|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
Türk futboluna uzun yıllar hizmet verdikten sonra aktif sporculuk hayatına nokta koyanlar, haklı olarak birikimlerinin meyvesini yemek isterler. Bu, ülkemizde olduğu gibi Dünya'da da aynıdır. Ancak bazı kurallara tabidir. Futbolcu, yeşil sahalarda top koştururken mutlaka spor okuluna devam eder ve "B" Lisans dediğimiz diplomayı alır. Artık yolu açılmıştır. Futbolculuk hayatını noktaladıktan sonra antrenör ve teknik direktör lisansı için kitap okumak zorundadır. İstediği kadar şöhretli olsun paralar kazanmış olsun. Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne. Biz spor yazarlığından ekmek yemeye çalışan, "212" nolu yasa ile kuruluşuna bağlı kişilerin yıllardır mücadele verdiği durum. Şanı, şöhreti gazete sayfasına aktarabildiği haberlerle bulan arkadaşlarım. İşte burada başlıyor sancılar. Futboldan nasibini maddi manevi almış, yaşı kemale ermemiş bu genç sayfanın tepesine birden oturuverir. TV furyası ile bu mekan, ekran olunca ağzı lâf yapsın yapmasın önemli değil başka boyutlara ulaşır. Anlayacağınız pazar açılmış vitrine çıkılmıştır. Son yıllarda bunların en çarpıcı örnekleri ile karşı karşıya değilmiyiz. Hiç çekinmeden yazıyorum. Erman Toroğlu benim arkadaşlarıma tepeden bakıyor, hakaret ediyor ve benim derneğim o adamı (seminere!) davet edip kürsüde söz veriyor. Peki, kimler protesto edip dinlemiyor. Mesleği gazeteci olan saygı değer birkaç arkadaşım. Antrenörlerimize gelince... Rıdvan şeytanımız "pat diye" kendini Fenerbahçe'de buldu fazla dayanamadı tecrübesizliğinin kurbanı oldu. Ancak müthiş zekası ile yorumcu oluverdi. Ekrandan taştı ve Karşıyaka'da eşofman giydi. Bir süre yorumculukla işe ısınan Şifo Mehmet de Malatyaspor'lu oluverdi. Örnek vermek istesem sayfalar yetmez. Onun için nokta koyuyorum. Sağlıklı yeni yıllar sizin olsun...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |