AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Tashih, bomba ve Behlül Bey

Layıkıyla yapıldığı halde gözükmeyen işler vardır. Görevli olan kişi, işini yaptığı vakit, her şey yolunda gittiği ve olması gereken olduğu için, yapılan işin çoğunlukla farkına varmayız.

Ancak o iş yapılmadığı zaman durumu farkederiz.

Gazetelerdeki musahhihlerin görevi bu tür işlere iyi bir örnektir.

Mesela bir kelimeyi yanlış yazsak; "mesela" yerine "melase" yazsak, buradaki yanlışlık düzeltildiğinde, önceki aşamayı görmeden yalnızca sonuca bakarak, müsahhihlerin çalışmadığını, yan gelip yattığını pekala iddia edebiliriz.

Halbuki yazıların her satırı tek tek okunmaktadır.

*

Anti-terör çalışmaları da böyledir.

Uzun ve zahmetli çalışmalar sonucunda yakalanan canlı bombalar, suikastçiler vs. lanse edilmedikleri takdirde kimsenin haberi olmaz.

Fakat yakalanamaz ve bomba patlarsa, durum değişir.

Nitekim yakalanan teröristin "asıl hedefin ABD Konsolosluğu olduğuna dair" ifadesinde geçen "fakat galiba onlar yakalandı" cümlesi, anlattığımız durumu gayet iyi özetlemektedir.

Bir başka örnek, Başbakan Erdoğan'ın oğlunun düğününde bir canlı bombanın yakalandığını da sonradan öğrenmiş olmamızdır.

Keza, geçen hafta Mehmet Ağar'a suikast düzenlemek isteyen bir teröristin yakalanması.

Velhasıl polisimiz iyi çalışıyor.

Kanaatim o ki, bazı yabancı istihbarat örgütlerinden yardım almadığı zaman daha başarılı olabiliyor.

(Bu cümleden teröre karşı uluslararası işbirliği yapılmamalıdır sonucu çıkmaz. Başka bir şey çıkar.)

*

Gazete konusuna dönelim.

Gazetenin ilk zamanları...

Din büyüklerinden Behlül Dânâ Hazretleri ile ilgili bir yazıda "â"ların üzerine şapka konulmamış.

Musahhih okurken "Dana" şeklinde okuyunca demiş ki "Burada bir tashih olmalı, adamın soyadı herhalde 'Dana' olamaz. En iyisi ben bunu Behlül Bey yapayım."

Yazı "Behlül Bey" biçiminde çıkınca, varın sonucu tahmin edin.

O yazıyı okuyanlardan bazıları, söz konusu yanlışlıkla herhangi bir ilişkisi olmadığı halde gazetede çalışan arkadaşlarına takılmışlar günlerce...

- Ooo, Behlül Beyler gelmişler!..

- Siz Yunus Emre'yi de Yunus Bey yaparsınız! Korkulur sizden!

Öte yandan yazının çıktığı gün gazetenin telefonları susmamış.

Adamın yaptığı son tashih de o olmuş.

Görevden almışlar.

Halbuki bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.

Bilmiyorsan, soracaksın.

"Aga bunun doğrusu nedir?" diye bir bilene danışmak pek zor olmasa gerek.

BARIŞIN TEMİNATI

İngilizce yayımlanan Jarusalem Post gazetesinin internetteki sitesinde başlığın hemen yanında yer alan logo, çok dikkat çekici.

Türkiye haritası üzerinde Türk bayrağı, Atatürk fotoğrafı ve Humeyni fotoğrafı yer alıyor. Sitedeki makalelerde, Türkiye'deki terör saldırılarının arkasında İran'a uzanan kesimlerin olduğu ifadelerine yer veriliyor.

Adamlar işi çözmüş de kimsenin haberi yok!

İsrail'e göre İran "1 numaralı" tehlike.

O zaman İsrail de dünya barışının en büyük teminatıdır herhalde.

AYRI DÜNYALAR

Buş İngiltere'de yaptığı konuşmada, "Müslümanlar'la aynı 'Tanrı'ya ibadet ediyoruz" deyince ABD'li Hıristiyanlar'ın bir kısmı kıyameti kopardı.

Murat Kayacan, 11/22/03 tarihli Washington Post'taki Alan Cooperman imzalı haberden aktardı. Demek ki bazı Hıristiyanlar, aynı güneş altında olduğumuzu da, aynı gezegende yaşadığımızı da kabullenmekte zorlanacak.


2 Aralık 2003
Salı
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED