AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Başbakan'ın Kıbrıs "double check"I

Son birkaç gündür Kıbrıs üzerinden yürütülen tartışmaların seyri ve geldiği nokta, uzlaşmanın ne kadar güç ve çetrefilli olduğunu bir kez daha göstermektedir. Daha ortada elle tutulur bir plan veya yol haritası yokken kopan fırtınadan anlaşılan o ki, hükümet adım attıkça kaçınılmaz olarak bir çatışma alanı doğacaktır. Böyle olduğu için de Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül adımlarını dikkatli atmakta, geride soru işareti bırakmamaya gayret etmektedir.

Şu halde, birkaç günden beri kamuoyuna yansıyan bazı bilgiler de şüpheli hale gelmektedir..

Mesela, Dışişleri Bakanlığı'nın hazırladığı alternatif planla ilgili bilgiler, mesela hükümetle asker arasında makas farkı olduğu ve politikanın askere danışılmadan oluşturulduğu gibi iddialar…

Özkök'ü Başbakan çağırdı

Yorumlar en çok da Başbakan ile Genelkurmay Başkanı'nın "sürpriz" olarak tanımlanan görüşmesine dayandırılıyor. Başbakan Erdoğan'la Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök günlük programda görülmeyen bir görüşme yaptılar. Ancak, iddia edildiği gibi Özkök, hükümete Annan Planı üzerindeki itiraz ve uyarılarını iletmeye gelmedi. Çünkü, görüşme talebi bizzat Başbakan'dan geldi.

Olay kamuoyuna Genelkurmay Başkanı'nın telaşla başbakanlığa koşması gibi yansıdı ama gerçekte olan şey; Başbakan'ın dün Genelkurmay'dan alacağı brifing öncesinde asker kanadını dinlemek istemesinden ibaretti. Yani bir anlamda "double check" yapıldı. Başbakan ilgili tarafların görüş ve felsefesini ilk ağızdan öğrenmiş oldu.

Bununla birlikte Dışişleri Bakanlığı'nda hazırlanan ve Annan Planı'nı referans alan çalışma da askerlerin iştirakiyle oluştu. Bir yetkilinin deyimiyle aradaki ilişki, "askerler plana uyumlu bir şekilde katılıyorlar" şeklinde tanımlanıyor. Ancak, planla ilgili olarak konuşulan konu başlıklarını bazılarının güncelleşmediği hatta heyetteki bir uzmanın "şu da olsa nasıl olur?" diye fikir egzersizi olarak gündeme getirdiği bir fikrin bile sanki üzerinde mutabakata varılmış gibi yansıtıldığı belirtiliyor.

Peki, askerin plan üzerinde hiç mi itirazı bulunmuyor. Bir Bakan'ın ifadesiyle "Türkiye'nin itiraz noktaları ne ise askerin üzerinde durduğu hususlar da onlardır…"

MGK'ya kadar gidecek…

Mayıs 2004 öncesi Türkiye'nin Kıbrıs konusunda artık tek seçeneği bulunuyor. Çözüm konusunda samimi davranmak ve ilk elde muhataplarını çözüm istediğine ikna etmek. Yani, masaya oturulduğu andan itibaren müzakere ediyor gibi görünüp "imkansızı istemek" gibi bir yol izlemenin rasyonalitesi bulunmuyor. Bu politikanın geçersizliği, yıllardır sonuç alınamayan diploması ile de sabit hale gelmiş bulunuyor.

Hükümet, strateji olarak hem ABD'yi hem de Avrupa Birliği'ni tatmin edecek bir yol haritasıyla masaya oturacak ve Rum tarafını çözüme zorlayacak. Bugüne kadar görüşmelerin üzerine bir gölge gibi düşen "çözümsüzlüğün adresi Türkiye" imajı silinecek. İşte, Ankara'da Kıbrıs ekseninde yoğunlaşan faaliyetlerin temelinde bu fikir bulunuyor. Muhataplarını çözüm konusunda ikna eden düzeyde makul bir planla dünyanın karşısına çıkabilmek…

Yani, yine aynı Bakan'ın ifadesiyle, "aslında Rumların reddedeceği bir planı daha baştan reddederek suçlu duruma düşmek" pratiğine son verilecek.

Bu noktadan sonra ne bekleniyor?

Önce Kıbrıs'ta hükümet kurulacak. Ardından, muhtemelen Cumhurbaşkanı'nın başkanlık edeceği zirve yapılacak. Ve konu önümüzdeki MGK'da da görüşülecek. Muhatabım Bakan'ın "konu MGK gündemine girer mi?" sorusuna verdiği cevap ise şöyle: "Kırk yıldır hiç gündeminden çıktı mı?"


31 Aralık 2003
Çarşamba
 
MUSTAFA KARAALİOĞLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED