|
|
|
|
Aydın Örs'ü, Çetin ve Alattin hocaları severim ve takdir ederim. Türk Basketboluna çok şeyler vermişlerdir. Yalnız Yunan maçından sonra Hidayet ve Kerem'in aşırı ağır eleştiri almalarının tek sorumlusu bu oyuncular değildi. Basketbolda eşit güçlerin maçları oyunun başında değil, son dakikalarda kazanılıyor. Bu NBA'de böyle, şampiyonalarda ve liglerde de böyle. Yani son dakikalarda oyunun kaderini değiştirecek olan sadece oyuncular değil, kenar yönetimidir. Mehmet, Yunan uzunu Tsakabididis üzerinden ilk çeyrekte 14 sayı bulurken, rakibini oyundan almayan ve 10 sayı geri düşen tecrübeli Yunan Couch'u İonidis ile alay edenlerimiz oldu. Sonuç malum. Boks maçında da başta taktik yumruklar alınabilir, rakibin zayıf noktaları yakalanır ve indirici yumruk sonlara doğru gelir. Ülker'li Rentzias'ın kullanıldığı gibi. Biz önde götürdüğümüz sadece resmi maçlarımız değil hazırlık maçlarının da çoğunu sonlarda kaybettik. Sonra son dakikalar taktiğini dün de yorumladığım gibi teknik kadronun başı verir, yardımcısı değil. Aksi takdirde oyuncuların ister istemez teknik kadroya güveni azalır, hele NBA kariyerli iseler. Hırvatistan maçında da alışılagelen son dakika sendromu yaşayacak mıydık? Fakat bu kaderimiz olmamalıydı. Maça Kerem'in sakatlığı ve moral bozukluğu (!) nedeniyle genç Ender'le başladık. Kader maçımıza Hırvatlar'ın 2.17'lik Chaicago'lu 1980'li deneyimsiz uzunu Bagaric ile Mehmet Okur, Mirsad, Frkacin, Zizic eşleşmeleri, çember altının hangi takım tarafından domine edileceğini belirleyecekti. Keza Ender, Mulaömeroviç eşleşmesinde, Hırvat tarafta Popoviç'in alternatif varlığı kağıt üzerinde ağır basıyordu. Hırvatlar ilk çeyrekte sürekli adam adama ve alan savunması değişiklikleri uygulayarak hücum sistemimizi bozmaya çalıştılarsa da Hidayet'in iyi oyunu ile ilk çeyreği 21-18 geride kapadık. Bu arada Hidayet, oyun kuruculuk görevini de üstlenmişti. İbrahim'in de gününde olması ilk devreyi 38-35 geride kapamamıza rağmen, bu maçın sonucunun kötü alışkanlıklarımızın aksine iyi biteceğinin müjdecisi gibiydi. İkinci yarıya Hırvat uzunlarının fazla faul sayısı ve bizim ribaunt sorunumuz (25-11) nedeniyle her iki takım alan savunmasıyla başladılar. Çekişmeli geçen 3. çeyreği İbrahim'in başarılı dış şutlarıyla 56-50 önde kapadık. Son çeyreğe biz alan savunması, Hırvatlar adam adama başladılar. Hırvatlar'ın isabetsiz şutları ile farkı 10 sayı açmasını bildik. Son 4. dakikada 7 sayı fark, son 27 saniyede ise 71-70 öndeydik. Bu arada alınan bir mola ve onun akabinde yaşanan hakem rezaleti sonucunda 75-72 kazanmasını bildik. Çok şükür son dakika sendromunu yenmiştik, yani "karpuz ağır gelmedi" diyebiliriz. Başarılar çocuklar...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Dizi | Karikatür | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |