AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Dönülmez akşamın ufkundayız...

Geçen hafta, ABD'de, 80 yaş sınırında bir adam, kullandığı otomobille pazar yerine daldı. Sekiz kişiye hayatını kaybettiren olay sonrasında, Amerikalılar, "Kaç yaşına kadar otomobil kullanımına izin verilmeli?" tartışmasını başlattılar. Çok ileri yaşlarda refleksler zayıflıyor, bazı refleksler ise tamamen kayboluyor. Bu sebeple, insan, hoşuna gitmese de zaman içerisinde bazı alışkanlıklarını terk etmek zorunda kalıyor. Yakında, sürücü yaşına bir sınırlama koymayı düşünebilir Amerikalılar...

İleri yaştaki sürücü, otomobiliyle pazar yerine daldığında, sekiz kişinin canını alan bir fâciaya yol açtı. Acaba, ileri yaş yüzünden, başka meslek sahipleri, nelere, hangi felâketlere sebep oluyorlar?

Politika kendiliğinden emekliliğin pek düşünülmediği bir meslek. Bülent Ecevit tarafından devrilmeseydi, İsmet İnönü, 80'li yaşlarında da politikada kalacaktı. İnönü'yü deviren Bülent Ecevit'in kendisi sağlık sorunlarıyla boğuşuyor bugün, ama partisini bırakmayı düşünmüyor... Başbakan iken de iktidarı bırakmayı düşünmemişti Ecevit... O dönemde çıkan krizlerin, yaşanan sıkıntıların ne kadarını onun yaşa bağlı sağlık sorunlarına borçluyuz; bilmek çok zor...

Yazı-çizi dünyası da yaşa direnenlerin bolca bulunduğu bir dünya. İnsanlar, içgüdüsel olarak, kalemi sonuna kadar elden bırakmak istemiyorlar. Roman, öykü, şiir gibi dallarda ürün verenler açısından bir sorun yok; okur bulabildikleri, okundukları sürece yazmaya devam edebilirler. Tek bir romanını okumasanız bile geçen yılın ödüllü 'Iris' filmini izlediyseniz, İngiliz yazar Iris Murdock'un, zihnî melekeleri târümar eden Alzheimer hastalığına rağmen, yakınları tarafından yazmaya teşvik edildiğini biliyorsunuz demektir. Bazen çevre de insanları yanlışa sürükler...

Ancak, sıkça kamuoyu önüne çıkıp görüş açıklayan, ya da gazete köşelerinden ahkâm kesen ileri yaştaki meslektaşların durumu farklı. Bu yazıyı daha erken yaşlarımda yazmaya cesaret edemezdim; fakat onların durumuna doğru hızla yol almanın bilinciyle konuyu tartışmaya açmakta mahzur görmüyorum. İleri yaşların özellikleri, bilhassa toplumsal değişim ve dönüşümlerin yaşandığı dönemlerde, etkisini fazlaca belli ediyor. Bugünün hızla evrilen dünyasına ayak uydurmaya çalışan Türkiye'nin önünü kesmeyle sonuçlanacak 'tutucu' çizgi, ileri yaştaki gazeteci ve yazarlarca ısrarla sürdürülüyor...

'Tutucu' olmak sadece yaşla ilgili bir tavır değil; bunu biliyorum elbette. Yaşı ileri, ama fikirleri genç nice yazar bizde de başka ülkelerde de var. Ancak, yine de, bizim ülkemizde, hergün aynı şeyleri yazdığının bile artık farkında olmayan, okurlarına yeni bir bakış açısı sunamayan, elmalarla armutlar arasında garip paralellikler kurarak sapla samanı birbirine karıştıran yazarların çoğu otomobile binmesi tehlikeli yaşa yaklaşmışlar arasından çıkıyor.

Geçmişe takılı kalmış bir zihin esasen çok tehlikelidir. Buna bir de yaşla ilgili sorunları ve değişim korkusunu eklerseniz şu sonuca kendiliğinden varırsınız: Türk basını, bugün, büyük çapta 'tutucu' bir çizginin güdümünde. Yaptığı işi artık ciddiye almayan bir çok yazarı epeydir okuma listemden düşsem de işgal ettiği sütun bakımından önem taşıdığı için bazısını okumak zorundayım. Bu yüzden de, bazı sütunların okurları nâmına dehşete kapılmaktan kendimi alamıyorum. En büyük tehlikeleri de ülkeye oluyor bu tiplerin.

Her işi tadında bırakmayı bilmek gerekiyor. Otomobile binmenin kendine ve başkalarına 'zarar' getireceği, reflekslerin yetersiz kaldığı bir yaş mutlaka vardır; tıpkı politikayı bırakmanın ve başkalarına akıl satmamanın da bir yaşı olması gerektiği gibi...

Genç nüfusuyla Türkiye başka ülkelerle yarışmak istiyor; yaşlılar engel olmasalar bunu başaracak da...


4 Ağustos 2003
Pazartesi
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED