|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MSB İnşaat Emlak Daire Başkanlığı Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı olan bina, yapı, yol gibi önemli ihtiyaçlarının ihalesinin yapıldığı bir başkanlıktır. Bu Daire Milli Projelere imza atar ve sonuçlandırır. Trilyonların harcandığı merciidir. Bu makama 30 Ağustos 2001 de Harp Akademilerini bitirmiş, KURMAY BİR GENARAL ilk defa atanır. Bu atamayı YOLSUZLUKLA MÜCADELEYE büyük destek veren Genel Kurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun bizzat istediği söylenmektedir. Bu Başkanlıkta ki bazı çıkar ilişkileri Genel Kurmay Başkanlığı katını çok rahatsız etmiştir. MSB. İnş. Emlak D. Bşk.lığına Tuğ. Ümit Dündar'ın başkan atanmasından bu yana ihaleler şeffaf ve rekabete açık, eşitlik ilkesine dayalı yapılmaya başlar. Bu uygulama ile TSK en az 30 trilyon TL. kazanır. İşin bir başka boyutu ise kendisinden önce yapılan ihalelere ve devam eden işlere yaptığı araştırma ve incelemedir. Bu işlerden de TSK'nın en az 25 TRİLYON TL haksız hazanca el koyduğudur. Bu olaylarla ilgili ciddi iddiaların bir kısmı bizzat bana da gelmişti. Tarafıma ulaşan ve makamlarına ilettiğim bu iddialara MSB. Müsteşarı Korg. Işık Koşaner'in gösterdiği duyarlılığa Yolsuzlukla Mücadele adına şükranlarımı sunarım. Kamu Yönetiminde görev yapan her kişiye Korgenaral Koşaner ve Tuğ. Dündar'ın uygulaması ve cesareti örnek olmalıdır. Adli bilirkişilik meselesi Türkiyede bazı önemli görevler önemli ve güvenilir kurum ve kuruluşlara verilmiştir. Adli Tıp Kurumu da bu önemli ancak güvenirliği tartışılır kurumlarımızdandır. Bu tür kurumlarda güvenirlik dendiğinde iki şey akla gelmektedir bunlardan birincisi insan gücü ikincisi ise teknolojidir ve her ikiside tek başına anlamlı değildir. Her iki unsurunda güvenilir olduğunu düşünelim çıkan neticenin tarafsız ve baskı altında kalınmadan verilmesi diğer bir husustur ve bu da ancak kurumun özerk olması ile sağlanabilir. Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu T.C. Devletinde adli bilirkişilikte tek yetkili ve son karar merciidir, durum böyle olunca kurum en etkili ve önemli kurumlar arasında bir anda yerini almıştır. Böylesine hayati kararlara hükmeden bir teşkilatın yukarıdaki unsurlara sahip olması ve çok iyi denetlenmesi gerekir. Halbuki kurum kuruluş kanunu ve ilgili yönetmelikler açısından incelendiğinde içler acısı bir durum ortaya çıkmaktadır. Siyasi otorite kurum üzerinde tek atama, düzenleme ve denetleme yetkisine sahiptir. Kurum başkanı, genel kurul üyeleri, daire başkanları, şube müdürleri ve personel tamamen siyasi tasarruf ve baskı unsurları aracılığı ile atanmaktadır. Kurumdaki teknolojik imkanlar yasayla belirlenmiş ve sürekli denetlenen bir standartla yenilenmek yerine kurum başkanlarının ilmi tasarruflarına bırakılmıştır. Özerk olmayan bilimselliği ve teknolojik entegrasyonu şaibeli olan ve sürekli baskılara açık bir kurum ne kadar sağlıklı kararlar verebilir. Yasamanın yürütmeden bir türlü ayrılamadığı, hakem kuruluşlarının özerk ve tarafsız olmadığı bir ülkenin vatandaşlarının haklarından ve tarafsız yargıdan söz etmek mümkün müdür?. Bir başka hususta kurumun ülke genelinde bölge hukuki sorunlarına uygun şekilde teşkilatlandırılmayışıdır, bu şekilde dosyalar bir yerde birikmekte, sonuçlar sağlıksız ve geç çıkmaktadır ve belki de suçsuz yere göz altında bulunanların geç çıkan adli tıp neticeleri yüzünde aylarca hürriyetleri ellerinden alınmaktadır. (Doç. Dr. Vecdet ÖZ) Bilirkişilik kurumu olan ve konusunda hayati öneme haiz tek merkez olan Adli Tıp Kurumu yeniden yapılandırılmalı ve bu konudaki yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir.
|
|
|
|
|
|
|