|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dışişleri bakanı Abdullah Gül'ün Washington ziyareti sırasında ABD ve Türkiye'den sonra adı en çok geçen ülke hangisiydi biliyor musunuz? Şaşıracağınızı bile bile söyleyeyim: Malawi'ydi. Afrika'nın güneyinde küçük bir ülke Malawi. İnsanları fakir. On milyonluk nüfusunun sadece beşte biri Müslüman. Kara Afrika'da örneği az bulunur, huzur ve istikrarlı bir demokrasisi var Malawi'nin... Türk dışişleri bakanının Washington ziyareti gündemine girmesinin sebebi, küçük Afrika demokrasisinde daha önce pek rastlanmamış bir olay... Müteşebbis ve fedakâr insanlarımızdan birkaçı yollarını Malawi'ye düşürmüş ve orada demir atmışlar... Ülkenin huzur ve istikrarına katkıda bulunan bu insanlardan ikisi üç kişiyle birlikte tutuklanmış... Amerikalıların elindeki iki Türk'ün âkıbetiyle henüz Ankara'dan ayrılmadan ilgilenmeye başlayan Abdullah Gül'e, evsahipleri, Washington'a ayak basar basmaz, "Serbest bırakıldılar" mesajını iletti... Sonrasını biliyorsunuz: İki Türk ülkeye döndü... Herhalde yakında kök salmak niyetiyle ikamet ettikleri Malawi'ye gideceklerdir... Gözaltına alınanlardan Arif Ulusam 'İstanbul' adlı bir Türk lokantasının sahibi; Necati İtabacı ise Bedir eğitim kuruluşunun müdürü... Her ikisi 'El-Kaide üyesi olma töhmetinden kurtulduklarına, eş-dostları da onlara yeniden kavuştuklarına seviniyorlardır... Bu konuyu şimdi ele alışımın sebebi, İngiliz 'The Guardian' gazetesinin "Bush'un gizli savaşı" değerlendirmesi... Rory Carroll adlı yazar, Malawi'de yaşananlardan hareketle, Washington'un ilgili-ilgisiz her yere saçtığı dehşet kampanyasına ışık tutuyor. Dediği şu: "Washington, sadece Afganistan ve Irak'a savaş açmakla, Suriye, İran ve Kore'yi tehditle yetinmiyor, 'teröre karşı savaş' bahanesiyle dünyanın dört bir tarafında akla gelmedik operasyonlar da düzenliyor..." Malawi'de meydana gelen, bu tezi destekleyen önemli bir 'örnek olay'... Olay 22 Haziran gece yarısı yaşanmış... Hiçbir günahı bulunmadığı sonradan daha iyi anlaşılacak, toplum içerisinde temayüz etmiş beş kişinin gece yarısı evlerinden derdest edilip bilinmeyen bir yere götürülmeleri, tam Küba'daki Guantanamo Bay'e sevk edilecekken -muhtemelen Türk hükümetinin ilgisi sayesinde- serbest bırakılmaları gerçekten 'olağanüstü' bir durum. Acaba başka ülkelerde de Amerikan ajanlarıyla ortak operasyonlar düzenleniyor mu? İngiliz gazetecinin anlatımında en göz açıcı unsur, kolları Malawi'ye kadar uzanmış CIA ajanlarının operasyonlarını kendi büyükelçiliklerinden bile gizlemesi... "Bazı ayrıntılar hâlâ bulanık, ama yine de Washington'un anti-terör taktiklerinin karanlık köşelerine ışık tutabiliyor: Amerikalı istihbarat ajanları, kendi büyükelçiliklerine haber vermeksizin, Malawi hükümetini, Müslümanları ayaklandıracak bir oldu-bittiye zorladılar. Adam kaçırmalar meşru olmadığı gibi, girişim de hataydı." Böyle diyor Rory Carroll... Polisler, Arif Ulusam'ın eşine, "Merak etme yarın salıveririz" demişler... Ancak, kucağında Kardelen adlı yavrusuyla ertesi gün karakola giden kadın güvenlik güçlerinin olaydan haberdar olmadıklarını fark etmiş. Resmi makamlar da açıklama yapmıyorlarmış... Malawi, Afrika'nın en demokratik, insan haklarına en fazla riayet edilen ülkelerinden biri. Nitekim, konu yargı alanına intikal edince, bir yüksek mahkeme yargıcı, "Ya salıverin, ya da neyle suçluyorsanız derhal açıklayın" diye hükümetin karşısına dikilmiş... Dünyanın yeni şartlarının Malawi'ye yansımasına bakınız: Gözaltına alınanlar yargının müdahalesine rağmen ülke dışına çıkartılmışlar. Ülkenin başsavcısı; "Nerede olduklarını bir tek Amerikalıla biliyor, şimdi bu adamların gölgesini mi mahkemeye çıkartacağım ben" diye saçını başını yoluyormuş... Durumun ironik yanı da var: Gözaltına alınan beş kişinin Malawi dışına çıkarıldıkları gün, Amerikan dışişleri bakanlığı, ABD'nin insan haklarını iyileştirme çabalarıyla ilgili raporunu açıkladığı gibi, Colin Powell da hukukun üstünlüğü konusunda Afrikalı liderlere nutuk çekiyormuş... Hukukun üstünlüğüne inanılan, insan haklarına saygılı, demokratik bir hükümeti ilkelerini çiğnemeye zorlayan Amerika'nın yaptığına bakın hele siz... Gül'ün Washington'a indiği gün, gözaltındaki beş kişiden dördü serbest bırakıldılar. Serbest bırakıldıkları ülke, ABD'nin 'terörist ülkeler listesi'nde en başlarda yer verdiği Sudan... İyi mi? Gözaltına alınanların, CIA elemanları tarafından, bir ay süreyle başka bir Afrika ülkesinde sogulandıkları anlaşılıyor... İngiliz gazeteciye, bir diplomat, "CIA elemanları Amerikan büyükelçisine de bilgi vermedi; adam bunu söyleyemediğinden, haberdar edildiğinde, terörle mücadeleye verdiği destek için Malawi'yi öven saçma bir konuşma yapmak zorunda kaldı" demiş... "Olay neden oldu?" sorusu önemli. Guardian'daki yazıda bibirinden ilginç üç senaryoya yer veriliyor. Ama biri daha ilginç: "CIA adamların mâsum olduğunu biliyordu" diyor Carroll, "Fakat ülkedeki İslâmî örgütleri rahatsız etmek istedi. Irak'ta kullanılan 'önalıcı savaş' doktrini küçük çapta burada da çalıştı." ABD'nin başını ağrıtacak güce ulaşmadan ülkedeki hayır teşkilâtlarına gözdağı verilmiş... İbretlik bir olay Malawi'de yaşanan...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |