T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Alnı ak, yüzü pak olanlar...

23 Nisan, çocuk şenlikleri çevresinde, AK Parti Lideri Sayın Erdoğan'ı, "Haldun Alagaş Spor Merkezi"nde dinliyorlar. Salonun dışında binlerce genç yavru, anaları ile geri gidiyor, salon hınca hınç dolu...

İçerde, Türkiye'nin "yeni nesli"nin gösterisi var. Konuşmasına devam ederken, Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu hakkında yaptığı "beyan ve değerlendirme" salonda esen hava ile ters orantılı olduğunu gösteriyordu.

Yeni nesil, bu yeni "siyasî lideri" müthiş bir beklenti içinde dinliyordu.

Salonu tamamen "yeni bir jenerasyon" doldurmuştu.

Ve salonda 23 Nisan etkinliklerine ters düşen Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun beyanatı akşam renkli ekranlara yansıyınca, o ilk "TBMM'nin açılış ruhu"nun bizden ne kadar gerilerde kaldığını anladık!..

Biz, bir siyasî liderin, bundan on yıl önce yaptığı konuşmanın bandını ortaya çıkaranları suçlayacak değiliz, ve bir kumandanın bu ve benzeri konuşmaları, her kurtuluş, bayram ve kahramanlık gününde yüzlerce defa dinlediğini sanıyoruz...

Zira, her ilçenin, hatta ilin ve bölgenin kurtuluşu, her zaman aynı hamasi ve destanî görüntü ve hitabetlerle kutlanırdı.

Rize'den elini uzatan, baş parmağı ile, Çeçenistan'ın başkenti Grozni'ye dokunacağı bir mesafeden gelen Rus topçularının sesleri altında, yapılan bir konuşmanın, Karadeniz'de estirdiği havayı bir tahayyül ediniz!..

Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, on yıl önceki bir konuşma için verdiği beyanat, herhalde en çok 23 Nisan 1920'deki ruhun esprisine uygun olmalıydı.

Çünkü, bir gün sonra, medyaya yansıyan tarafı ile bu beyanat en çok "rakip parti" ve "marjinal basının" işine yaramıştır.

Halbuki Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu, siyasî konularda tarafsız ve devletin üniter yapısında taraf olacak bir tutum ve kararlılık içinde görünmesi gerekirdi.

Zira, AK Parti Lideri'ne, bakınız nasıl bir tavır ve "hakaret" yöntemi uygulandı:

"Merhum" Fuat Uluç'un oğlu, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin genel sekreteri'nin "Erkekçe ve Kadınca yönetmeni" Hıncal Uluç, bakınız ne diyor:

"...Siyasal yasak yememek için çırpınan R. Tayyip Erdoğan, gerzeğin (Estağfurullah, tenzih ederim) teki..."

"Bırakın kardeşim mahkûm etsinler. Etmezlerse çırpın ettirin kendini... Anayasa'yı değiştir, ol Başbakan... Anayasa Mahkemesi'ni kaldır, hatta orduyu da terhis et, bitir işi!" (Sabah, 24/4/02)

"Sabah"ın yazarları yapar da, "Hürriyet" durur mu?

Onun da, "ilerici" yazarları, "genel yayın müdüründen" cesaret alarak, derler ki:

"Bilgisiz demagog, şimdi kıvırmaya çalışsa da, "suç ağızdan çıkmış" gereği yapılacak. Ancak çok dikkatli olmak gerek. T. Erdoğan'a dava açmaya hazırlananlar TCK'nun farklı farklı maddelerinden dava açmak niyetindeler." (Fatih Altaylı, 25/4/02, sh: 19)

Demek ki, bu "Teke Tek" distribütörü, bir takım "gizli güç"lerin uzantısı ki, "dava açmaya hazırlananlar"ın süflörlüğgüne aşina bir yöntemle, "Hürriyet"teki bir yemekte, tam da R. Tayyip Erdoğan'ın karşısında "sus-pus" bir halde kaşık sallarken, içten içe "kin ve nefret nazarları"nı bileyip duruyordu demek...

Çünkü, aynı yazarın, "genel yayın yönetmeni" de, çok daha farklı bir yönerge ile, hedeflerini belli ediyordu.

Sayın Özkök, yıllarını verdiği Fransa'daki "Le Pen olayı" üzerine, hemen MHP'yi ve "bekâr" liderini "uyarı" çemberine alıp, saptırıcı bir yorumda bulunuyordu:

"Gerçekten MHP, ırkçı bir politika izlemiyor. (...)"

"Gerçekten de bazı solcuların 1970'lerden kalan kafaları ile Le Pen'in partisine benzetmeye çalıştığı MHP, bütün bu acı yıllarda ırkçılık yapmadı. (...)"

"O nedenle Türkiye'de bir siyasî kanadı, Le Pen'in partisine benzetmek gerekirse, bu kesinlikle MHP değil, üç defa üst üste kapatılan dinci partilerdir. (...)"

"Bugün durmadan "değiştim" diyen kişilerin partileri, daha iktidara geldikleri gün soluğu Bedevî çadırında aldılar. (...) PKK ile savaşan ordu'ya demedikleri lâf bırakmadılar." (Hürriyet, sh: 21).

Tahtakale'de her zaman bulunması "muhtemel" kasetlerden yola çıkarak, bir partiyi, özellikle de Sayın Erdoğan'ı bu şekilde "itham" eden, aynı zamanda da, MHP'yi "aklamayı" bir görev bilen Sayın Özkök'ün "kaset" olayı ile, bu kadar açıkça zihniyet ve tiynetini ortaya koyarsa, MHP, dikkat etsin, yarın karşılarına "eski solcular", bir sürü "ceset" çıkartıp, değil Le Pen'i, veya MHP lideri Bahçeli'yi bütün "eski ülkücü ve komandoları" darağacına getirmenin planlarını, Bay Altaylı'nın arşivinden ısmarlayıp, sahneye koyabilir!..

Nasıl olsa, bu işlerde "zaman aşımı" diye bir şey yok!.. İşler böyle düzenlenmiş, istedikleri kadar yasal düzenleme yapıp, "partiler kolay kolay kapatılamaz, kişi dokunulmazlığı ile siyasi düşünce özgürdür" deyip dolaşsınlar!.. Bu düzen, "karanlıklar prensi"nin korumasında!

Çünkü, siyasî arenada, "aslan payı"na en çok iştahla yaklaşanlar, sırtlan ile akbabalardır!..

Ve geçmişi kadar, geleceği de "karanlık" olan, baykuşlardır!


www.sadikalbayrak.com

26 Nisan 2002
Cuma
 
SADIK ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED