T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İnsanın ineklere değil ama kendine saygı göstermesi lazım!

Evvelki gün BAE'de yayınlanan el Beyan isimli gazetede bir başlık dikkatimi çekti. Haber başlığı aynen şöyleydi: "Fanatik Hindular Müslümanlar'la barış içinde yaşamak için inek eti yememelerini şart koşuyorlar."

Evet dikkat çekici bir tavır.

1 milyarı aşan Hindistan nüfusunun % 82'si Hindu, % 12'si Müslüman geriye kalan % 6'sı da diğer dinlerin mensupları.

Müslümanlar 150 milyon civarında ama onlara ön şart ileri süren Hindular 800 milyondan daha fazla.

Hindular genel olarak vejeteryandırlar, vejeteryan olmayanların ise inek eti yemeleri inançlarına göre haramdır. Kendilerine haram olan inek etinin Müslümanlar tarafından yenmesini barışı bozacak yaklaşım olarak görmeleri elbette ki fanatizmdir.

Tabii yemek ile kesmek arasında büyük fark var. Kutsadığı ineğin gözü önünde kesilmesi elbette ki Hindu'yu fanatik olmasa da rahatsız edecektir. Nitekim geçen yıllarda Kurban Bayramı'nda inek kesilmesinin Hindular'la Müslümanlar arasında sorunlar çıkardığını biliyoruz.

Herkes çok iyi biliyor ki, bütün dünya insanlarının beslendiği et çeşitlerinden biri de inek etidir. Bunu Hindular da biliyor, biliyor ama Dünya Hindu Konseyi Başkanı Criric Kiûr, "yemek için çok sayıda hayvan varken Müslümanlar neden Hindular'ın kutsadığı inek etini yemekte ısrar ediyorlar?"diye sormadan da edemiyor.

Tabii Müslümanlar'ın maruz kaldığı bu yaklaşım bütün Hindular'ı kapsamıyor, bu yaklaşım fanatiklerin yaklaşımı. Fakat bu fanatizm de öyle söz döellosu ve siyasi nutuk benzeri bir fanatizmden ibaret değil. Zaman zaman çok sayıda insanın canına maloluyor.

Nitekim geçen aylarda Hindistan'ın kuzeyindeki Gucurat şehrinde kanlı olaylar yaşandığını hepimiz hatırlıyoruz.

Yukarda adını verdiğim konsey 10 yıl önce, Müslümanlar'ın taa 16. yüzyılda inşa ettiği tarihi Babri Camii'nin yıkılmasına öncülük etmiş ve bugüne kadar sadece Babri Cami sebebiyle Hindu ve Müslümanlar arasında cereyan eden olaylarda 2000, yanlış okumadınız tam ikibin insan hayatını kaybetmiştir.

Aynı konseyin yıkılan Babri Camii yerine Hindu ilahı Rama için bir tapınak yapma çalışmaları sürdürüyor olması ne kadar fanatik ve ne kadar tahrik edici olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Bu çalışmalar ve tahrikler devam ederken daha da ileri gidiyor ve kurt kuzu hikayesinde olduğu gibi Müslümanlar'dan inek eti yememelerini barış için ön şart olarak sürüyorlar.

Müslümanlar Allah'tan başka mabud, tapılacak hak ilah olmadığına inanırlar/inanırız. Allah dışında herhangi bir varlığın ilah edinilmesi dinen şirktir, Allah'a ortak koşmaktır. Allah'a ortak koşmak da sahibinin ahirette bile affedilmesine engeldir.

Müslüman toplumlar tarih boyunca Hindistan Müslümanları'nın maruz kaldığı fanatizme zaman zaman maruz kalmışlar ve hâlâ da kalmaktadırlar. Kimi batıl inanç sahiplerinin Allah'tan başkasına kul olmayı reddeden müminlerin karşısına Hindu fanatizmine benzer dayatmalarla çıktığını gördük/görmekteyiz.

Bu tür dayatmalar karşısında Allah'tan başkasına ilahlık sıfatı vermeyi hiçbir Müslüman aklının ucundan bile geçirmez. Ya ne yapar? İçinde yaşadığı toplumun kutsalına hakaret etmekten, o kutsalı kutsayanların gözünün içine baka baka aşağılamaktan kaçınır. Nitekim Avrupa'da Amerika'da ve diğer gayr-i müslim toplumlarda yaşayan milyonlarca Müslüman vardır ve o toplumun kutsalına ilişmeyi akıllarından bile geçirmezler.

Eh, Hindistan'daki Müslümanlar da herhalde ineklere saygı gösterecek değiller, ama en azından kendilerine saygı için Hindu'nun ineğine saldırmak gibi bir davranış da sergilemezler. Zaten öyle bir saygısızlık yapmış olsalardı sayıları 150 milyona ulaşmazdı.

Müslümanlar'ın yapması gereken kendi inancından taviz vermemek ve başkalarının ilahlarına saldırmamaktır. Zaten kitabımız Kur'an da başkalarının ilahlarını ve inançlarını aşağılamaktan bizi men eder.

Müslümanlar, ineği de diğer insanların kutsallarını da kendileriyle baş başa bırakmalı; anlatacaklarını hikmet ile anlatmalı, tartışırken en güzel yolu seçmeli ve en önemlisi kendilerini önce içinde bulundukları toplumlara sonra da dünyaya kabul ettirmenin yollarını aramalıdırlar. Bütün Müslümanlar, Hindistanlısı, Arabistanlısı, İranlısı, Avrupalısı, Afrikalısı, Türkiyelisi, hepsi...


28 Nisan 2002
Pazar
 
Resul Tosun
RESUL TOSUN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED