aranacağı programda, medya kuruluşlarının yasayı nasıl değerlendirdiği de gözler önüne seriliyor. Kanal 7 / 23.15

Hakalmaz'la türkülere yolculuk
Türkülerin otantik sesi Orhan Hakalmaz'ın sunduğu Türkü Gecesi'nde yine Anadolu'nun bağrından türküler sunuluyor izleyenlere... Ekrandan sıcak bir türkü rüzgarının eseceği programda, seyircilerin isteklerine de cevap veriliyor. Orhan Hakalmaz'ın sunduğu Türkü Gecesi, ekranların en sevilen türkü programlarının başında geliyor. Stv / 20.30
Kızılderili soykırımı üzerine bir film
18. yüzyılda yeni dünya topraklarındaki İngiliz-Fransız-Kızılderili savaşlarını anlatan ve Avrupalı kolonistlerin Kızılderililere uyguladığı soykırımı konu alan Son Mohikan, Hawkeye adlı bir melezin öyküsünü anlatan bir romantik-macera. SON MOHİKAN Yön: Michael Mann Oyn: Daniel Day Lewis, Madeleine Stowe, Russell Means STAR 2 / 21.00
26 Nisan 2002
Cuma
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED