|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kanunların uygulanması
Türkiye'de Avrupa Birliği yolunda gelinen nokta şudur: Avrupa Birliği'ne uyum yasalarının çoğu çıkmıştır. Şimdi konu, bu kanunların uygulanmasındadır. Bir kanun mevcut olmazsa sadece hukuki bir boşluk vardır. Ancak kanun var da uygulanmaz veya yanlış uygulanırsa hukuk düzeni sarsılır. Türk hukuk uygulamasında teamül haline gelmiş bir yapı vardır ki, bunun değiştirilmesi hem çok zor, hem de çok zaman alacaktır. Türkiye'de, bazı uygulamaları şu atasözüne benzetebiliriz: Ev hanımı yaparsa kaza; hizmetçi yaparsa ceza... Başka bir ifadeyle, bazı kimselerin, bazı çevrelerin suç işleme hürriyetleri, yani bir nevi dokunulmazlıkları vardır. Örnekler Bunlardan birkaç misal verelim: Bir yetkili devlet memuru, bir suç işlendiğini öğrenirse, suç duyurusunda bulunmak zorundadır. Bunu yapmazsa suç işlemiş olur. Ancak görüyoruz ki, birçok devlet yetkilisi, elimde öyle dosyalar var ki, açıklarsam yer yerinden oynar diye beyanatta bulunur. Bunun en belirgin misali sayın eski Başbakan Mesut Yılmaz ve eski İçişleri Bakanı Saadettin Tantan'dır. Bunların her ikisi de yaptıkları basın toplantılarında, televizyonlarda birçok defa bunu söylemişlerdir. Bir savcı çıkıp da bunlara, verin elinizdeki dosya ve delilleri dememiştir. Ama bunu herhangi bir küçük memur yapsaydı, belki onun yakasına yapışanlar çok olurdu. Gizli konuşmaları açıklama
Bazı kurumlarda yapılan konuşmalar, tutulan zabıtlar gizlidir. Mesela, TBMM gizli oturumları, Milli Güvenlik Kurulu'nun toplantıları gibi... Eski Başbakan Sayın Bülent Ecevit, MGK toplantısını terkederek, basının ve televizyonların önünde, Cumhurbaşkanı'yla aralarında geçen tartışmayı anlatmıştır. Ülke ekonomisini alt üst eden bu beyanattan dolayı bir savcı çıkıp da, gizli toplantıdaki konuşmaları açıkladığından dolayı takipte bulunmamıştır. Ancak, Hasan Celal Güzel, zaten basında çıkmış bir haberi tekrarladığı için hakkında dava açılmıştır. Halkı ayaklanmaya ve isyana teşvik
Orduyu, halkı isyana teşvik etmek bir suçtur. Ancak bu gün bazı gazetelerde, mecmualarda, orduya daha ne duruyorsun, neden bu iktidara el koymuyorsun tarzında yazılar çıkmaktadır. Bu yazıları yazanlar ve gazeteler hakkında herhangi bir soruşturma başlatılmamıştır. Oysa, Nazım Hikmet, orduyu isyana teşvik suçundan yıllarca hapishanede yatmış ve sonunda Türkiye'yi terketmiştir. Okuduğu bir şiir sebebiyle Tayyip Erdoğan "halkı tahrik etmek" suçuyla mahkum edilmiştir. Dini siyasete alet etmek
Eski Başbakan Mesut Yılmaz Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi'ne gitmiş. Orada yaptığı konuşmada, biz Hacı Bektaş Türbesi'ni dünya Aleviliği'nin merkezi yapacağız demiştir... CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Bülent Ecevit, Alevi dedeleriyle boy boy resim çektirmiştir...Bunlara, kimse çıkıp da, dini siyasete alet ediyorsun dememiştir. Esasen doğru olan da budur. Diğer taraftan Necmettin Erbakan, bazı din adamlarına Çankaya Köşkü'nde iftar yemeği verdiği için partisi kapatılmıştır. Suç işleyenin makamına ve partisine göre ayırım
Bu konuda pekçok misaller vermek mümkündür: Bir ANAP milletvekili TBMM kulisinde Ramazan'da gündüz çay içtiği için gazeteciyi tokatlamıştır... Konya'da bir CHP başkanı, siyasi toplantıda Kur'an'a el basarak yemin etmiştir. Kimse bunların dini siyasete karıştırdığını iddia etmemiştir. Öte yandan Abdullah Gül TBMM Genel Kurulu'nda türban hakkında konuştu diye, takibata uğramıştır. Akla şu sual gelmektedir: Acaba Kur'an'a el basan veya TBMM'de gazeteci tokatlayan kimse, filan partiye mensup olsaydı, ayni suskunluk devam edecek miydi? TBMM'de RTÜK Kanunu konuşulurken
TBMM'de RTÜK Kanunu konuşulurken RTÜK Genel Müdürü'ne milletvekillerinden birisi şu suali soruyor: -Mevcut kanuna göre, bir medya kuruluşunda % 1o dan fazla hisseye sahip kimseler, devlet ihalelerine giremezler. Biliyoruz ki, televizyon ve gazetelerin tamamına sahip kişiler, bu ihalelere girip kazanıyorlar. Bunu nasıl izah edersiniz? Genel müdür şu cevabı veriyor: -Bunu biz de merak edip kendilerinden sorduk. Bize, "hilei- şer'iye ile, hisselerini % 10'dan aşağı gösterdiklerini anlattı" diye cevap veriyor. Fakat bir yetkili makam çıkıp da, bunun hakkında kovuşturma yapmıyor. Asıl dokunulmazlık veya suç işleme hürriyeti
Bütün bu misalleri çoğaltmak ve sayfalar doldurmak mümkündür. Ancak kısaca söylemek gerekirse, Türkiye'de bazı insanların suç işleme hürriyeti vardır. Bu adeta, bir zümreye verilmiş bir dokunulmazlık gibidir. Bu dokunulmazlığa sahip kimselerin listesini yaptığımız zaman bunlar arasında ideolojik bir benzerliğin veya bulundukları makam sebebiyle bir ayrıcalığın olduğunu da görürüz. Milletvekilliği dokunulmazlığı kaldırılırsa, Türkiye'nin bütün meselelerinin hal olacağını söyleyen siyasi parti liderleri var. Bunlara şu suali sorabiliriz: "Milletvekilliği dokunulmazlığı, milletvekilliğinin bitmesiyle ortadan kalkar. Fakat, yukarıda verdiğimiz örneklerdeki dokunulmazlıklar ne zaman kalkacaktır?" Uygulamadaki bu kafa yapısı değişmedikçe, çıkarılan uyum kanunlarını tam manasıyla tatbikata geçirmek mümkün değildir. Zihniyet ayni zihniyettir: Evin hanımı yaparsa kaza...hizmetçi yaparsa ceza...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |