AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Bu infial niye?

Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ağır konuştu: "70 milyon bu yargının karşısına çıkıyor da, milletvekilleri mi çıkamıyor; yargıya bu saygısızlığı yapanlar ayrıcalıklı sınıf yaratmak istiyor."

Danıştay Başkanı Nuri Alan da şu sözlerle Özkaya'ya destek verdi: "Yargıya çıkıp hesap vermekten kaçanlar, 'yargı bağımsız değil' mazeretine sığınıyor."

Bunlar gazete haberleri...

Özkaya ve Alan'ı "sert konuşmaya" icbar eden, bazı AKP'lilerin "dokunulmazlık kalmalı, çünkü yargı bağımsız değil" sözleri oldu.

Ki, şahsen bu sözlerde gerçek payı olduğunu düşünüyorum.

Bunu yargı mensupları da her fırsatta itiraf ediyor. Yargı kuruluş ve açılış törenlerinde konuşan hemen hemen her yüksek yargı mensubu aynı konuya parmak basıyor ve "yargının bağımsız olmadığını" söylüyor.

Milletvekillerini "saygısızlıkla" suçlayan Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın da bu yönde beyanları var.

Demek ki, Türkiye'de yargının bağımsız olmadığı fikri, artık her düzeyden kabul görüyor.

Hatta, hatırlayacaksınız, bir yüksek yargı mensubu da, "Yargıçların vicdanıyla cüzdanı arasında kaldıklarını" söylemişti.

Peki bu infial niye?

Özkaya "yargı bağımsız değil" derken oluyor da, bunu başkaları seslendirince mi olmuyor?

Başörtülü sanığın (Hatice Hasdemir'in) savunma hakkını engelleyen bir yüksek yargı mensubuydu ve hem kafasına göre "kamusal alan" tarifi yapmış, hem de ideolojiyi hukukun önüne geçirmişti. Milletvekillerinin "yargı bağımsız değil" sözlerine içerleyen ve sert tepki koyan Sayın Eraslan Özkaya da, bu hukuk dışı uygulamaya destek çıkmış, hatta daha da ileri giderek, kişinin uyarılara uymaması (yani başörtüsünü çıkarmaması) durumunda "tutuklanabileceğini" söylemişti.

Peki, bu içtihadın hukukla ilgisi var mı?

Özkaya, "Yargı herkese eşit uzaklıktadır; bir gruba karşı, bir kişiye, bir düşünceye karşı düşmanca hareket edemez; eğer böyle bir şey olursa, o yargı yargı olmaktan çıkar" diyor; ama önümüzde öyle kötü muhakeme örnekleri var ki, Özkaya'nın sözleri "güzel söz" ve "temenni" olmaktan öte gidemiyor.

Özkaya'nını haklı olduğu yerler de var.

Şöyle diyor:

"Ben falanca hakime, falanca mahkemeye güvenmiyorum demek başka, tüm yargı organlarını suçlamak başka. Herhangi bir hakim hata yapabilir; özel durumlardan genele giderek bu tür suçlamalar yapmak gülünçtür... Hukuk devletinde evvela hukukun üstünlüğüne inanmamız lazım."

Sorun da burada işte:

Özel durumlar...

Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti tarihi, yargıç ve savcılara ilişkin güvenimizi boşa çıkaran "özel durumlar"dan geçilmiyor.

Örnek mi?

Bazı İstiklal Mahkemesi kararları, bazı Yassıada Mahkemesi kararları, bazı Sıkıyönetim Mahkemesi kararları, bazı Devlet Güvenlik Mahkemesi kararları ve elbette bazı Yargıtay kararları...

"Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor Adnan Bey" diyen Yassıada Mahkemesi Başkanı Salim Başol da "hukukun üstünlüğüne" inanıyordu, "Bu ülkeyi sevmiyorsanız, gidin uzayda yaşayın" diyen (ismi mahfuz) DGM hakimi de hukukun üstünlüğüne inanıyor.

İlginçtir, "Millet iradesiymiş, ıvır zıvırmış, geçin efendim bunları, geçin" diyen, "telekulak çeteleri"yle ilişki kurup yasa dışı yollarla elde edilmiş kaseti "parti kapatma davası"nda Anayasa Mahkemesi'ne "ek delil" olarak sunan militan başsavcı da hukukun üstünlüğüne inandığını söylüyor.

Özkaya belki infialinde haklı, ama "yargı bağımsız değil" kanaatini silmek, öncelikle yargı mensuplarına düşüyor.


13 Aralık 2003
Cumartesi
 
AHMET KEKEÇ


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED