|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ABD'nin 'teröre karşı savaş' adıyla başlattığı mücadelede kullandığı yöntemler dünyanın her tarafındaki güvenlikçilerin iştahını kabartıyor. Sınır tanımıyor bu savaş ve yerleşik hukuk kurallarına uyma hassasiyeti de göstermiyor; uluslararası hukuku ise bütünüyle dışlıyor. İstediği ülkenin vatandaşını, kendi yargı çevresi dışındaki mekânlarda, istediği uzunlukta süreyle tutabiliyor ABD... Bunu yapabilmesini 11 Eylül'de uğradığı terörist saldırıların sağladığı 'meşruiyet' zeminine borçlu ABD; "Bir daha asla" noktasına gelen Amerikalılar, yönetimlerine, o günden sonra 'beyaz kart' vermiş durumdalar. Dünyanın tek süpergücünün sınır ve hukuk tanımaz terör mücadelesi, metazori de olsa, diğer ülkeler tarafından da kabul ediliyor. Dünyanın asırlar boyunca kazandığı uygarlık düzeyinin hukuk boyutu, 11 Eylül sonrasında girilen süreçte, erozyona uğramış bulunuyor. Bu girişi yapmamın sebebi, bir çok bakımdan 11 Eylül saldırılarıyla benzerlikler taşıyan 15 ve 20 Kasım İstanbul saldırılarının Türkiye'de de aynı sonucu almak için kullanılması ihtimali. Terör saldırılarının ardından, hükümet, sorunun hakkından daha az hak ve özgürlükle değil demokratik yollardan gelmeye çalışılacağını açıklamıştı; doğru olan ve Türkiye'ye yakışan da terör ile hukuk kuralları içerisinde mücadele etmektir. İstanbul saldırılarının hemen ardından güvenlik ve istihbarat birimlerinin olağanüstü hareketlendiği meydanda. 'Canlı bomba' olarak kullanılanların kimlikleri DNA testleriyle tespit edildi. O kişilerle irtibatlı olanlara da genişletiliyor soruşturma ve ülkemiz sınırlarının dışına da taşıyor. Komşumuz Suriye de kendiliğinden yardıma soyundu ve eylemlerle irtibatlı olduğu kuşkusunu duyduğu 22 kişiyi Türkiye'ye teslim etti. Kısa sürede kadın-erkek yüzlerce 'zanlı' gözaltına alındı. Gazeteler, hergün, eylemler ve eylemcilerle ilgili yeni ayrıntılarla çıkıyor... Saldırılar üzerine mahkemece alınmış bir 'yayın yasağı' bulunduğu halde hem de... Dış basında konuyla ilgili çıkan haberlerde, 'yayın yasağı' konusu mutlaka belirtildikten sonra, "Buna rağmen gazeteler ayrıntılı bilgilerle dolu" deniliyor... Sunulan ayrıntıların bir bölümü, haberin mürekkebi bile kurumadan, yanlış çıkıyor; gözaltına alınan kişilerin önemli bir bölümü de mahkemeler tarafından serbest bırakılıyor... Şu andaki gayretkeşlik beş gün arayla şaşkınlık yaşatan iki saldırı sırasında fark edilen istihbarat zaafının etkisini gidermeye yönelik olabilir. Ancak, o zaafı gidermenin yolu, ortalığı haber kirliliğine muhatap etmek değildir. Tersine, iki sarsıntıyla şaşkınlaşan kamuoyunun doğru bilgilerle aydınlatılmaya ihtiyacı var; her şeyden önce bu ihtiyacın karşılanması şart. Türkiye'yi yeni bir terör dalgasının dışında tutmanın yolu da, zedelenmiş özgüveni doğru bilgiler ışığında artırmaktan geçiyor. ABD, 11 Eylül sonrasında 'güvenlik öncelikli' bir ülkeye dönüştü; öyle bir ülkenin Küba'daki Guantanoma Bay Üssü'ne yığdığı mahpusların görüntüsü bu yeni anlayışın simgesi sayılabilir. Türkiye, kendisini o duruma asla düşürmemeli. Kitleler terör saldırılarından sonra sağduyulu davrandılar; o sayede panik yaşanmadı Türkiye'de... Ne kadar pinpirik olduğu bilinen piyasanın bile kopan gürültüye aldırmadığı görüldü dün... Devlet de, bütün birimleriyle, serinkanlılığını bozmamalı. Bugünler geçtiğinde Türkiye bundan kazançlı çıkmalı.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |