|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu sözü bilirsiniz... Örneklerle konuşmayı seven ve karmaşık konuları bile bu sayede herkesin anlayabileceği şekilde anlatan LDP lideri Besim Tibuk'un kitabı çıktı. Mehmet Emin Kazcı, "Liberal Öfkenin Adı" üst başlığıyla Tibuk'un kitabını yazdı. Türkiye'de basın, demokrasinin önünde bir engel mi? Tibuk'u İsrailli liderlerle yüzyüze getiren olay neydi? Bir ceket, bir pantalon, boş bir bavul ve beş dolarla çıkılan Amerika yolculuğu... Yassıada olayında bir İngiliz gazeteciyi Türk siyasetçilerle karşı karşıya getiren olay... Özal'ın Tibuk'a yaptığı teklif neydi? Devletin üç ana görevi nedir? Tibuk'un kafasında nasıl bir anayasa var? Tibuk; Koç ve Sabancı hakkında neden bu kadar sitemkâr? Hakkında bilinmeyen birçok şeyi bir dost samimiyetiyle anlatıyor Besim Tibuk. Hayatı ve görüşlerini aktarıyor, Türkiye'nin sıkıntılardan kurtulup gelişmiş, ileri bir ülke olmasının reçetesini sunuyor.
Başarısızlıklar yaşamamış insan, hiç fırtınaya yakalanmamış kaptana benzer
"Yaşadığım tüm sorunlara rağmen, şanslı bir hayatım olduğunu düşünürüm hep. Küçük yaşta çalışmak zorunda kalmam, genç yaşta gurbete çıkmam, 17 yaşımdan itibaren kendi mesuliyetimi ve ailenin mesuliyetini üstlenmem, başarılarım, başarısızlıklarım hepsi, hepsi benim şansımdır. İnsan sürekli iyi şeyler yaşamışsa, bunda yapay bir taraf vardır derim. Başarısızlıklar yaşayacaksınız ki, kendinizi sınayın; buna imkanınız olsun. Başarısızlıklar yaşamamış insan, hiç fırtınaya yakalanmamış kaptana benzer. Hiç fırtınaya yakalanmamış kaptan, kaptan değildir. Birkaç fırtına geçirecek ki, kaptan olsun! Hatta, gemisi batmış kaptan daha da tecrübelidir. Gemi batarken ne yaptığı, nasıl davrandığı, ne gibi tepkiler verdiği bir kaptan için inanılmaz bir sınav ve tabii tecrübedir. Dolayısıyla, kendimi çok şanslı addediyorum. Dönüp geri baktığım zaman görüyorum ki, çok değişik yerlerden, çok değişik ortamlardan geçmişim. Bunlar planlanamazdı, isteyerek yapılamazdı. Kendiliğinden gelişmiş olaylar ama, netice itibariyle bana çok şey kattılar. Örneğin, iş hayatımda ihanete de uğradım ama, bu bile tecrübedir diye düşünürüm. Suni bir ihanetle tecrübe sahibi olamazsınız. Gerçekten yaşamanız lâzım."
ERDOĞAN HAKSIZ
Şu günlerdeki tartışmalardan her ne kadar uzak kalmaya çalışsak da, ancak bir yere kadar... En azından hangi tarafı haklı bulduğumuzu belirtmek gerekiyor. 1) Kıvrıkoğlu haklı. Ortada siyasi otorite boşluğu varsa, -Çandar'ın dediği gibi- medya bu derece militarize ise, Kıvrıkoğlu resepsiyon muhtırası vermesin de ne yapsın? 2) Tayyip Erdoğan haksız. Demokrasiye gölge düştüğünü söylüyor Tayyip Erdoğan. Demek ki bir demokrasi olduğuna inanıyor... Bulunduğuna inandığı demokrasinin, bugüne kadar günlük güneşlik durumda olduğunu sanıyor... Ve resepsiyon muhtırası ile, o demokrasiye gölge düştüğünü düşünüyor. Bütün bunlara ancak 'sanrı' denebilir. Bunca yanlışlıkla insan haklı olabilir mi? Siz hâlâ kimin haklı kimin haksız olduğunu netleştiremediyseniz, Reha Muhtar'dan rica edin, tarafları Ateş Hattı'na çıkartıp tartıştırsın. O zaman ak koyun, kara koyun belli olur.
HESABINIZ NASIL?
Bakın Ayşegül Aldinç ne diyor dünkü Sabah'ta: "Bekaretim, 20 yaşında evlendiğimde bozuldu. Şimdi çok tuhaf geliyor. Düşünsenize Türkiye'nin en seksi kadınlarından biri sadece 20 küsur senedir seks yapıyor! 7-8 sene daha erken olabilirdi. Seks iyi bir şey." Bir hesap yapabilir misiniz? Benim burada yapmaktan kaçındığım yorum, sizin yapacağınız aritmetik işleminde gizli.
GÜNÜN SÖZÜ
Câhil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol.
TÂLİHSİZ BEYANMIŞ...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |