|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
OSMAN AKKUŞAK
Dergide İstanbul var, tarih var... İstanbul'un binbir güzelliğini nazarlarınıza sunuyor. İstanbul uzmanı kabul edilen bir profesör: Jak Deleon şöyle demiş: "Tüm kentler zamanın erozyonuna uğrayacaktır, yalnızca İstanbul ölümsüzdür". Dergide kendisiyle yapılan röportaj var. Profesör Zekeriya Kurşun'un, İstanbul fethinin anlamını tafsil eden mükemmel bir makalesinden sonra İskender Pala, Osmanlı Devleti'ne devlet adamı yetiştiren Enderun Mektebi'ni anlatıyor. Topkapı Sarayı içinde bulunan bu mektebin kuruluşundan 1839 yılına kadar 63 sadrazam 3 şeyhülislam, 23 kaptanpaşa yetiştirdiğini haber veriyor. Pala'nın verdiği bilgilerden öğreniyoruz ki daha sonraları Enderun'a köleler arasındaki gençlerden de talebe alınması; kurumun kaliteli insan yetiştirme özelliğini tahrib etmiş, "ben merkezli" egoistler vücuda getirmesine sebeb olmuştur. Enderun Mektebi'nde, başarısız olmak ihtimaline yer bırakmayan bir sistem ve ciddiyet uygulanmıştır. İskender Pala bu müessese ile bugünkü siyasal bilgiler fakültelerini mukayese ediyor ve "bugün bir Enderun Mektebi'ne ne kadar ihtiyacımız olduğu açıkça görülmektedir" diyerek bir gerçeği dile getiriyor. Profesör, İstanbul'la ilgili yazısında Fatih'ten söz açarak, büyük hükümdarın 17 devlet, 200 şehir ve kasaba olarak devletin sınırlarını 2 milyon km2'ye çıkardığını ve "işi daima ehline teslim ettiğini" kaydetmektedir. İskender Pala; Fatih'in büyüklüğü, prensipleri, şahsiyetinin, karakterinin hakim vasıfları, başarısının sırları hakkında keşke daha fazla malûmat verseydi de, bu güzel dergi vasıtasiyle insanımıza ve gençlerimize bir "büyük örnek" yeniden hatırlatılmış ve öğretilmiş olsaydı... Şair ve romancı Mustafa Miyasoğlu; yazısında Yahya Kemal'in (Sâde bir semtini sevmek bile bir ömre değer) mısraının yanında, zaman zaman marazî ruh hallerine düşmekten kurtulamayan Tevfik Fikret'in yine böyle bir zamanda söylediği (bin kocadan arta kalan bîve-i bâkir) (bîve: dul kadın) sözünü naklediyor ve "sahabesi ve evliyası da bol, batakhanesi ve mafyası da..." diyor. Miyasoğlu'nun nefis yazısında şairlerin, ediplerin, alimlerin, mübarek şehir hakkında söyledikleri de dile getirilmiş. Miyasoğlu'nun sözlerini şair Sunay Akın'ın güzel yazısı müzisyen Esin Afşar'la, Hilâl Korucu'nun yaptığı röportaj takibediyor. Dolu, dolgun bir röportaj... Hacer Adıgüzel'in, müzisyen Erkan Oğur'la yaptığı bir konuşma da onu takibediyor... Sonra tanıtılan 6 kitap var... Nargile, Parke Taşları, Bulgaristan, Kent Kültürü, İlkbahar, Betonlarda Aşınma, Değişen İklimler ve Türkiye'de Deprem konularına ait metinler... Ve derginin her sayfasında resimler.. resimler... nefis manzaralar.. tatlı sıcak, şenlikli, sevinçli fotoğraflar. İçinizi ferahlatan, tatlı heyecanlar yaratan sayfalar.. inci gibi dizilmiş yazılar...
Bu dergi bir şiir, bir nesir, bir resim ve estetik harikası. Mehmet Dündar, Hilâl Koruyucu, Hacer Adıgüzel, Emine Uçak, Harun Tan, Hatice Kot, Zafer Ceylan, İlhan Özdemir, Altan Raşit Civan, Besim Ömer Dartan, Kadir Serdar Taflan, Ali Paşa Hatiboğlu, Ersin Balcı ve yapımı gerçekleştiren Yazıevi İletişim Hizmetleri'ni kutluyorum. (bilgi için: 0212 537 82 00)
|
|
|
|
|
|
|