|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Ünlü İngiliz yazar Frederik Forsayd, kendisiyle görüşen Ferhat Ünlü'ye kitabını imzalarken, ü'lerin noktalarını koymamıştı. "Ünlü" ile "Unlu" farklı birer kelime oysa. İngiliz, kendi alfabesine göre yazıp çiziyor. Bizim başımız kel mi? Buş'a "Buş" deyişimizin sebebini merak edenler için ufak bir açıklama olsun bu satırlar. Alfabe, millî bir meseledir çünkü. İnternet kullanıcılarının yaklaşık yarısı, adını 'aynen' yazmakta zorlanıyorsa sebep yine bu konuyla ilgilidir. Neyse. Bugün yeni çıkmış bir kitaptan söz edecektim, aklıma önce bunlar geldi.
Ferhat Ünlü'nün "Bir Gölgenin İntikamı" adlı polisiye romanı Everest'ten çıktı. Susurluk Gümrüğü, Eymür'ün Aynası, Sadettin Tantan kitaplarından sonra geçen yıl "Buzdan Gözyaşı" adlı romana imza atan Ferhat Ünlü, yeni kitabında bir cinayetin içine çekiyor okurlarını. "Bir Gölgenin İntikamı, çatışma düşüncesi ekseninde okuru, bireysel gerçekliğin sınırlarında dolaştıran sert bir polisiye roman." notu var kitabın arka kapağında. Romanı bitirir bitirmez, yazara birkaç soru yöneltmek istedim. (Soru cevaplara geçmeden önce hemen belirteyim ki katil uşak değil.)
- Katil olmak için katil doğmak mı gerekir? Kitapta öyle bir cümle var... - Hiddet cinayeti değil ama planlı cinayet işleyen katillerde nevrotik bir artalan var. Doğumdan gelen özelliklerden çok, kişinin çocukluk ve ilk gençlik deneyimleri onu cinayete sürüklüyor. Her halükârda cinayet işlerken epey acımasız olmak gerekiyor galiba. - Sanat cinayete engel midir? - Sanatla cinayet arasında temelde zıtlık ilişkisi var. Biri kurmaya, diğeri yıkmaya dönük çünkü. Yalnız bir uç nokta da var gibi geliyor bana. Ayrımın belirsizleştiği nokta belki de... Benim romanımdaki katil karakter de psikanalistlerin, yüceltme mekanizmasıyla ilgili tahlillerinden hareketle sanatın suçu önleyici bir şey olduğunu öne sürüyor. Bu, belirli durumlar için geçerli bir görüş. - Bir maktülün gözlerine baktın mı hiç? - Hayır hiç bakmadım. Bundan çekineceğimi sanmıyorum. Belki bakmamış olmak bir şanssızlık. 'Maktülün, gözlerinin ardında katilini sakladığı' fikri bana oldukça çarpıcı gelmişti romanı kurarken. Öldürülmüş birinin gözlerinin gerçekte bende bırakacağı izlenimi merak ediyorum. - Romandaki psikolojik çözümlemelere gelelim, psikolojiye özel ilgin mi var? - İnsan ruhu çok karmaşık bir şey. Bir kule, ama aynı zamanda bir kuyu gibi. 'Bastırılmış suç' da, ruhun en mahrem unsuru. İnsanların -üzerinde düşünmektense- görmezden geldiği şeyleri kurcalamayı seviyorum. - 'Çözülemeyecek cinayet yoktur' denir, ne diyorsun? - Günümüzün teknik koşulları gözönüne alınırsa her katil 'sessiz tanık' denilen ipuçlarını bırakıyor. Ama gerçekte cinayet çözümleri 19. yüzyıl İngiliz detektif yazınındaki gibi değildir. Suçlu karşısında Sherlock Holmes kadar güçlü bir detektif yoktur, olmayacaktır da. Bununla birlikte zamanımızda ipuçlarından yola çıkarak tümevarımsal bir izlek üzerinde cinayet aydınlatmak epey kolaylaştı. - Cinayet işletebilecek bir aşka rastladın mı? - Cinayet, 'aşk'tan çok 'tutku'dan doğar gibi geliyor bana. Tutku kirli bir duygu sanki. Tutkuyu iten bir sebep oluşuyor önceden. Yanlış inançlar, ideolojiler gibi ya da karşı cinsten birine yönelik saplantı gibi. - Polisten yardım aldın mı 'Bir Gölgenin İntikamı'nı yazarken? - Mesleki deneyimlerimi kullandım tabii. Soruşturma mantığı, Türk Emniyeti'nin yapısıyla ilgili gözlemlerime; teknik bilgiler ise olay yeri incelemesiyle ilgili araştırmalarıma dayanıyor. Kimi yerde polis şeflerine ya da adli tıp uzmanlarına danıştığım oldu. Yazarın yeminli ifadesi işte böyle. Merakla, keyifle ve hızla okuduğum romanı için ve sorularıma verdiği cevaplardan ötürü Ferhat Ünlü'ye teşekkür ediyorum.
BENZİNCİYE DERS
Fena halde huylandığım bir benzinci var. Ona temiz bir dayak atılması gerekiyor. Bu işle ilgilenecek iri yapılı, saldırgan karakterli, vurdu mu devirecek eski bir milletvekili arıyorum. İlgilenenlerin özgeçmiş ve fotoğrafla başvurması rica olunur.
DANIŞMAN
Kondaliza Rays... Şiir gibi ismi var kadının. Dört defa söyle, olsun dörtlük!.. Kendisi, şiir değilse bile adeta bir caz parçası. Hırslı, atak, yılmaz bir melez. Gel gelelim, gelsinler, herkes gelsin, lâkin o gelmesin. Düşünce yapısı ters.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |