|
|
|
|
Efes Cup'ın en atletik takımı kuşkusuz ilk maçımızda yenildiğimiz turnuvanın dördüncüsü Ruslar'dı. Rakibimiz İtalyanlar'ın yarı finaldeki Rusya galibiyeti, onların yıllardır bir maçın sonuna dek oyun disiplininden ve savunma düzeninden kopmadıklarının belirgin özelliğiydi. 46 yıldar beri yenemediğimiz İtalyanlar'ı, ancak bu savunma ve oyun disiplinlerinden uzaklaştırarak yenebilirdik. Abdi İpekçi'yi kısmen dolduran taraftarımızın da desteği ile, bir ilki gerçekleştirebilirdik. Mehmet Okur'un sakatlığı ve oynamaması dezavantajımızdı. Ancak Kaya, hem skora katkıda, hem ribaunt'ta İtalyanlar'a sürpriz oldu. Bizim içinde tanınmayacak kadar iyiydi. Değil çember altında aratmak, uzak şutlarıyla da Kaya bu maçta 'ilk 5 te artık bende varım' dedi. Oyun kurucumuz Kerem bu kez atamadı, attırdı. İkinci çeyrekte onun yerine giren Ender de takım organizasyonunu aksatmadı. Devrenin 35-35 berabere bitmesi, bu maçın skorunun 70'ler civarında biteceğini gösteriyordu. Fakat 3'üncü çeyreğe kötü başladık. İtalyanlar bizi oyun disiplinimizden koparmayı başardı. Bireysel zorlamalar başladı. Kerem maçın en zor son dakikalarında yoktu. Sonra teknik ekibimiz bir kumar oynadı. Ender ve Kerem dışarda, Hidayet'e oyun kuruculuk görevi verildi. Kumarda kaybettik. Birebir savunmada çok kolay adam geçildik. Mirsad'ın topu İtalyan oyuncuya fırlatmasına ve teknik faul almamıza seyirci kalınmasını ve oyunda tutulmasını anlamak mümkün değil. Bu durum dahi, bizdeki disiplin boşluğunun bir göstergesiydi. İsveç'te Milli Takım oyuncularının her maçta daha istikrarlı ve oyun disiplinine sadık olmalarını dileriz..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |