|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Türkiye 7. Uyum Paketi'nin Meclis'ten geçmesiyle birlikte, hem demokratikleşme alanında "devrim" niteliğinde bir adım atmış, hem de "AB rotası"nı sağlamlaştırmış bulunuyor. Bu öylesine önemli bir adım ki, son 70 yıldır ülkenin bütün kurumlarına hakim olan "devlet iktidarı" yerine, demokrasinin temel unsurlarından birisi olan "siyasal iktidar" tercihini önplana çıkarıyor. Elbette bu yapılanlarla, ülkenin bir çırpıda sivilleşmesini ve çağdaş anlamda demokratik standartlara kavuşmasını beklemek mümkün değildir. Kaldı ki, 70 yıllık "askeri vesayet" rejiminin fiili anlamda bu ülkede iktidar olduğu düşünüldüğünde bu işin ne kadar zor olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Türkiye bir yandan bu başarılara imza atıyor, ancak bir taraftan da dün Radikal'in manşetinde dikkat çekildiği gibi, "Kızıl Elma" koalisyonu da Türkiye'yi demokrasi yolundan döndürmek için tam bir "fitne" operasyonu yürütüyor. Bu koalisyonda kimler yok ki, Aydınlar Ocağı'ndan Yekta Güngör Özden'e, Saadettin Tantan'dan Ahmet İnsel'in deyimiyle, "Che Guevara, Deniz Gezmiş ve Mustafa Kemal teslisini bayrak edinen" Türk Solu dergisine kadar herkes var. Ayrıca Doğu Perinçek ve Vural Savaş'ı da unutmamak gerekir. Şimdi, varoluşlarını "Kemalizm'le flört" ederek anlamlandıran "derin" Türk solu ile "şoven" milliyetçiler, Batı'ya karşı "Türk-İslam sentezi" ortak paydasında omuz omuza mücadele veriyorlar. Yani, "Batı'nın Türklük üzerindeki menfur emellerini" teşhir etmek için Yekta Güngör Özden, Vural Savaş, Saadettin Tantan, Aydınlar Ocağı ve bir de Deniz Gezmiş'in ruhu en önde savaşıyor. Bu arada, bir de Meclis'teki demokratikleşme reformlarının görüşülmesi sırasında demokratikleşmeyi engellemek için aslanlar gibi mücadele veren Deniz Baykal'ın CHP'si var ki doğrusu insanın gözleri yaşarıyor. Herhalde "derin" Türk Solu, "askeri vesayet rejimi"ni Türkiye'nin kendine has bir özelliği olarak gören, bu yüzden de demokrasiden pek hoşlanmayan bu CHP ile gurur duyuyordur... Şimdi mitinglerde beraber slogan atıp, aynı yayınlarda birlik çağrısı yapan "Kızıl Elma" koalisyonunun şoven milliyetçiler, 'derin' Kemalist solcular ve "Arslan Sosyal Demokratlar"ın biricik partisi olan CHP'nin tek umudu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer. Onlar Sezer'in zihninin derinliklerinde varolduğuna inandıkları "Kızıl Elma" ruhuna güveniyorlar. Sezer'in zaman zaman 'derin' Türk Solu ile olan flörtünden cesaret alarak, "Türk-İslam sentezi" bayrağı altında demokratik reformları püskürtmeyi hedefliyorlar. Yanlış anlamayın ama, ben de Cumhurbaşkanı Sezer'in gönlünün bu "Kızıl Elma" ittifakından yana olduğuna inanıyorum. Bana öyle geliyor ki, Sayın Cumhurbaşkanı bu demokrasi işinin fazla abartıldığı görüşünde. Nitekim, 6. Uyum Paketi'ni veto ederken "düşünce özgürlüğünü" bu ülke insanları için fazla bulmuştu. Şimdi de pekala, "Batı'nın menfur emelleri"ne karşı "Kızıl Elma" koalisyonu ile aynı safta durarak 7. Uyum Paketi'ni veto edebilir.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |