|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Öyle deyimler, cümleler vardır ki, tek başlarına, bütün bir dönemi anlatan tarih kitaplarına bedeldir. İşte 27 Mayıs İhtilali'nden sonra kurulan Adalet Divanı Başkanı Salim Başol'un sarf ettiği cümle de bunlardan birisidir: Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor... Hafızalarımızı yenilemek için olayı tekrar edelim: 27 Mayıs 1960 tarihinde, Türk ordusuna mensup bir grup subay, idareye el koymuş ve TBMM'ni dağıtmıştır. Devrin Demokrat Parti Milletvekillerini yargılamak için, Yüksek Adalet Divanı adıyla fevkalade bir mahkeme kurmuş ve başına, Yargıtay üyelerinden yani hakim mesleğinden gelen birini getirmiştir. Bu Salim Başol'dur. Salim Başol, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunlarını bir kenara itip, kendi takdirine göre mahkemeyi idare etmektedir. Bu uygulamaya zaman zaman, sanıklar, sanık avukatları itiraz ediyorlar, fakat başkan, bu itirazları dinlememektedir. Sanıklardan Merhum Samed Ağaoğlu yapılan uygulamaya itiraz ederek, -Sizin bahsettiğiniz sanıklar, sokaklarda geziyor. Biz ise burada yargılanıyoruz... demiştir. Bu itiraza karşı, Salim Başol'un cevabı kısa ve vecizdir: -Sizi buraya tıkan güçler böyle istiyor. O tarihten sonra, Türkiye'de birçok askeri müdahaleler olmuştur. Bu müdahalelerin müşterek özelliği, bu dönemlerde TBMM'nin gönderilen kanunlar görüşülürken, milletvekillerinin kulaklarına filan güçler böyle istiyor diyerek, baskı yapılmasıdır. 27 Mayıs 1960 olayı bir ihtilal hareketiydi. İhtilaller, kendi kanunlarını, kendi kurallarını, kendi hukukunu birlikte getirir. İhtilalin yöneticileri, fevkalade bir mahkeme kurup, başına üç tane muvazzaf subay getirerek, bütün Demokrat Parti milletvekillerini asabilirlerdi. Türkiye'de hiçbir şey de olmazdı. Ancak, 27 Mayıs idarecileri olağanüstü bir mahkeme kurdular. Bu mahkemenin başına, hukuk kariyerinde en yüksek dereceye gelmiş bir hakimi getirdiler. Bu bir hata idi. Bu mahkemenin kararıyla, bir başbakan ve iki bakan asıldı. Oysa bu kararla asılan, bakanlar değil, adalete olan saygı idi. '28 Şubat'tan sonra TBMM'ne sevk edilen kanun tasarılarının görüşülmesi sırasında, kulaklarımıza fısıldıyorlardı: Filan, filan çevreler bu kanunun böyle çıkmasını istiyor... Bizler de, o fısıltıya uyarak gereğini yerine getiriyorduk... 2001 yılında ise, kulaklarımıza fısıldanan cümleye bir yenisi eklendi: İMF böyle istiyor. İMF'nin isteklerini yerine getirmek için, TBMM içtüzüğünü değiştirdik. Kanunlar arasında temel kanunlar, temel olmayan kanunlar ayrımını koyduk. Muhalefetin konuşma sürelerini kısalttık. Hatta, Temel Kanunlar sınıfına koyduğumuz kanunun maddelerinin okunarak zapta geçmesini dahi gerekli görmedik.. İMF böyle istiyor, diyerek değiştirdiğimiz usuller de yetmedi. Buna bir de TBMM İçtüzüğündeki hükümleri çiğnemek de eklendi. Bu suretle kanunları TBMM'den geçirmeye devam ediyoruz. Çünkü kulaklarımıza fısıldanıyor: Bize borç veren çevreler böyle istiyor... Bu olaylara küçük bir misal vermek istiyorum: TBMM'de İMF tarafından çıkarılması talep edilen İhale Yasası'nın gündeme alınıp alınmaması görüşülüyor. Burada, cevaplandırılması gereken sorular şunlardan oluşuyor: İhale kanunu, temel kanunlardan mıdır? Bu kanun Temel kanunlara uygulanan tüzük hükümlerine göre görüşülebilir mi? Bu iki suale evet diyebilmek için, aranan, TBMM'nin beşte üç çoğunluğunun oyu mevcut mu? Bu konunun konuşulduğu oturumda başkan, karar için gerekli beşte üç çoğunluğun tespiti için açık oylama yaptırıyor. Açık oylama bitip, oyların sayımına geçiliyor. Bu sırada, iktidar partisine mensup bazı milletvekilleri oy veriyorlar. Muhalefet Partileri, oyların sayımına başlandıktan sonra, oy kullanılamayacağını bağırarak söyledikleri halde, oturumu idare eden başkan itirazları dikkate almayarak bu oyları kabul ediyor. Arkasından ilan ediyor: Öneri yeterli çoğunlukla kabul edilmiştir. Muhalefet sıralarından bağırıyorlar: Başkan, oylama sonuçlarını açıkla... Başkan bu çığlıkları duymuyor... Kararını tekrarlıyor: Karar yeterli çoğunlukla alınmıştır... Oysa TBMM, içtüzüğü, değiştirilmiş haliyle bile, şu hükmü taşıyor: 1-Oylama işleminin sona erdiği başkanlıkça ilan edildikten sonra, hiçbir milletvekili oyunu kullanamaz; 2-Oylama sonuçları, aynı oturumda Başkan tarafından açıklanır. Bir kanun düşünün ki, kanunun maddeleri, komisyonda okunmuyor... komisyon zabıtlarına geçirilmiyor... Kanun genel kurulda görüşülürken, maddeler okunup zapta geçilmiyor... Sadece başkan genel kurula beyanda bulunuyor: "Kanunun filanca, filanca maddeleri kabul edilmiştir." Peki... o kanun, komisyon kararından sonra rapor olarak basılırken, bir baskı hatası yapılmışsa... veya bu kanun Cumhurbaşkanı'na gönderilirken basım hatası olmuşsa... veya bunlardan daha acısı, kanunu basanlar, kasten bir madde eklerlerse... durum ne olacaktır? TBMM zabıtları niçin tutulur? İşte bu gibi hatalar olduğu zaman, hatayı düzeltmek için... Kanun metni Meclis zabıtlarına geçirilmemişse, yanlış çıktığı iddia edilen maddelerini hangi kaynağa bakarak düzelteceksiniz?.. Bir ülke düşünün ki, Yargıtay hakimliğine kadar yükselmiş bir hakim verdiği kanuna aykırı kararları, sizi buraya tıkan güçler böyle istiyor diyerek savunuyor... Yarın, bu kanunları neden böyle içtüzüğü çiğneyerek çıkarıyorsunuz diye soranlara da, iktidar partilerinin vereceği cevap hazırdır: -Bize borç veren güçler öyle istiyor... 21. asırda, her şeye hukuk hakim olmuştur. Harp eden tarafların uyması gereken kaideler, ihtilaller sonrası uygulanacak yöntem ve hatta ara rejimlerin bile yapıp yapamayacakları, uluslararası anlaşmalarla belirlenmiştir. Ancak Türkiye'de uyguladığımız ne demokratik hukuka ve ne de diğer sistemlere uymamaktadır. Türkiye'de uygulanan bir tek prensip vardır: Yaptım oldu prensibi. Gün gelir, bu çıkarttığımız kanunları, çıkarlarımıza aykırıysa değiştiririz. Ancak değiştiremeyeceğimiz bir şey vardır; sadece tarihimize değil, bu günkü iktidarın günah defterine yazılacak bir cümle: -Bize borç veren güçler, böyle istiyor. Tekrarlayalım: Sizi buraya tıkan güçler böyle istiyor cümlesi nasıl bir döneminin tarihini ifade ediyorsa, bize borç veren çevreler böyle istiyor cümlesi de tarihimizde başka bir devri hatırlatacaktır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |