|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bugünlerde Batum'da, Tiflis'te, Gori'de, Kutaisi'de, tüm Gürcistan'da çok düşük ses tonuyla telaffuz edilen sözcüğün "gamarcoba" olmasında şaşılacak bir şey yok. Barış ve esenlik anlamına gelen gamarcoba sözcüğünün, son gelişmeler ve karışıklar üzerine, eski coşkusunu yitirdiği anlaşılıyor. Geçen hafta bölgemizdeki en önemli gelişme beş milyon nüfuslu küçük komşumuz Gürcistan'ta meydana gelen "sivil darbe" ve bu darbe sonucu Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze'nin istifa etmesi idi. Bölgesel gelişmeleri takip edenlerin bildiği gibi yazdan bu yana hazırlıkları sürdürülen genel seçimlerin 2 Kasım'da yapılmasıyla birlikte muhalefet ile iktidar arasında başlayan tartışma sonunda kitlesel gösterilere yol açtı. Muhalefet partilerinin seçimlere iktidarın hile karıştırdığı ve sonuçları istediği gibi yönlendirdiği suçlaması, bu küçük ve hassas dengeler üzerinde oturan ülkeyi bir anda istikrarsızlığa sürüklemeye yetti. Hükümetin seçim sonuçlarını açıklamakta gecikmesi, seçim sonuçları üzerindeki spekülasyonları artırmış, muhalefet partilerinin tehdit ve eylemlerini giderek artırmalarına sebep olmuştur. Seçimlerin güvenirliği konusunda uluslararası gözlemcilerin açıklamalarının da muhalefetin tezlerine destek niteliğinde olması seçim sonuçları üzerinde kopan fırtınayı ve spekülasyonu içinden çıkılmaz noktalara doğru götürmüştür. Demokrasi kültürü olmayınca... Aslında seçimle birlikte başlayan kaosun bu noktalara varma ihtimali taşıdığı, seçim öncesindeki kampanya ve tartışmalardan belli idi. Yaz aylarında ülke seçime yavaş yavaş hazırlanırken istikrarsızlığın ipuçlarını da vermekteydi. Muhalefet partilerinin acımasız eleştiri ve suçlamalarının yanında iktidar yanlılarının tam bir kuralsızlık, hukuksuzluk ve keyfilik örneği göstererek takip ettikleri politikalar ve muhalefete karşı sergiledikleri acımasız tavır seçimlerle birlikte ülkenin içinden çıkılamaz bir kaosa doğru sürüklenmekte olduğunu göstermekteydi. Eski Sovyet cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını kazandıktan sonra karşı karşıya kaldıkları kader hep aynı olmuştur. Bunların hiçbirinde ne demokrasi kültürü ve tecrübesi vardı, ne de kendi ülkelerini yönetme konusunda sağlıklı bir yapıları bulunmaktaydı. Uzun komünist dönemde yetişen devlet ve siyaset elitinin zihin yapısı tek parti diktatörlüğüyle şekillenmişti ve başkasını düşünmeleri imkansızdı. Her birinde elit tabaka üzerlerindeki komünist elbisesini çıkarmış ve demokrasi elbisesini giymişlerdi. Ancak bunların ülkelerinin bağımsızlığa kavuşmalarıyla birlikte zihin yapılarını değiştirmeleri söz konusu değildi. Nitekim bütün birlik cumhuriyetlerinde eski komünist yöneticiler devlet yönetiminin en üst makamlarını işgal etmeye devam ettiler. Gürcistan'da bağımsızlıktan hemen sonra yapılan seçimleri milliyetçi lider Z. Gamsahurdia kazanmıştı, ancak komünist tecrübe üzerinde milliyetçi bir sistem kurmasına izin verilemezdi ve iç savaştan sonra koltuğunu ve hayatını kaybetmişti. Azerbaycan'da da benzer durum yaşanmıştı. Yerel sorunlar ulusal bütünleşmeyi engelliyor... Gürcistan feodal yapı nitelikleri hâlâ hakim durumda olan bir ülke. Henüz yeteri kadar ulusal bütünleşme sağlanmış değil. Şehirler ve bölgeler arasındaki seyyaliyet yeterli düzeyde değil. İnsan kaynakları açısından en gelişmiş ülke olsa bile demokrasi için bu tek başına yetmiyor. Dahası komünist dönemde merkezi otoritenin gücüyle bastırılan yerel eğilimler de ortaya çıkmış durumda. Mesela Acara Özerk Cumhuriyeti, Güney Osetya Özerk Bölgesi ve Abaza Özerk Cumhuriyeti'nin ülke içindeki durumu hâlâ tartışmalı. Tiflis bunların özerkliklerini kaldırmaya çalışırken bunlarsa giderek bağımsızlığa doğru kaymaktalar. Böylesine hassas dengeler üzerinde oturan bir ülkede demokratik seçimleri yapmak ve bütün toplum kesimlerini tatmin etmek ne kadar zor tahmin edersiniz. Dikkatinizi çekmiştir Acara, Osetya ve Abaza bölgelerinin yöneticileri olaylar üzerine hemen Moskova'ya koşmuş ve Rusya'nın desteğini aramaya yönelmişlerdir. Türkiye'nin Gürcistan'daki gelişmeleri izlemekle yetinmemesi gerekir. Özellikle Batum merkezli Acara bölgesindeki halkın bakışlarının Moskova'dan önce Türkiye'ye yönelik olduğu unutulmamalıdır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |