AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Mithat Paşa, Erdoğan ve Irak!!

Türk askerinin Irak'ta polis görevi görmesi için tartışmaların sürdüğü sırada Irak Valiliği yapmış Mithat Paşa kişiliği ve yaptıkları daha da önem kazandı..

1822 yılında doğan Mithat Paşa bundan 134 yıl önce Bağdat Valiliği'ne atandı..

Mithat Paşa'nın Osmanlı tarihindeki tartışmalı yaşamını bir yana bırakarak Irak ile ilgili kesitlerine bir göz atalım..

Mithat Paşa üç yıl süre ile Irak'ta kaldı..

Paris'te eğitim gören ve Batı'da esen özgürlük ve toplumsal gelişme sürecinden etkilenen Mithat Paşa bu yönleri ile Irak'ta çok şeyler yaptı ..

Paşa işe ilk olarak, Irak halkının şikayet ettiği vergileri kaldırmakla başladı.. Ardından Kürt, Çeçen ve Çerkez asıllılardan oluşan bir yerel inzibat(polis) gücü oluşturarak çapulcu ve isyancı aşiret liderlerini hizaya getirdi.

Dicle ve Fırat'ta vapur seferlerini başlattı ve her iki nehir üzerinde köprüler inşa ettirdi.

Mithat Paşa Irak'ın idari yapısında da değişiklikler yaparak Basra'yı modern bir liman kentine dönüştürdü ve Kuveyt kasabasını buraya kattı. Bununla yetinmeyen Mithat Paşa Nasiriye ve Ramadi kentlerini çağdaş standartlarda kurdu ve Irak'ın her yerinde okullar açtırdı.

Irak'ta ilk Arapça-Osmanlıca gazeteyi (El-Zevraa) de yayın hayatına sokan Mithat Paşa, fabrikalar ve ticarethanelerin açılmasına da özel ilgi gösterdi.

Ancak bunca iyi işlerine rağmen Mithat Paşa affedilmeyecek bir hata işlemişti!!

Hanakin-Bakuba bölgesinde bulduğu petrolü çıkarmaya ve işlemeye yeltendi.. Bunun için de Amerika'dan makinalar ithal etmeye kalkıştı..

O zamanın emperyalist ülkesi olan İngiltere Babıali üzerinde var olan gücünü ve baskısını kullanarak Mithat Paşa'nın görevden alınmasını istedi.

Sultan Abdülhamit ile başka nedenlerden de dolayı da yolları ayrılan Paşa, görevden alınarak önce Girit daha sonra da Şam Valiliği'ne atandı. Daha sonra da çeşitli dedikodular nedeniyle İstanbul'a çağırılan Mithat Paşa idama mahkum olur ve affedilerek Taif'e (S.Arabistan) sürgüne gönderilir..

Mithat Paşa, 8 Mayıs 1884'te Abdülhamit'in gönderdiği adamlar tarfından boğdurularak öldürülür..

Mithat Paşa'nın yaşam serüveninde Irak'ta yaptıklarının ne kadar olumlu veya olumsuz etki yaptıkları ayrı bir tartışma konusudur.

Ancak burada 4 önemli konu ön plana çıkmaktadır..

1- İngilizler'in tüm engellemelerine rağmen Kuveyt'i Irak'a kattı..

2- Irak'ta kısa bir süre içinde istikrarı sağladı ve yaşam standartlarını yükseltti.

3- Şu anda Amerikalılar'a karşı en çok direnmenin yaşandığı Ramadi ile işgal sürecinde Amerikalılar'a en çok direnen Nasiriye kentlerini inşa etti.

4- Petrolü buldu ve emperyalist ülkelerinin bölgeye olan ilgisini başlattı ve bunu hayatı ile ödedi. Çünkü İngilizler, onun Kuveyt'i Irak'a katma ve petrolü işleme girişimlerini affetmedi.

Tüm bunları neden anlatıyorum diye sorabilirsiniz..

Ancak bana göre bugün bile Irak'ta olup bitenlerin büyük bölümü Mithat Paşa'nın yani Osmanlı'nın o ülkedeki varlığı ve izleri ile ilgilidir..

Belki kaderin bir cilvesidir ama Mithat Paşa Irak Valiliği'ne 1 Mart 1869 yılında atandı.. Yani TBMM'nin Amerikan tezkeresini redettiği günden tam 134 yıl önce..

İşte bu nedenle Türk askerinin Irak'a gönderilmesinden söz edenlerin Mithat Paşa'ın Irak tarihini iyi okuyup anlamalarını tavsiye ederim..

Mithat Paşa Osmanlı Valisi olmasına rağmen Irak'ta istikrarı sağlamak için kendi gücünü kullanmamış, o ülkenin insanları ile bunu yapmaya çabalamış. Amerikalılar ise dışardan ithal etmeye çalıştıkları askerlerle Irak halkını kontrol edeceklerini hesaplıyorlar.

Peki bundan 134 yıl önce Mithat Paşa'nın yapmadığını acaba Başbakan Erdoğan yapar mı?

Bunun yanıtını vermek için acele etmemek gerekir..

Ancak inancım odur ki, Başbakan Erdoğan hükümeti böyle bir hatayı asla işlemeyecektir..

134 yıl önce polis görevini kendine layık görmeyen bir Osmanlı gibi, o günlerin anılarıyla övünen bir Erdoğan da aynı şeyi yapacaktır..

Son bir not ise Amerikalılar'ın talebinin mutlaka yerine getirilmesini savunanlara ..

Bunlara göre şimdiye kadar 30 ülke Amerika'nın Irak'a asker gönderme talebini onaylamış ve Türkiye geç kalırsa çok şey kaybedermiş..

İtalya ve İspanya (bu iki ülkede yapılan son belediye seçimlerinde iktidar partileri kaybetti) hariç 30 ülke arasında önemli hiçbir ülke yok.. Bunların tümü Sovyetler Birliği'nin ve Doğu Bloğu'nun dağılmasından doğan ve Amerika'nın direkt kontrolünde olan Latin Amerika ülkeleridir.. Üstelik gönderecekleri asker sayısı da 300-1000 arasındadır.. Türkiye'den istenen asker sayısı ise 15 bin civarındadır.

NATO, BM veya Geçici Konsey'in talebine icabeten Irak'a gidelim diyenlere de bir sözümüz var:

Almanya ve Fransa'nın tavrını hatırlarsak NATO'dan Irak ile ilgili bir karar çıkması hemen hemen imkansız..

BM konusuna ise Amerikalılar sıcak bakmıyor.

Çünkü o zaman birçok ülke işin içine girecek ve Amerikalılar'ın Irak'ın geleceği ile ilgili söz hakkı ellerinden alınacaktır.. Ayrıca BM şemsiyesi altında Irak'a asker gönderecek olan ülkeler bir anlamda Amerikan işgal kuvetlerinin ahlaki ve hukuki sorumluluğunu da paylaşmış olacaklardır.

Çünkü BM'nin 1483 sayılı son kararı Amerikan işgal kuvetlerini Irak'ın fiili ve hukuki otoritesi olarak tanımıştır..

Yani 1483'e göre Bağdat'taki Geçici Konsey'in Türk askerlerini çağırma yetkisi yoktur..

Boşuna kimse heveslenmesin!!


4 Ağustos 2003
Pazartesi
 
Dr. HÜSNÜ MAHALLİ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Karikatür | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED