AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ

Y A Z A R L A R
Son Tanıklar

Abdülhamit Avşar'ın yazıp yönettiği Son Tanıklar belgeseli TRT-1 kanalında gösteriliyor (Galiba on bir bölüm oldu).

Milli Mücadele'ye katılmış asker-subay gaziler ile o neslin çocukları, o dönemi yaşamış olanlar hatıralarını dile getiriyorlar.

Belgesel için çok yer gezilmiş, çok yer görülmüş, çok insanla konuşulmuş.

Dedelerimizin yurdun kurtuluşuna dair söyledikleri hem kendilerinin hem de seyircilerin gözlerini yaşartıyor. Yeni nesiller bu tür programları seyretmeli, bu günlere nasıl ulaştığımızı görmeliler.

Bu çerçevede Abdülhamit Avşar fevkalade isabetli bir proje gerçekleştirmiş. Üstelik bu proje (draması yok-sözü çok) oldukça tempolu bir format ile estetik-akıcı bir hüviyet kazanmış. Bir uzman ara sıra masa başında konuyu çerçeveleyip, yorumlayıp, yeni bahislere pencere açıyor.

Keşke bu uzman masa başında değil de arazide, bir nevi sunucu gibi kullanılsa idi.

İlk bölümlerde ekrana gelen kişilerin sadece savaştan, işgalden değil o yılların günlük yaşantısından, yokluktan-kıtlıktan falan bahsetmeleri programa bir derinlik ve çeşitlilik katıyor, sosyal muhteva daha bir zenginlik kazanıyordu. Son bölümlere doğru bu sorular ve tabii cevaplar azaldı, hatta yokoldu.

Belgesel savaşın seyrini takibe başladı, böylece askerî bir hüviyet kazandı. Keşke o baştaki yaşantı zenginliği sürdürülseydi.

Çocuklarımız filimleri göre göre, çizgi romanları okuya okuya, ABD'nin Güney-Kuzey savaşını ezberlediler; bir nikâh nasıl olur deseniz kilise ve papazdan bahsediyorlar, kovboylar ve kızılderililer tütün çubuklarından çizmelerine kadar tanınıyor.

Buna mukabil kendi sinema ve televizyonumuzda kendi tarih ve kültürümüzle ilgili daha çok filim görmemiz; bilhassa Milli Mücadele sürecini şimdiye kadar sayısız eserle işlemiş olmamız gerekmez miydi.

Ziya Öztan'ın devlet desteği ile kotardığı büyük bütçeli filimler ne yazık ki, soğuk-resmî-kitabî olup hiçbir heyecan uyandırmadı. Halit Refiğ'in Yorgun Savaşçı'sı devlet tarafından yakıldı.

Belki de bu akıl almaz hadise sinemacıların televizyonların Milli Mücadele konusunda bir proje yapmaları hususunda ürkek hatta ilgisiz kalmalarına sebep oldu.

Elbette ki otoriteler (askerî-siyasî-ilmî) "tarih budur ve böyle yapılır" diye sanatçılara belli bir çerçeve çizip, onun dışına taşmayı her hâl ü kârda yasaklar iseler, bu konu kolay kolay gündeme gelemez. Aksine yumuşak ve hatta teşvik edici (sponsor temin edici) bir tutum takınılırsa (elbette ki makul sansür ölçüleri saklı kalmak kaydı ile) sanıyorum Milli Mücadele filimleri-dizileri artabilir, çeşitlilik kazanabilir. Dönem filimleri masraflı yapımlardır. Şurasını unutmayalım ki burun kıvrılan Yeşilçam o yetersiz alt yapısı ve sermayesi ile bu konuda yüzlerce filim yaptı.

Şimdi de yapılsın diyoruz; daha iyileri yapılsın. Meselâ ben sinemayla iyi-kötü biraz ilgilenmiş biri olarak bir Kara Fatma filminin veya dizisinin çok ses getireceğini umuyorum.

Yenigün mecmuasının otuzlu yılların sonunda çıkan bir sayısında Hikmet Feridun'un kendisiyle yaptığı iç parçalayan bir röportajını okumuştum. Milli Mücadele'ye bizzat katılmış, 250 kişilik bir birliğe komuta etmiş Koca Kara Fatma, Beyoğlu'nda harap bir apartmanda açlığa mahkum yaşıyormuş. Hazin bir son.

Son Tanıklar münasebeti ile Abdülhamit Avşar'ı, ekibini ve bu projeyi hayata geçiren TRT'yi tebrik ediyorum.

Ellerine sağlık.


31 Aralık 2003
Çarşamba
 
MUSTAFA KUTLU


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED