|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Osman Sönmez Rus devlet televizyonlarının eğlence programlarından daha çok kültürel yayınlar yaptıkları gözden kaçmıyor. Sanat yoğunluklu programların yanısıra, belgesel yayınlar yaparak, daha çok tarihi olayları yargılıyorlar. Yüzyıllar geçmesine rağmen Türkiye'de arşivlere dokunulmazken, Rusya daha 20 yıl öncesinin arşivlerini açıyor ve yapılan hataları günyüzüne çıkarıyor. 1991 yılından beri tarihin tozlu sayfalarını raflardan indirerek, geçmişi yargılayan sistem, şu ana kadar uluslararası skandallara sebep olan 230 belgeyi dünya kamuoyuna sundu. İkinci Dünya Savaşı'nın çıkış sebebinden tutun, Stalin'in milyonlarca insanı nasıl katlettiğine dair belgeseller yayınlayan Rus televizyonlarının, akla hayale gelmeyecek konuları işledikleri görülüyor. Bölgesel olarak kullanılan kimyasal silahlar, Çernobil kazasındaki ihmaller ve Kazakistan'da yapılan nükleer silah denemeleri sırasındaki kazalara yer verilen belgesellerin her biri ürkütücü sahneleri konu alıyor. Son olarak 1983 yılında Brent Denizi üzerinde düşürülen Güney Kore'ye ait bir yolcu uçağının Sovyetler Birliği tarafından nasıl düşürüldüğü konusu belgesel olarak işlendi. Brejnev'den sonra koltuğa oturan Andropov döneminde yaşanan bu trajik olayın perde arkası işlenirken, Sovyetler'in ne kadar suçlu olduğu ve yapılan hataların bağışlanamaz olduğu tekrar tekrar vurgulandı. O günlerde dünyayı ayağa kaldıran olay olarak tarihe geçmesine rağmen, Sovyetler'in, ''Bizim uçaktan haberimiz yok'' demekle nasıl bir hata yaptığı ve kendi ciddiyetsizliğini ortaya koyduğu hatırlatılan belgeselde, Sovyetler'in artık gücünü yavaş yavaş kaybettiği yılların başlangıcı olduğuna dair kanıtlar ortaya kondu. Onlarca yolcu ölmesine rağmen, ilk bir hafta dünya kamuoyunda olayı gizleyen Moskova, mızrağın çuvala sığmadığını anlayınca, inkardan vaz geçiyor. Ancak, düşürülme olayının hemen ardından enkazın yanına gittiklerini ve uçakta iki pilotun cesedinden başka bir şeye rastlamadıklarını kayıtlara geçiyorlar. Sovyetler'in karasuları olmasından ve yabancı araştırmacıların girememesinden dolayı o gün için olayların üstü kapatılıyor ve tarihin tozlu raflarına konuyor. Bugün ise gün yüzüne çıkarılan bu olayın tek suçlusunun Andropov'un değil, aslında gelişmeleri dünya kamuoyundan gizleyen Savunma Bakanı Ustinov'un olduğu ortaya çıkarılıyor. Çünkü düşür emrini Ustinov veriyor. Ve yine gelişmeleri o gizliyor dünyadan. Bu yetmemiş gibi, uçağı vuran pilotu da Sibirya'nın en uç köşesine sürüyor. Gelişmelerin suçlusu Sovyetler'in olduğu vurgulanmasına rağmen, ne yazık ki çıkarılan cesetlerin akıbetinin halen belli olmadığına dair şerh düşürülüyor. İşte dünün diktatör ülkesindeki tarihi gelişmelerin bugün demokratik ölçüler içerisinde yargılandığının gözler önüne serilmesini, diğer demokrat ülkeler adına olumlu bir gelişme olarak kabul etmek mümkün.
|
|
|
|
|
|
|