AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Yeni bir bakanlık
"MİLLİ GÜVENLİK BAKANLIĞI"

Milli Güvenlik Kurulu- yeniden yapılanma

Mevzuatımızı Avrupa Birliği kriterlerine uydurmak için, TBMM, uyum paketinin yedincisini de kabul etmiştir. Şüphesiz ki, uyum kanunları içerisinde en kritik olanı, "Milli Güvenlik Kurulu"nun yapısını ve bunun kararlarının içeriğini değiştiren hükümlerdi. 1982 Anayasası'nda, MGK statüsü, askerlerin sivil idare üzerindeki etkisini gösteren bir "simge" idi.

Bu simgeyi değiştirmek için düşünülen tedbirler şunlardı: Milli Güvenlik Kurulu kararlarının bir tavsiye kararı olduğuna açıklık getirilmesi, kuruldaki sivil üye sayısının artırılması ve MGK Genel Sekreteri'nin "sivil" olması.

İmaj değişikliği

Hattızatında bu tedbirler, asker-sivil görüntüsünü düzeltmekten ibaretti. Zira, eğer askerler hükümetlere istediklerini kabul ettirecek kadar güçlü iseler, MGK'da sadece Genelkurmay Başkanı'nın bulunması yetmez miydi? Zaten, Anayasamız'a göre, MGK kararları danışma niteliğindeydi. Buna rağmen 28 Şubat kararları sebebiyle bir parti zorla iktidardan uzaklaştırılmamış mıydı?

Bu olanlardan ortaya çıkan sonuç şu idi; Kopenhag Kriterleri'ne uyum için gerekli kanunları çıkarmak yetmiyordu. Bu kanunların uygulanması sağlanamazsa demokratikleşmenin tamamlanması mümkün değildi.

Aynı kural, MGK statüsünün değiştirilmesinde de geçerliydi. Bir ülkede, Genelkurmay Başkanı'nın bir kokteylde ayaküstü söylediği sözler, kanunların da üstünde etki yapıyorsa, uyum paketinde yapılmak istenen şey görüntüyü düzeltmek yani imaj değiştirmekten öteye bir mânâ taşımazdı.

Gerçek böyle iken, TBMM'de kabul edilen 7. uyum paketinde, görüntü bile düzeltilebilmiş midir? Buna evet demek mümkün değildir. Zira, uyum paketi görüşülürken, son anda kabul edilen bir önergeyle, askerlerin sivil idare üzerinde etkili olduğu imajı düzeltilmek yerine, daha da bariz bir hale getirilmiştir.

Bir son dakika değişikliği

Bu son dakika değişikliği nedir? MGK'nın tavsiye niteliğindeki kararları, Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilirse, bu kararların uygulamasını takip etmek üzere, bir Başbakan Yardımcısı görevlendirilecektir. Bunun gerçek mânâsı şudur: MGK resmen ve fiilen kabineye girmiştir.

Kendisine bu görev verilen Başbakan Yardımcısı'nın yapacağı iş nedir? MGK kararlarının uygulamasını denetlemek. Yani Bakanlar Kurulu'nu, Başbakan'ı ve teker teker her bakanı denetlemek. Bunun demokratik bir rejimde, hukuki temeli var mıdır?

Bir nevi "siyasi komiser"

Konunun zor yanı şudur: Bu Bakanlık görevlendirilmesi, Anayasa maddesi olarak tanzim edilmiştir. Bunun değiştirilmesi, ancak Anayasa değişikliği için öngörülen usullerle mümkündür. Bunun güçlüğü ortadadır.

İkincisi, bir Başbakan Yardımcısı'nın, MGK kararlarının uygulanmasını denetlemesi, tek parti iktidarı zamanında pek mahzurlu görülmeyebilir. Ancak, koalisyon hükümetleri döneminde, bunun zararları ortaya çıkacaktır. Çünkü, koalisyon dönemlerinde, bu tarz bakanlıklar, çoğu zaman en küçük ortağa verilir. Böyle bir durumda, bu görevi üstlenecek bakan, adeta, otoriter idarelerdeki "parti komiserleri" gibi hareket edecektir.

Anayasa değişiklikleri çok önemli olaylardır. Burada değişiklik yapılırken çok dikkatli olmak gerekir. Anayasa komisyonunda tartışılmadan, son anda verilen değişiklik önergeleriyle Anayasalar'ın değiştirilmesi çok yanlış bir uygulamadır. Öyle durumlar olabilir ki, farkında olunmadan, rejimimizin temeline bomba yerleştirilebilir.

Olanları mübalağa etmek istemiyoruz ancak, bu madde ile, totaliter idarelerdeki, "komiserlik" kurumunun demokratik sistemimize monte edilmiş olmasından endişe etmekteyiz.


4 Ağustos 2003
Pazartesi
 
CEVDET AKÇALI


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED