|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Derler ki, sanat ve edebiyat ürünleri, kaideten, toplumun huzur ve refah içinde yaşadığı dönemde neşvünema bulur. Fakat gerçekte bu tezin o kadar da güvenilir olmadığı ortadadır. Nitekim toplumların çalkantılı dönemlerinde, en azından çalkantıyı tasvir etmek, dahası yönlendirici olmak adına sanat ürünlerinin meydana getirildiği de bilinmektedir. 11 Eylül'ün sebebi ve sorumlusu her ne ve her kim olursa olsun, ikiz kulelerin savaş uçağı ile değil, fakat yolcu uçakları ile çökertilmesi, kendi kıtasında sulh ve sükûn ve güvenlik içinde hayatını sürdürmekte olan Amerikan yurttaşları üzerinde onmaz bir panik ve şok etkisi hasıl etmiştir. Yalnızca sıradan yurttaşların üzerinde değil, aynı zamanda toplumun her katmanındaki ve her kademedeki yöneticileri de söz konusu panikten ve şoktan paylarını almaktan geri durmamıştır. 10 Eylül günü Amerika Birleşik Devletleri kartalının kanatları altında, o kanatların sağladığı ihtişamın gölgesinde, kendini her türlü tehlikeden uzak ve her türlü tehdidi bertaraf etmeye hazır sanan yurttaşlar, bir gün sonra o muhteşem kanatların koruyuculuğunun da fos olduğunu şaşkınlıkla görmüşlerdir. Sartre'in başka bir münasebetle söylediği "arzın ayaklarımızın altından kaymakta olduğu duygusu", Amerikalıların gündelik hayatının bir parçası halinde yaşanmaya başlanmıştır. Durumun, Amerikalı insanın moralinde meydana getireceği hasarı ve tahribatı takdir etmek gerekiyor. Güven duygusu, artık yerini şaşkınlığa, kaygıya, belirsizliğe terketmiştir. Bu halin onarılması ve telafisi gerekmektedir. Sanat eseri bir bakıma uzun vadeli bir sağaltma yolu olarak düşünülebilirken bir yandan da ona kısa vadeli amaçlar için başvuruluyor. Özellikle Amerikan pragmatizmi, kendine yararlı hale getirebileceği her şeyi kendine yararlı hale getirmekten geri durmaz. Şimdilerde Amerikan mahreçli sanat haberlerinde, özellikle plastik sanatlarda, mistisizme dönüş çabalarının yaygınlaştığı ve yoğunlaştığı ifade ediliyor. Gerçi sadece Amerikan sanatı değil (hem plastik sanatlar, hem edebî sanatlar), genelde bütün Batı kültürüne ait sanat ürünleri referans noktasanı dinde bulur. Din karşıtı telakki tarzlarını, ateist görüşleri dile getirmek üzere kaleme alınmış veya meydana getirilmiş sanat ürünleri bile, son tahlilde, dinle (Hıristiyanlık'la) hesaplaşma zorunluluğunu duyumsarken, aynı dinin meydana getirdiği kültürel düzlemin üzerinde yer almak durumunda kalır. İslâm ülkelerinin yaşantısı anlamında Batı kültür dünyasında, radikal kültürel kopukluklar yaşanmadığı için, Hıristiyanlık o kültürün aslî unsurlarından biri ve temel referans noktası olarak hayatiyetini sürdürebilmektedir. Amerikalı insanın aradığı güven duygusunu ona şimdi mensubu bulunduğu din sağlıyor ve onun ilk tezahürü de plastik sanatlarda gözlemleniyor. Aslında din karşıtı söylemin bile temelini ve referans noktasını dinde bulduğu bir kültürde, sığınılacak son melce olarak yeniden dine müracaat edilmesinde şaşılacak bir şey yoktur. Ona şaşkınlıkla bakanlar, olsa olsa, kültürel yaşantısında dinî bağlarını tümüyle kopartmış veya kopartmaya yeltenmiş ülkenin insanları olabilir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |