|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu köşeyi takip edenlerin hatırlayacağı gibi, Nuri Gürgür'ün TÜBİTAK Bilim Kurulu'na yeni altı üyeden birisi olarak atanmasıyla ilgili olarak peş peşe üç yazı yayımladım. Bu arada Gürgür ile yaptığımız telefon konuşmasında, bu sütunların "cevap hakkı"na açık olduğunu da belirtmiştim. Elime ulaşacak makul uzunlukta bir cevap metnini köşeye olduğu gibi koyacaktım. Nitekim önceki gün Gürgür'den aşağıda yer alan cevap metni geldi. Ancak gördüğünüz gibi, bu metinde iki cümle (...) ile tedavülden kaldırılmış durumda. Çünkü, bu cümlelerden birincisi, elinizdeki gazetede ne işim olduğundan bahisle hakaretâmiz ifadeler içeriyor. Bu ifadelere yer vermemem tabii karşılanır umarım. "Demokratız" diyorsak, bu kendi elimizle kendi köşemizde kendimize hakaret ettireceğiz anlamına da gelmiyor herhalde... Metinden çıkarılan ikinci cümle ise hiç kimseyi ilgilendirmeyen bir bilgi ihtiva ediyor ve yazılarla hiçbir ilgisi yok. Ayrıca bir hususu daha belirtmek isterim: Birkaç gündür kendilerini "milliyetçi" olarak sunan camiadan Gürgür'e destek çıkma niyetiyle bana gönderilen mesajların büyük bölümünde "fikir tartışması" ile uzaktan yakından ilgisi olmayan ifadeler, hatta galiz küfürler yer alıyor. İnanıyorum ki, eğer bilgi sahibi olsa bu mesajlar Gürgür'ün de büyük tepkisini çeker, canını sıkardı... Öncelikle demokratik zihniyetin sadece kendi ideolojinize yahut yakınlık duyduğunuz fikir ve düşünce alanlarına münhasır saymanızı, farklı düşünce sahiplerini ve özellikle mensubu bulunduğum Türk Ocağı camiasını bu kültürden yoksun addetmenizi çok yadırgadığımı ve bu ön yargının sergilemekten haz duyduğunuz entelektüel tavrınızla bağdaşmadığını belirtmek isterim. Bu peşin hüküm ve duygusallık savunduğunuz bilimsel zihniyete aykırı olduğu gibi, konuya nesnel yaklaşımınızı da ciddî şekilde engelliyor. Yazınızda hakim olan kibirli, yukarıdan bakan ve muhatabınızı küçümseyen tavrınızı ise kişisel ve psikolojik probleminiz saydığımdan sadece işaret etmekle yetiniyorum. Ben Türkiye'de ekseri insanın yaptığı gibi, geçimimi ticarî alanda meşru ve helal yoldan sağlama çabasındayım. (...) Nitekim benim gibi çok sayıda siyasetçi, bürokrat ve üniversite mensubu öğretim üyesinin de ticarî meşgaleleri bulunduğunu, bunların hiçbir kariyer tartışması yaratmadığını her halde siz de kabul edersiniz. Yazınızda pek değinmek istemediğiniz Ankara Ticaret Odası Meclis Başkanlığı sıfatımın ve TÜBİTAK'a tercihimdeki etkisinin ne anlam taşıdığını hatırlatmak isterim. Odamız yüz yirmi bin üyesiyle Türkiye'nin en önemli ikinci mesleki sivil toplum kuruluşudur. Burada bulunduğum makam demokratik yollarla ve dört ayrı kademeden sonra seçilir. Sivil toplum kavramıyla ilgili kitapları bulunan biri olarak sizin bu derece yaygın bir kitle tabanı olan kurumu hafife almanızı çok yadırgadım. Sadece yasal prosedür oluşturabilecek sayıdaki insanların oluşturduğu bir takım kuruluşlara sırf çalışma alanları ve ideolojik amaçları sebebiyle gösterdiğiniz ilgi ve saygıyı Türk Ocakları gibi binlerce üyesi olan tarihî bir kültür kuruluşundan esirgemenizi ideolojik bir tercih olarak doğal karşılasam da, ATO'ya tavrınızın haklı bir yanını göremiyorum. Sadece merak saikiyle sormak isterim; TÜBİTAK'a benim yerime sempatik bulduğunuz kuruluşlardan birinin mensubu tercih edilseydi, bunun demokratik bir açılım ve çok kültürlülüğün gereği yerinde bir seçim sayıp alkışlamayacak mıydınız? TÜSİAD ile ilgili eleştirilerinizi düşündürücü buldum. Meslekî meselelerin dışında hemen her konuyla ilgilenmeyi, politikanın tam içinde olmayı stratejik bir tavır olarak benimseyen bu üst sermaye kuruluşunun (seçkin burjuvamızın), tamamiyle siyasî içerikli çalışmalarının eleştirilmesini neden garipsiyorsunuz? Sizin düşünce yapınızdaki bir insanın kamu oyumuzda patronlar kulübü olarak tanımlanan cenaha gösterdiği bu sıcak yakınlık ve savunma cehdini çok ilginç buluyor ve gayretlerinizin bir kadirbilirlik olarak ilgili tarafın dikkatinde tutulacağına inanıyorum (...) Bilim hayatımızın içinde bulunduğu yığınla problemi, sanayileşme sürecinden sonra bilgi çağını da ıskalamak üzerinde olduğumuzu, bunun tarihi bir facia teşkil edeceğini konuşmak; başta TÜBİTAK olmak üzere bilimsel çalışmalar yapan kurum ve kuruluşların amaçlanan işlevlerini yerine getirmelerinin yollarını aramak, gelişmiş ülkelerde fevkâlade önemli yeri bulunan ticarî bilgi ve bunun etkinleştirilmesi konusunda ATO gibi meslek örgütleriyle açılımlar yapmak gibi konular dururken; Bunları ülkemiz aydınının başlıca sorumluluklarından biri olarak algılamak suretiyle konuşmak ve tartışmak gerekirken; Anlamsız ve faydasız bir tartışmayla meşgul edilmekten büyük rahatsızlık duyduğumu özellikle belirtmek isterim. Yeni yılda mutluluk ve başarı dileklerimle;
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |